Biten aşkların ardından ne biriktirirsiniz? Fotoğraf, ilk aldığı hediye, ortak okuduğunuz kitap, birlikte izlediğiniz bir film, kullandığı bardak… Hepimizin acı tatlı bir birikimi vardır, geçmiş günleri hatırlatması için atmaya kıyamadığımız.
Ben son bakış biriktirenlerdenim. Bitişine yakın aldığım sinyallerden, hatırlamak istediğim son bakışı yakalar, göz kapaklarımı kapatarak denklaşöre basar ve o halleriyle hatırlarım hep gönlümden kayıp gidenleri…

Yakın zamanda bitirdiğim kitabın yazarı ise yaşadığı aşkları başlangıcından tükenişine kadar yemeklerle harmanlıyor. Kalbine bir sevgi düşmeye görsün hemen koşuyor mutfağa. Tariflerine hem aşkın o ilk coşkusu, hem de hayal kırıklıklarının hüznü bulaşıyor. Kimi zaman gülümseyip, kimi zaman gözleri dolu dolu okuyorsunuz satırları. Belli ki, sevgisini – mutluluğunu – mutsuzluğunu hep yemeklerle gösteriyor, onlara derin anlamlar yüklüyor.

İnteraktif bir şekilde hazırlanmış kitapta; altı adam, altı aşk, altmış beş hikaye ve altmış beş yemek tarifi bulunuyor. Tariflerin altına yerleştirilmiş QR kodları sayesinde web sitesinde yer alan “tarife özel sayfaya” erişiyorsunuz. Kitabın tanıtım videosu bile var ☺
Bir yemek tarifi kitabı beklerken, beni şaşırtan ve Sokak Kitapları tarafından yayınlanan “Aşk Sevdiğim Yemekler Gibidir” den bahsediyorum.

Kitabın yazarı, ilk tattsız tuzsuz yemeğini anne ve babasına tattırdıktan sonra parmaklarına lezzet sihiri serpilen Aynebilim. Daha çok genç ama aşk konusunda hepimiz gibi hataları olmuş ve dersler çıkarmış.
“Aşklarım da yemeklerim gibiydi. Kiminin tuzu az oldu, kiminin baharatı fazla, kimine sarımsağı dayadım, kiminin de altını yaktım. Baktım zamanla yemeklerim aşklarımdan da güzel oluyor. En iyisi yemek yapmaya devam edeyim…” diyecek kadar da asi ve aşka dair isyankar.
Satırlar aşkla dolu olunca daha bir kolay okunuyor, araya giren tarifler ise yaşanan o anı daha anlamlı ve hatırlanır kılıyor. Kitapta bir veda sonrası, gözyaşlarına eşlik eden Fırın Sütlaç tarifi de var, asker yolu beklerken yaptığı Kremalı Mantar Soslu Tavuk Biftek de. Hasta olduğu halde, içindeki sevgiden güç alarak yaptığı Musakka da var, sevgilisini sakallarından öperek uyuttuktan sonra hazırladığı Karnıyarık da….
Muhtemelen aşağıdaki ninniyi söylüyordu sevgilisine.
Kitaptan kısa bir bölüm ile devam edeyim.
… Benden önce hayatında sevdiği değil birlikte içeceği kadınlar olmuştu. Benden sonra da öyle olacaktı muhtemelen. Birlikte içki içmeleri yeterli olacaktı bir ilişki için. Ama bizimki farklıydı, ben onun ayıkken sevdiği bir kadındım, ben onun ayık olma sebebiydim.
Sonunda dayanamadım, susturdum. “Yeter artık, lütfen bunu bana bir daha anlatma.” Dedim. Bozuldu öyle dediğim için, üzmüştüm onu. Onu üzdüğüm için üzüldüm, keyfini tekrar yerine getirmem gerekiyordu. Baktım kadehi boşalmıştı. “Bu sefer ben dolduracağım kadehi” dedim.
Sanki az önce ona kızmamışım, bir daha bana bunları anlatma dememişim gibi hemen bana tarif etmeye başladı, gözleri parlıyordu. O tarif etti, ben bardağı hazırladım, tam istediği gibiydi. Artık kadeh kaldırmanın vakti gelmişti, kadehini kaldırdı.
-Mutluluğumuza…
-Mutluluğumuza…
-Sevgimize.
-Sevgimize.
-Seni çok seviyorum.
-Ben de seni çok seviyorum. …
Bu satırlardan sonra Fırında Tereyağlı Kalamar Tarifi geliyor. Sayfanın altında bulunan QR kodu sayesinde tarifin bulunduğu web sitesine erişiyorsunuz. Sonrasında günlük hayatınızda bu lezzetli yemeği yediğinizde okuduğunuz satırları hatırlıyorsunuz.

Kitabı okuduktan sonra düşündüm, illaki hatırladığımız – yaşadıklarımızla özdeşleştirdiğimiz bir yemek bulunuyor kendi mutfaklarımızda.
İşte kendi mutfağımdan anılarıyla birlikte silinmeye yüz tutmuş basit bir tarif ;
Yoğurtlu Kabak!
Bu arada yemeğimiz 2 kişilik.
Malzemelerimiz; En miniklerinden 3-4 kabak, 1 paket doğranmış kuru soğan, 1 yemek kaşığı pirinç, 1-2 yemek kaşığı z.yağı. Üzerine sos olarak kullanacağımız 1 kase yoğurt.
Tencereye z.yağımızı koyduktan sonra yarım su bardağı kadar soğanları ekleyip, ona olan sevgimiz gibi öldürüyoruz ^^ Üzerlerini cırtlayarak küp küp doğradığımız kabakları tencerenin içine atıp, geçip giden güzel günlerimizi düşünüyoruz. Beş dakika sonra o güzel günlerin kokusu burnumuza geliyor, bu kabaklar teslim oldu demek. Bir bardak sıcak su ekleyip, kabaklara yani ilişkinize bir şans daha verip, sonrasında uğur getirmesi için pirinçleri serpeliyorsunuz. Tuzunu unutmayın, hatta biraz şeker bile ekleyebilirsiniz 😉 Göz açıp kapayıncaya kadar yemeğiniz pişmiş oluyor, tıpkı yaşadığınız aşk gibi… Servis tabağına aldığınız kabakların üzerini kutsal yoğurtla kaplamayı unutmayın. Bilirsiniz yoğurt pek çok şeyin ilacı. Afiyet olsun.
Çok sağlıklı, hafif, pratik ama pek romantik değil tıpkı ben gibi 🙂

Şimdi kendi tarifinizi düşünün ve Aynebilim gibi “Kahrolsun bağzı erkekler” deyin.
Sözün özü; sürpizli bir kitap okumak isteyenler, açken ve boş bir kalple tüketmemeniz gereken “Aşk Sevdiğim Yemekler Gibidir” tam size göre.
Aynebilim’e sürekli üşüyen ayağını ısıtacak, kola tutkusundan vazgeçirecek, o yemek yaparken en azından malzemeleri doğrayıp, yanında duracak ve onu kendisi gibi önemseyip – el üstünde tutacak, güveneceği birini diliyorum.

Aşağıda bu interaktif kitabın sosyal hesapları ve satın alabileceğiniz satış noktalarını bulabilirsiniz.
Kitabı internet sitesinden sipariş ettiğinizde imzalı ve kalp kurabiyeli olarak kargolandığını da belirtmek isterim ☺
Not : Facebook grubunu takip edenleri, Aynebilim’in hazırladığı kahvaltı eşliğinde hoş bir sohbet bekliyor. Aklınızda bulunsun 😉



