Brand Week 2017 1. Gün Notlarım

Gelin sizi, yılın en ilham verici haftası Brand Week 2017’ye götüreyim.

Brand Week 2017 1. Gün notlarım yazımda size bekliyor.

Brand Week 2017 1. Gün Notlarım

Brand week bu yıl Zorlu PSM’e taşındı. “Efsaneler” temalı etkinlik ilk gününde alanında birbirinden değerli konuşmacıyı ağırladı.

 

Artık gelenekselleştiği üzere Yekta Kopan’ın açılış konuşması ile gün başladı. Yekta Kopan, “Dünyamız hızlı değişti artık markaların başarılı olması için hikayeler yetmiyor. Bu sebeple markaların efsane yaratması gerekliliğine istinaden temamızı efsane olarak belirledik. Bu yıl 4 farklı sahne ve akış ile bir programımız var” dedi ve günün programını bizlere aktardı.

 

Günün başlığı “Legends of Marketing” idi ve programımı programımı Tiyatro sahnesi üzerinden planladım. Dolayısıyla notlarımı burada gerçekleşen oturumlar üzerinden derledim.

 

İlk olarak sahneye Nielsen İnovasyon Bölümü Partneri & Direktörü MAREK RUDEK geldi. “İnovasyonun Altın Formülü” sunumuna “Her şey inovasyonla ilgili. İzlediğimiz tüm lansmanlar, sunulan yenilikler inovasyonla ilgili” diyerek başladı ve ekledi…

Rekabet çok güçlü ve tüketicilerin davranışı değişiyor. Üreticiler baskı altında. İnovasyon kolay değil ve uzun bir hikayesi var. Üreticiler yeni ürün lanse ettikleri zaman tüketiciler yeni olanı tercih ediyorlar. Üreticiler bununla mücadele edemiyor. Burada güzel olan şey küçük üreticilerin öne çıkma fırsatı bulması.  

İnovasyondan bahsettiğiniz zaman öncelikle sizin ürünlerinizi kullanmayan kişileri düşünmeniz gerekiyor. Bunun nedenini sorgulamalısınız. Bu kişilerin günlük alışkanlıklarını araştırmalısınız. Bunları yaptığınızda inovasyon çok daha kolay olacaktır.

 

MAREK RUDEK sunumunda iki adet örnek inovatif ürün de gösterdi. Biri Rusya’dan püre halindeki mamayı ambalajıyla bebekler için oyun haline dönüşen bir marka oldu.

Rudek, “İnovasyonların 4 te 3 ü yeterli kaynağa sahip değil. İnovasyon yaparken mesajın doğu bir şekilde iletilmesi, müşteri ile bağ kurması çok çok önemli. 

Beynimiz çok hızlı bir şekilde bilgi işliyor ancak algıda sorunlar var ve müşterilerimize alışverişlerinde yardımcı olmalıyız. En kötü ambalaj ve en iyi ambalaja baktığımızda satınalma konusunda %70 lik bir bölüm iyi bir ambalajı tercih ediyor. 

Mağaza alışverişlerinde müşteriler genellikle 10 kelime okuyorlar ve 450 ürüne bakma kapasiteleri var. Her bir ürün için sadece 1,5 saniye harcıyorlar.

Rudek, inovasyon konusunda globalde Polonya’da yayınlanan donmuş balık markası Dorado ve Chobani’nin kampanyalarını örnek gösterdi. Türkiye’de ise Ülker olalala ve Eti süt burger çalışmalarını inovatif bulduğunu belirtti.

Finalde ise “İnovasyon için ezber bozmanız, eşsiz olmanız, fark yaratmanız, yeni müşteri bulmanız ve mükemmel uygulamanız lazım” dedi.

 

 

Ardından sahneye Besin Fütüroloğu ve Bellwether Direktörü DR. MORGAINE GAYE geldi.

Geleceğin Gıda Trendleri”ne yer verdiği sunumunda Gaye, “10 yıl sonra nasıl besleneceğiz?” konusuna odaklandı.

Morgaine Gaye, konuşmasına yediğimiz şeyi seçmemizin sebebi tat diye başladı. Tadı, sadece dilimizle aldığımız lezzet olarak değil, deneyim ve duygularla hissedilen bir olgu olarak açıklayan Gaye, kültür, tarih ve kişiliğin yediğimiz şeyleri belirlediğini söyledi. Gelecek on yıldaki gıda trendlerini ise dört ana başlıkta topladı.

Şekil ve Doku (Texture)

Gıdada şekil ve doku değişiklikleriyle yepyeni bir deneyim yaşatma yoluna gidilecek. Örneğin; modadan ilham alan desenleri, üç boyutlu pasta kaplaması olarak, lolipopu piramit şeklinde alışılmışın dışında sunulacak. Tüm bunlar, tüketiciye yeni bir deneyim kazandırma odaklı olacak. Bu trendin en son örneklerinden biri de waffle shot adı verilen, içinde kahve servis edilen kıtır waffle’lar…

Toprağa Dönüş (Back to the land)

Gaye, toprağa dönüş diye adlandırdığı trendle özellikle doğadan ve yeşilden yoksun kalmış şehir insanının buna olan özlemle yiyeceklerin renklerinin ve görüntülerinin koyu renk, siyah, kahve ve yeşil tonlarında olacağını açıkladı. Siyah, gıda da ana renklerin başında gelecek. Kömür karası olarak ifade ettiği siyahın gıda örnekleri; olarak, ekmek, kurabiye, makaron, dondurma ve %100 bitter çikolata. Gıda ürünlerinde koyu rengin kullanılmasındaki ana sebepler, toprakla gıda arasında bağ kurmak ve topraktan size geldi demek. Hatta birçok şef, tabaklarında böceğe benzeyen görüntüler yaratıyor. Bu da aynı şekilde doğal ve toprağa yakın göründüğü için tercih ediliyor.

Çocuk Ruhlu Büyükler (Kiddult)

Değişen hayat koşullarıyla sırtına birçok sorumluluk alan yetişkinler, biraz olsun bu sorumluluktan kaçmanın yollarını arıyor. Dünyada Hello Kitty markasının oldukça ilgi görmesinin sebeplerinden biri de bu. Bu nesil, kedili kurabiyeler, sevimli yaratıklar, renkli makaronlar gibi çocuksu, eğlenceli ve oyuncaklı özelliklere sahip gıdalardan hoşlanıyor. Yeni nesil, öncekilere göre daha az alkol tüketiyor, sabah kahvaltısına daha önem veriyor. Örneğin; şeker deposu olarak düşündüğümüz donutlar bile içerik değiştiriyor, kefirli, bal, cevizli yiyeceklere dönüşüyorlar.

Yıkım (Disturaption)

Kanunsuzluklar, ayaklanmalar, aşırı kalabaklıklar, doğal afetler, fikir ayrılıkları her konu gibi gidada da etkisini gösteriyor. Geri dönüşüm kumaşlarından elbise yapanlar, kıyafetlerini üst üste özensiz giyenler, kısaca birçok ülkenin içinde bulunduğu bu yıkım durumunu üzerindekiler ve yedikleriyle ifade edenler, aslında yemekte de bizi tek bir noktaya götürüyorlar: Çirkin, artık yeni güzel.

 

Yediğimiz şeylerde kültüre ve tarihe bakmak gerekiyor diyen Gaye, “Doku değişince, Yeme deneyimi de değişir. Her seferinde farklı ve yeni bir deneyim yaşarsınız. Trend konusunda beyazdan uzaklaştık, daha doğalına yönlendik ve doğal renkler kullanmaya başladık. Siyah ekmekler, siyah koyu renkli yiyecekler ortaya çıkmaya başladı. Doğa hissiyatı ön plana çıktı ve bunu her alanda gözlemliyoruz.

Böcekler de bu tür beslenmenin bir yansıması. Böceklerden gelen proteinin alınması için kombine gıdalar üretiliyor.

Buna “Mini hayvancılık” dediğinizde insanlar kendini rahat hissediyor ve bunu tüketmeye meyilli oluyor.

20-30 yaşındaki kişiler büyümek istemeyen çocuklar. Aileleri tarafından destekleniyorlar ve çocuk gibiler. Bebek gıdaları ve smoothie’leri tercih eden bir nesil bu.

Kiddult dediğimiz çocuğa yakın davranışlar sergileyen bir nesil. Sağlıklı ve eğlenceli şeyler tüketiyorlar. Eğlenceli ve yüzü olan gıdalar üretilmeye başlandı bu grup için.

Diğer bir trend ise bozma. Ben gıdaya büyüyen jeopolitik bir trend olarak bakıyorum. Hukuksuzuluk ve alttakilerin yükselişi, doğal afetlern çıkması, çirkinin güzel olması güncel karşılaştıklarımız. Geleceğe baktığımız zaman bu referans noktasıyla moda karşıtı moda ortaya çıktı.

Görüntüsü bozuk, göze hoşa görünmeyen, korkutucu olabilen ve sanki yuvada bulunan bir çocuğun elinden çıkmış gibi ürünler trend haline geldi.

Bozucu markalaşma da ortaya çıkmaya başladı. Örneğin ikea poşetlerinden elbise veya yüz maskesi yapılması gibi.

Markalarda bu bozulma etkisini kullanmaya başladı. Herkesin hayatını editleyip, bir kanıt olarak sunduğu bir zamandayız. Bunun da modası geçiyor. Moda karşıtı moda yükseliyor. Zaman değişiyor ve bir şeyleri farklı yapabilmenin yolu bunlar.

Bir gıdanın karizması her şey olabilme kapasitesidir.

 

 

Bir sonraki oturumda Harvard Üniversitesi; Wyss Institute, Öğretim Üyesi DR. DAVID A. EDWARDS’ı dinledik.  Dijital Koku” sunumuyla izleme şansı bulduğumuz Edwards’ın sunumu pek anlaşılamadı. Daha doğrusu kendisini ve çalışmasını ifade etmekte zorlandı.

Özetle;

Biyolojinin yaptığı keşifler şunu gösterdi ki beş duyumuzu sadece bir şeler anlatmıyor, sağlığımızı da etkiliyor. 

Ben 5 algısal duyu tasarımı ile uğraşıyorum. Tüm bunlar tasarlanabilir ögeler. Bu 5 algısal sinyal hava yoluyla taşınıyor. Bu algı duyularından biri koku. Bunun dijitalleşmesi gerekiyor. Kokunun bir kültür biçimi olması ve daha gürültülü – ses getiren bir konumda olması gerekiyor. Burada bir motivasyon var. Kokunun sağlık açısından dijitalleştirilmesi çok önemli. Koku, doğrudan beynimize ulaşan tek algısal sinyal. Beynimizle direkt bağlantılı.Uzun süreli hafızamızla da bağlantılı. Klinik çalışmalar nörolojik ve metabolik durumumuz değiştiğinde, kokuya karşı duyarlılığımız değiştiğini gösteriyor.

Koku bedenlerimizi iki şekilde etkiliyor; koklama ve lezzet Bu da bir şey yerken ve içerken ortaya çıkıyor, ağzımızdaki aromalar beynimize lezzet imajları gönderiyor. Bu imajlar susadığımızda elma istememize sebep olabilir. Sentetik bir dünyada yaşıyoruz ve algı sinyallerinin iletilmesinde koku son derece önemli. Koku sadece burnumuzda değil, kalbimizde ve ciğerlerimizde de var. Dijital açıdan ışığı ve sesi dijitalleştirdik ancak koku konusunda daha yapacağımız çok şey ve motivasyona ihtiyacımız var.

 

Edwards Onotes Player’i icat etmiş ve şu anda bununla ilgili klinik çalışmalar yapmaya devam ediyor. Özetle ücretsiz bir platform ve iTunes üzerinden ücretsiz bir şekilde indirilebiliyor. Bu cihaz belli koku sinyalleri sağlıyor. Sizin hoşunuza giden, rahatlatan sinyaller yaratıyor. Cihaz üzerinden Alzheimer başlangıcı, diyabet ce grip gibi rahatsızlıklar (kokudan faydalanılarak) tespit edilebiliyor.  Bunu bir programla gerçekleştiriyorlar.

 

 

Ardından Efsane isim, Iron Maiden’ın Solisti, Pilot ve İş Adamı BRUCE DICKINSON’ı dinledik.

Müşteriden Hayran Yaratmak” konuşmasıyla Bruce Dickinson, adeta hayatını bir film şeridi gibi aktardı ve bu süreçte yaşadığı tecrübeleri aktardı.

Müşteri değil hayran yaratmanın altını çizen Dickinson, “Müşteri yaratırsanız onların yürüyüp gidebileceğini ama hayranlarınızın her daim yanınızda olacağını unutmayın” dedi.

 

Özetle;

Müşterilerinizi hayranlarınıza çevirmeye çalışıyorsunuz. Bu çok zordur. Alışılmışın dışında şeyler düşünmekle ilgilidir. Bir marka fikri ortaya atmak şarkı yazmaya benziyor. Müzik mi önce geliyor yoksa sözler mi… bu önemli değil. Önemli olan önce bir şeyin – bir fikrin olması. 

Sürecin içinde neler var öncelikle buna bakın, fikir sonrası vakaya ihtiyacınız var. Benim marka hikayem hayal gücünü gösteriyor, birlikte olmayı gösteriyor.

 

 

Ardından Moleskine Srl Yönetim Kurulu Başkanı ARRIGO BERNI’yi dinledik. Berni, “Dijital Yıkıma Karşı Marka Amacı: Moleskine’in Hikayesi” ni bizlerle paylaştı. Berni “orijinallik” kavramının, marka amacı inşa ederken ne denli etkili olduğuna odaklandı. Bir markanın “kimlik inşa eden” konumda olması, kullanıcı ile arasında benzersiz bağlar kurmasını sağlıyor. Bu ise yalnızca ürün ile olabilecek bir şey değil. Moleskine ise tam da böyle, kullanıcının kim olduğunu ifade etmesini sağlayan bir marka.

 

 

York Üniversitesi İşletme Okulu, Pazarlama Bölüm Başkanı PROF. DR. RUSSELL BELK, “Dijital benlikler” sunumuyla sahnedeydi.

Russel Belk; “Markaları sevmekle ilgili. Bu markaların bazıları şu anda yoklar. Dövmeli tüketicinin olunda dövme kaldı. Müşterinin üzerinde logolu bir kıyafet olabilir ve bazen taklit edilebilir.  Markaların giydiği kişilerle bir uyumu vardır. Taklit markaları kullananlar bir gün bu markalara sahip olmak istediği için bunu yapar.

Telefonlarımız artık ana iletişim kaynaklarımız. Adeta gerçek benliğimizin birer uzantısı. Alışkanlıklarımız bize özgü ve olduğumuz kişiyi yansıtıyor. Yeni aldığınız şeyler değil ama hayatınızın bir parçası olan şeyler kalıcı oluyor.

 

İçsel benliğimiz fikirler ve deneyimlerden beslenir. Kişisel markam ve bizim markamıza inildiğinde topluluk markaları ortaya çıkıyor. Bu bir iPhone olabilir, Aynı markayı paylaşan kişilerde marka topluluğu algısı oluşur. Markalar bu bizim markamız değil, sizin markanız mesajıyla bu algıyı yaratır.

Yeni dönemde bloggerlar düzenli olarak markalarla ilgili paylaşımlarda bulunuyor. Markalar bu çalışma karşılığında blogger’lara ücretsiz ürün veriyor. Bu sayede pazarlamacıları bir miktar kontrol sağlayabiliyor, geri kalan kontrol blogger’da oluyor. Marka olarak bu çalışmalarda siz blogger’ı işaret edip, müşterilerinizi yönlendirdiğinizde ters tepki alabilirsiniz. Yapılan tüm çalışmalar ve işler içerik sağlamakla ilgili. Eğer tüketiciler çalışmalarınızı “şu bloğa – bu hesaba” gönderdiğinizi düşünürlerse sizi topa tutarlar.

 

Bir sonraki aşama apple, siri, google now ve cortana gibi teknolojiler üzerinden şekillenecek. Nesnelerin interneti 10 milyar bağlantıya sahip ve bu rakamlar büyüyecek. Amazon bu durumdan büyük fayda sağladı.

Marka topluluğu içinde marka yani “ortak markalama” revaçta. Kutu açma videolarına kullanıcılar tarafından yoğun şekilde ilgi gösterilmesi de sürecek gibi duruyor.

 

 

Google Video Çözümleri Direktörü DYANA NAJDI, “Dikkat Ekonomisinde Kazanan Stratejiler” sunumuyla Brand Week 2017 sahnesindeydi.

Dyana Najdi; “Mobil her şeyi değiştirdi. Son on yılda gerçekleşen en önemli şeylerden biri YouTube.

Karşılaştığımız şey sadece izleyicileri bir araya getirmesi değil, içerik üretimine imkan vermesi ve bu içeriği seven kişileri bir arada bulabilme imkanı sunması.

Trendlerin öncüleri YouTube’dan çıkmaya başladı. Makine öğrenimini bu alanda kullanıyoruz ve buna yoğunluk veriyoruz. Niyet esaslı hedef kampanyaları bu alanda yaptığımız çalışmalara örnek.

 

Müşterileri edindikten sonra dikkatlerini nasıl çekeceğiz? Bu nokta çok önemli. Dikkat ve etki üzerine çok fazla çalışma var. Günümüzde insanların dikkatleri sürekli değişiyor. Dijital peysaj içerisinde müşerinin dikkatini çekemezseniz etki yaratamıyorsunuz.”

 

 

Ardından KONDA Araştırma ve Danışmanlık A.Ş, Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi BEKİR AĞIRDIR’ı dinledik. Ağırdır “Tüketici Artık Bildiğiniz Tüketici Değil” sunumuyla bizleri büyüledi.

Bekir Ağırdır, özetle;

Bu hayatın içinde şunu kavramız lazım define yok. Testlere alıştık belki ,ama günümüzde karşılaştığımız tüm seçenekler doğru ve tek başına sihirli bilgiye sahip değil.

Geçmişeki müşteri günümüzde yok. 

 

 

Türkiye batı ülkelerinden daha fazla kutuplaşma yaşıyor. Yaşam tarzları da buna dahil.Kullanıcıların %28 ‘i markaları bu bilinçle tercih ediyor. Korkuları kaygıları olan tüketici var karşınızda. Değerler ve pratikler arasında büyük bir yarılma var. Türklerin %35’i başarıya giden her yol mübah diyor. Türk insanının yalnızca %32’si kendini güvende hissediyor. Tüketicinin içe kapandığı bir dönem yaşıyoruz. Değerlerimiz ve pratikte uyguladıklarımız birbirinden çok farklı. Büyüme kaygıdan beslenir. Büyümeye devam ediyoruz diye şu dönemde yeni mağazalar açarsanız sıkıntı gelir. Bireysel hayatında umutlu ve sorun çözücü olan Türk insanı, toplumsal hayatında korkak ve değişime kapalı. İtibar, sadece güven ve güvenilir olmakla ilgili. Ne olabilirsiniz, ne olmalısınız konusunda net ve kararlı olun.

 

 

Brand Week 2017, Dijital Dönüşümün Ekonomisi” paneli ile sürdü.

Panelde; BloombergHT TV Genel Yayın Yönetmeni CÜNEYT BAŞARAN, Bloomberg HT Radio Genel Yayın Yönetmeni AÇIL SEZEN’i dinledik.

 

 

Harvard Business School Öğretim Üyesi PROF. DR. JOHN DEIGHTON, “Büyük Veri Çağında Marka İnşa Etmek” sunumuyla Brand Week 2017’deydi.

Bugün size mesleğinizden – mesleğimizden bahsedeceğim.

70 yıldır reklam ajansları ve firmalar pazarama mesleğinde disiplin sağlayıcı oldular. Organizasyonun farklı bir yerinde bilgi teknolojisi uzmanları var. Her meslek grubu (pazarlamada) tıpkı kıtalar gibi birbirine yaklaştı. 2017’de de rekabetçi ortam değişmedi. Endüstrl dünyasından bilgi çağına geçmiş durumdayız. 

 

Platformlar yeni değil, zaten hayatımızdaydılar. Son 10 yıl içinde karşılaştığımız büyük 5 firmanın 4’ü ürün değil platform odaklı. Kazanacak olan firmalar çevik olanlardan çıkacak. Veri üzerinden hareket eden sistemleri elinde bulunduranları çevik olarak nitelendiriyorum. Nesnelerin İnterneti dönemi yeni gelen bir çocuk gibi. Trilyonlarca cihaz olacak. Pazarlamanın bu denli veri odaklı olacağı aklıma gelmezdi. 2020 yılında yapay zeka örneklerine daha bol rastlayacağız. 10 milyar kişi bilgisayar, 7 milyar kişi mobil cihaz kullanıyor. Trilyonlarca ölçekte olacak veri. İnovasyon istiyorsanız verinin serbest akışına izin verin. Kazanacak olan firmalar çevik olanlardan çıkacak.

 

 

Ardından, L’Oréal, Dijital Dönüşüm Direktörü JEAN-FRANÇOIS MIGNOT “Güzelliğin Dijital Dönüşümü” sunumuyla Brand Week sahnesindeydi. Mignot bizlere mesleki geçmişini ve deneyimini aktardı.

 

 

Serdar Kuzuloğlu moderatörlüğünde “Rekabetin Önemi” paneli ile gün devam etti.

Ben, Unilever Türkiye Eski CEO’su İZZET KARACA sohbetine katılabildim.

Karaca özetle “Bugün bir çok müşteriniz sizin rakibiniz olmuş durumda. Bunu kazan kazan çerçevesinde bir düzene oturtmak lazım. Küreselleşmeyi destekliyorum. Tüketicimize daha büyük yeniliklerle ürünlerimizi sunabiliyorum. Global ve lokali birlikte değerlendirmek lazım. Markanın hala çok önemli olduğunu düşünüyorum. 360 derece reklamlar ve aktiviteler bir bütün. Raflarda ürünleriniz nasıl görünüyor önemli ve bir albeni sunmanız lazım. Ve finalde paketin açılma anı çok değerli. YouTube’da en çok izlenen videolar kutu açma videoları. Ambalajlanmış ürün fetişi, yarattığı heyecan hala taze. Global düşünmek zorundayız. Bu işe alternatif yabancı diller öğrenerek başlamak lazım. Türk iş adamlarımız globalleşmeyi fuara katılmak olarak algılıyorlar. Globalleşmek için gireceğiniz pazarın ihtiyaçlarını anlamanız lazım. Hedeflere ulaşmak için kısa vadeli düşünmeyin. Krizde yatırımlarınızı kesmeyin. Algida’yı algida yapan, kriz zamanlarında fiyat politikasını ele almaktı. Asya ve Afrika’ya uzanmak ve büyümek lazım. Yeni pazarları araştırın. 

İzzet Karaca’nın dilinden kitabı “Yeni CEO Sensin” i dinledik.

 

 

Brand Week 2017,  Türkiye’nin Fark Yaratan Kadınları: Women to Watch 2017” paneli ile devam etti. Ardından Women To Watch 2017 Ödülleri bu harika kadınlara verildi.  Women To Watch 2017, bu yıl beşinci defa veriliyor.

 

Women to Watch 2017

Bloomberg HT Programcısı, Gazeteci-Yazar ASLI ŞAFAK “Kadınlar ekonomiyi sevip öğrenirse ancak o zaman bu ülke aydınlığa çıkacak” dedi.

 

Bayer, Tüketici Sağlığı İngiltere ve İrlanda Ülke Müdürü OYA CANBAŞ, “İstemekten çekinmeyin. Kadın olarak o mu – bu mu değil, hepsini isteyin”dedi.

 

 

Vodafone Türkiye, Marka ve Pazarlama Stratejisi Direktörü EBRU ÖZGÜÇ, “Kadınlara ilham vermeye çalışıyoruz.Bu oturduğunuz yerden olmaz,yenilikçi olmalısınız” dedi.

 

 

Koz Susani Design, Tasarımcı DEFNE KOZ, “İşimiz hayal etmek, hayalimizi destekleyerek gidiyoruz. Kadınların hayatlarına farklılık getirmek zorundayız. Hayallerim teknolojik değil. İşim de teknolojiyle ilgili değil” dedi.

 

Yapı Kredi, Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı NAZAN SOMER , “Üst düzey pozisyonlarda çalışan kadın sayısı eşit, ancak yeterli değil. Değişimden ve dönüşümden korkmayın. Bir kadın olarak Önceliklerinizi belirleyin, kendinizi tüketmeyin” dedi.

 

Garanti Bankası Dijital Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı DİDEM DİNÇER BAŞER, Dijital dönüşüm konusuna dikkat çekti ve dijital dönüşümde tıpkı bir Startup gibi hareket ettiklerini söyledi.

 

 

Brand Week 2017’nin son panelini, 20Something Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktörü BENOIT VANCAUWENBERGHE moderatörlüğünde izledik. Panelde dinleme şansı bulduğumuz YouTube yıldızlarının minik videoları aşağıda.

 

 

 

 

Brand Week 2017’nin birinci gününde Ayşe Arman’ın iyilik kolyesi projesi ile yakınlaştık. Gazeteci ve Köşe Yazarı Ayşe Arman “Kendi kendimi bildim bileli kalbimin sesini dinledim. kalbimin peşinden gittim” dedi ve “iyilik kolyesinin” oluşum hikayesini ve dokunduğu hayatları anlattı.

 

 

Brand Week 2017’nin birinci günü notlarım sona erdi. Yarın ikinci gün notlarımı paylaşmaya çalışacağım. Gelecek olanlarla görüşmek üzere 🙋🏼

 

  1 Yorum

  1. Pingback: Brand Week 2017 2. Gün Notlarım - Fundalina

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir