Cehennem Filmi “Inferno” bu cuma vizyona giriyor.
Warner Bros Türkiye basın gösterimi ile izlediğim film, simgebilim Profesörü Robert Langdon’ın son macerasını beyazperdeye taşıyor. Dan Brown’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmle ilgili merak edilenleri ve yorumumu okumaya lütfen devam edin.
Filme geçmeden önce esere kaynaklık eden romanla ilgili kısa bir bilgi vermek isterim.
Cehennem Kitabı
Cehennem, Dan Brown’ın “Melekler ve Şeytanlar”, “Da Vinci Şifresi”, “Kayıp Sembol” kitaplarından sonra Robert Langdon serisindeki dördüncü romanının uyarlaması. 574 sayfadan oluşan kitabın başında yazar Dan Brown’ın “Gerçekler” açıklaması bulunuyor.
Orada diyor ki,
Bu romanda bahsi geçen tüm sanat ve edebiyat eserleri ile bilim ve tarih gerçektir.
“Konsorsiyum” yedi farklı ülkede şubeleri bulunan özel bir kuruluştur. Güvenlik ve mahremiyetini korumak için ismi değiştirilmiştir.
Cehennem, Dante’nin epik şiiri İlahi Komedya’da betimlenen yeraltı dünyasıdır. Eserde cehennem, “Gölge” denilen varlıkların, yani yaşamla ölüm arasındaki bedensiz vücutların bulunduğu, çok ayrıntılı bir dünya olarak tasvir edilir.
Oldukça etkileyici bir giriş öyle değil mi?
Malum Brown okuduklarımızı gözümüzde canlandırabileceğimiz bir tatta yazar. Dolayısıyla filmi izlerken kitaptan aldığım keyfi aradım ve kendi hayalimde kurguladığım sahneleri izlemeyi bekledim.
Kitapla ilgili yazdığım detaylı yazıya buradan https://www.fundalina.com/dan-brown-ile-cehennem/ ulaşabilirsiniz.
Şimdi gelelim filmimizin konusuna…
Cehennem Filmi – Inferno

Cehennem Filmi Konusu
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon, kan kırmızısı suların köpürerek aktığı bir nehrin karşısında peçeli bir kadının hayalini görür. Kadın ona “ara”, “bulacaksın” diye fısıldar. Bu kadının “ara ve bul” sözlerini tekrarlamasından sonra Langdon, haykırarak uyanır.
Uyandığında, bir hastane odasında bulunduğunu anlar ancak ne buraya nasıl geldiğini, ne de neler olduğunu hatırlamaz. Şaşkınlığı sürerken, odaya giren Dr. Sienna ona başından vurulduğunu açıklar. Tüm bunlar olurken bir suikastçinin saldırısı sonucu Dr. Sienna ile birlikte hastaneden kaçarlar.

Dr. Sienna’nın evine sığınan Langdon, Amerikan konsolosluğundan telefonla yardım ister. Onları beklerken, ceketinin astarına gizlenmiş bir silindir bulur ve üzerindeki simge dikkatini çeker. Profesörün parmak iziyle açılabilen bu silindir, bir yansıtıcıdır. Duvarda beliren görüntü ise, ölümden sonraki hayatın şimdiye dek yapılmış en korkutucu resmi olan Botticelli’nin “Cehennem Haritası”nın bir kopyasıdır. Sırlarla dolu bu tablo, on dördüncü yüzyılda yazılmış bir edebi eser olan Dante’nin Cehennemi’nin canlandırmasıdır.
Simgebilim profesörü, kendini bir anda ipuçları Dante’nin “Cehennem” adlı eserinde gizli olan ve çözülmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Tam bir ölüm kalım kovalamacası başlar.

Cehennem Filmi Oyuncuları
Usta yönetmen Don Howard’ın ellerinden çıkan yapımın oyuncu kadrosunda artık Robert Langdon rolüyle özdeşleşen Tom Hanks’ı izliyoruz. Dr. Sienna Brooks rolüyle Felicity Jones, Dr. Elizabeth Sinskey rolüyle Sidse Babett Knudsen, Christoph Bruder rolüyle Omar Sy, Harry Sims rolüyle Irrfan Khan ve Bertrand Zobrist rolüyle Ben Foster kendisine eşlik ediyor.
Filmin görüntü yönetmeni David Koepp, senaryo ise Dan Brown’ın kaleminden çıkmış. Eşsiz müzikler ise üstat Hans Zimmer’e ait.

Cehennem – Inferno genel anlamıyla serinin simgebilime en az dokunan yapımı olmuş. Gönül Langdon’ın dolayısıyla Tom Hanks’ın daha fazla ön planda olmasını bekliyor. Film beklenmedik şekilde yan rollerdeki iki kadın oyuncuyu daha fazla ön plana çıkarıyor. Bu açıdan her ne kadar izlerken keyif verse bile Robert Langdon ağırlığını arıyorsunuz.
Film bizi Floransa’nın tarih kokan dar sokaklarından, Venedik’in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zincirine sürüklüyor. Ardından insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekana götürüyor. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski dünyanın incisi İstanbul.
İstanbul hak ettiği gibi filmde çok güzel yansıtılıyor. Böyle bir seride yer alması ve öneminin vurgulanması mutluluk verici.

Sonuç olarak her ne kadar senaryo Dan Brown’a ait bile olsa, kitaba göre seyreltilmiş bir film izliyoruz. Kitabı okurken Dante’nin satırlarına ve Botticelli’nin “Cehennem Haritasına” defalarca bakıp, satırları tekrar ederek gizemi çözmeye çalışırız. Film bana bu duyguyu veremedi, Zobrist’in hikayesine fazla odaklandığı için Dante’nin gizeminden uzaklaştırdı. Kitabı okuyanlar mutlaka bu eksikliği hissedecektir. Okumadan gidenler ise serinin daha önce yaşattığı tempoyu ve heyecanı fazlasıyla bulacaktır. Ben filmi sevdim ve tekrar izlemeyi düşünüyorum.
Cehennem – Inferno için çektiğimiz YouTube videosu ise aşağıda.
Şimdiden hepinize iyi seyirler diliyorum.
Cehennem Filmi Fragmanı



