Bir süredir elimden bırakmak istemediğim “Doktor Uyku” yu okuyordum. Ekim 2013 yılında raflarda yerini alan bu korku türünde ve başarılı bir kurgu üzerine oluşturulan kitap, Stephen King’in eseri. İtiraf etmeliyim ki yazarın hayranı olarak bu yazıyı yazmam uzun sürdü, dolayısıyla okumanız da uzun sürecek baştan söyleyerek uyarayım ^^
Kitaba geçmeden önce öykünün biraz başına dönmek gerekiyor, zira bu kitap Stephen King’in 1977 tarihinde yayınlanan üçüncü romanı “Medyum” dan sonra yaşananları konu alıyor.

Mutlaka hatırlayanlarınız vardır bu müthiş roman, efsane yönetmen Stanley Kubrick tarafından Cinnet & The Shining adı ile sinemaya uyarlanmıştı. Filmi izleyenlerin Jack Nickholson’ın Jack Torrence rolünde yavaş yavaş delirdiği sahneleri, Wendy’nin çaresizliğini ve minik Danny’nin gördüklerini unutması mümkün değil. Benim için kitap da film de aynı değerde, ikisi de çok özel…

Filmi izlememiş olanlar için çok kısa özetlemek isterim. İçki ve şiddet sorunu olan ve genç bir kızla birlikte olduğu için öğretmenlik mesleğinden uzaklaştırılan Jack, maddi yetersizlik ve yeni bir kitap yazabilme ümidiyle, karısı Wendy ve oğulları Danny ile birlikte Overlook Oteli’nin bekçiliğini yapmak üzere anlaşma yapıyor. Otelin kötü bir ünü var ve kar fırtınalarında erişilmesi zor bir yükseklikte bulunuyor. Çekirdek ailemiz tüm kışı burada yalnız başlarına geçirmek zorunda. Psişik güçleri olan Danny’nin algıları otelde iyice açılıyor ve “Işıltı” adı verilen bu özelliği sebebiyle otelin karanlık yüzüyle karşılaşıyor.
Bu kült korku filmini hala izlemediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz demektir.
Stephen King ise filmi, belli ki romana sadık kalınmadığı için sevemediğini söylüyor. Hatta kitabın en arka sayfalarında Cinnet filmini korkunç bulanları anlayamadığını belirtip, Torrance ailesinin gerçek hikayesinin sadece Medyum kitabında anlaşabileceğini dile getiriyor.
Bu sebeple Doktor Uyku’nun Cinnet filminin değil, Medyum romanının devamı olduğunu belirtmekte fayda var…

Uzun sürecek demiştim ^^ Şimdi kitaba geçiyorum…
Kitabımız “Altın Kitapları” tarafından yayınlanmış ve Zeynep Heyzen Ateş tarafından çevrilmiş.
Oteldeki yangından sağ kurtulmayı başaran Wendy ve çocuk kahramanımız Danny, “ışıltı” sı sebebiyle hala huzursuz ve davetsiz misafirler tarafından rahatsız ediliyor. Overlook Oteli’nin baş aşçısı Dick Hallorann, ona hem ışıltısı hakkında bilgi veriyor hem de davetsiz misafirlerden kurtulma yöntemini anlatıyor.

Danny büyüyor ancak tıpkı babası gibi alkol bağımlılığı yakasını bırakmıyor. Pişmanlıkla geçen uzun bir zaman diliminden sonra artık onu “Doktor Uyku” olarak tanıyoruz.
Doktor Uyku, New Hampshire’da bulunan ve yaşlıların ölümü beklediği bir bakım evinde hasta bakıcı olarak çalışmaya başlıyor. Görevi, bu yaşlı insanlara ölüm döşeğindeyken refakat etmek ve onlara, ışıltısının da yardımıyla “sözcüklere gerek” kalmadan son yolculuklarına huzurlu bir uyku eşliğinde uğurlamak.
Doktor Uyku kendini işine adaya dursun, dış dünyada kendilerine “Gerçek Kardeşlik” adını veren ve çeşitli psişik güçlere sahip bir grup kol geziyor. Işıltı sahibi insanların ruhuyla beslenen ve bir tür vampire benzeyen gerçek kardeşlik üyeleri, özellikle küçük yaştaki çocukları tespit ederek peşine düşüyor. Bu çocukları bir ayinle işkence yaparak öldürüyor, kanını ve yaşam enerjilerini emerek adeta yutuyorlar.

Işıltı kişiden kişiye değişen ve doğuştan gelen bir özellik. Işıltısı olan kişiler, bunu çirkin bir doğum lekesi – hayatlarının laneti gibi görüyor. Alba’da ışıltılı çocukların en güçlülerinden ve telepati yoluyla Doktor Uyku ile bağlantı kuruyor. Kısa süre sonra gerçek kardeşlik üyeleri Alba’nın peşine düşüyor ve Doktor Uyku ile birlikte kendilerini ölümcül bir maceranın içinde buluyorlar.

İlk yazdığı romandan beri, medyumluk, öteki dünya, kötü ruhlar, telepati, psişik güçler gibi bilinmeyeni satırlarına taşıyan Stephen King, bu romanında da bizi korkunun kuytularına çekiyor.
O kitaplarını ve yarattığı kahramanları sahiplenen ve yaşamının odağına koyan biri. Doktor Uyku’yu da “Medyum’daki çocuğa ne oldu” diye düşünüp, öyküye devam kararı almış.
Yazarın kurgu konusundaki başarısı ve anlatım dili hep özeldir. Bu yüzden satırları okurken karakterler ve sahneler gözünüzde canlanıverir. Kurgunun ilk başlarında bir daldan dala durumu olduğu için okumaya ara verir – önceki bölümleri karıştırırsınız. Doktor Uyku’da da ilk bölümlerde bu yaşanıyor, ortalara doğru heyecan ve merak duygusu iyice besleniyor ve romanı keyifle okuyorsunuz.

Yarattığı karakterlerin kırılganlığı, zayıflıkları, ümitsizlikleri okuduğunuz hikayeyi daha da gerçekçi kılıyor. Bu kadar çocuğun kaçırıldığı ve haber alınamadığı bir dünyada gerçek kardeşlik üyeleri gibi tarikatların olmadığını düşünmek, olduğunu düşünmekten daha saçma. Çevremizde aynı havayı soluduğumuz bazı insanların psişik olmadıklarını, aklımızdan geçenleri okuyamadıklarını söyleyebilir misiniz?
Bu kitabı yazma fikri Stephen King’i korkutmuş, okuduğunuz zaman sizi neden korkutmasın?
Aşağıda yazarın kitapla ilgili verdiği bir söyleşi var, ilginizi çekebilir 😉
Not : Ben bu ara en çok idefix’den kitap siparişi veriyorum, size de tavsiye ederim. Doktor Uyku’yu buradan satın alabilirsiniz 🙂 Şimdiden iyi okumalar
“KORKU,
Kıstırılabileceğin
Ortamlara
Rastlarsan
Koşarak
Uzaklaş demektir ^^



