Kısa bir süre önce dizi furyasına tutulduk. Uzun zamandır beklediğimiz Game of Thrones’un üçüncü sezon üçünü bölümü yayınlandı bile… İlk iki sezona göre oldukça durgun bölümler izlememize rağmen merak içerisindeyiz.
Game of Thrones’u bilmeyen yok o yüzden hemen diğer dizilere geçiyorum.
İlk üç bölümü oldukça etkileyici olan bu NBC dizisi tahmin edeceğiniz üzere Thomas Harris‘in yarattığı edebi karakter Hannibal Lecter’ın hikayesinin nereden başladığı ile ilgili. Diziyi izlerken katilin kim olduğunu biliyoruz ama cinayetlerin nasıl işlendiği – neden işlendiği, sona giden süreç ilgimizi çekiyor.
Öyküye eklenen diğer bir ana karakter ise kendine özgü düşünme tarzı ve eşsiz bir empati kurma yeteneğine sahip Will Graham. Ülkenin ileri gelen psikiyatrlarından Dr. Lecter, FBI ile birlikte seri katillerin peşinde olan, suçlu profili çıkarma uzmanı özel ajan Graham’a terapi uyguluyor. Her bölümde bir yan cinayete Hannibal’la ilgili bir ipucu ekleniyor. İlk sezonun 12 bölüm ancak yeni sezon için anlaşma olacak mı – olmayacak mı hala meçhul. Haftaya yayınlanması gereken 4. bölüm ise çocuk cinayetleri hakkında olduğu için yapımcı tarafından gösterimden çekilmiş.
Mads Mikkelsen Hannibal rolüyle ürkütücü derecede başarılı. Kitapta okuduğumuz Hannibal Lecter saygın bir psikiyatrist, Mads Mikkelsen ise bu karaktere bakışları ve görüntüsü ile ruh katıyor. Will Graham rolüyle Hugh Dancy ise oyunculuk ve karakter açısından zaman zaman sıksa bile çabuk toparlıyor. Yan roller o kadar yan ki, olsalar da olur – olmasalar da. Cinayetlerle ilgili konular, detaylar, atmosfer, görüntü yönetimi çok başarılı. Her bölümün ne zaman başladığını ve bittiğini bilemiyorsunuz.
Dizinin yaratıcısı Bryan Fuller. Senaryoyu Thomas Harris ile birlikte uyarlıyorlar. Yönetmenler ise; David Slade, Guillermo Navarro ve Michael Rymer’dan oluşuyor.
Dizinin muhteşem sinematografisini ise James Hawkinson ve Karim Hussain yapmış.
Leonardo Da Vinci’nin gençlik dönemine odaklanan kurmaca dizi, Rönesans İtalya’sında geçiyor. Da Vinci’yi yaratıcı bir sanatçı, çapkın ve hayalperest bir aşık, idealist bir adam ve nasıl oluyorsa iyi bir silahşör olarak da izliyoruz. Dizi starz tv için çekiliyor ve digiturk fx kanalından da izlenebiliyor. Leonardo çizimleriyle, eserleriyle ve dehasıyla olduğu kadar masonlarla ilgili her metinde var olmuş biri. Dolayısıyla hayatı ilgi çekici.
Dizide özellikle çizimleri, çizimlerin oluşurken Leonardo’nun gözünden bunu izleyebilmemiz, adeta onun zihninin nasıl çalıştığı konusunda fikir sahibi olabilmemiz harika. Leonardo’nun mutsuz bir çocukluk geçirdiğini – gayrimeşru olduğu için üniversite eğitimi göremediğini biliyoruz.
Cinsel tercihini bildiğimiz halde daha ilk bölümde izlediklerimiz malum. Bunun dışında ise daha ilk bölümden toplum tarafından cezalandırılan masonik oluşumun (Yahudi – Müslüman – Hristiyan) ışığını da izledik. Açıkçası ilk bölümü sevmedim ama bir bölüm daha izlemekte fayda var.
Adeta super kahraman Da Vinci’yi karizmatik Tom Riley canlandırıyor. Mimikleri bir pop star için başarılı 😉 İngiliz oyunculuların ağırlıklı olduğu bolca yan rol var. Aklımda kalanlar, Papa IV Sixtus rolünde James Faulkner ve Türk Al-Rahim rolünde ise Sudan’lı oyuncu Alexander Siddig. Dizinin yaratıcısı David S. Goyer. Kendisini Flash forward’dan tanıyoruz.
Pilot bölümünü izlediğim, syfy’nin tv serisi Defiance, Voltan adı verilen uzaylıların kendi güneş sistemleri yok olunca dünyaya gelişini ve gezegene yerleşimine odaklanıyor. Dostlukla karşılanacak değiller ya bizlerle savaşa giriyorlar ve dünyaya zarar vererek toz ve enkaz içerisinde bırakıyorlar. Uzun yıllar süren savaşın sonunda ateşkes yapılıyor ve insanlarla voltanlar bir arada yaşamaya başlıyor. Tabii herkes iyi niyetli ve bir arada yaşamak konusunda istekli değil. Anlatım bir başlıyor ne kadar garip türde uzaylı varsa birer birer ekrana geliyor.
Tam birinin karakterini ve görüntüsünü tanımaya çalışıyorsun bambaşka bir ırk ortaya çıkıyor. Bu kadar kötü makyajı ve uzaylılar için karakter tasarımını uzun zamandır görmemiştik.
1 saat 25 dakikalık ilk bölümü ibretle izledim. Uzaylıları ağzı gözü yamulmuş yaratıklar olarak görmek istemiyoruz.
Jeb Nolan rolünde Grant Bowler, Irisa rolünde Stephanie Leonidas var.
Pek yakında izleyebileceğimiz diğer dizilere gelince;
Haziran ayının son haftası Amerika’da CBS kanalında vizyona girecek dizi Stephen King’in 1970’li yılların sonunda yazmaya başladığı ve 2010 yılında yayınladığı aynı adlı eserinden uyarlama.
Battlestar Galactica ve Star Trek’den tanıdığımız Ronald Dowl Moore’un son eseri Kasım 2013 te syfy kanalında yayınlanıyor. Daha çok uzun zaman var ne yazık ki :/
Hala okumaya devam ediyorsanız listenize aşağıdaki iki diziyi de eklemenizde fayda var ☺
Bu yıl izlemeye başladığımız House of Cards
2011 yılından beri devam eden The Killing
İyi ki diziler var, izlemeye değer bulduğumuz o kadar az şey kaldı ki… Şimdiden iyi seyirler ☺














