Türkiye Fintech Association’ın davetiyle düzenlenen Dünya Fintek Günü buluşması için birlikteydik. Etkinliğe katılamayanlar için aldığım notları yazımda bulabilirsiniz.
Türkiye Fintech Association’ın davetiyle düzenlenen Dünya Fintek Günü ( World Fintech Day) buluşması, ekosistemin kamu, girişimcilik, ödeme sistemleri ve uluslararası ölçeklenme başlıklarını aynı zeminde buluşturdu. Etkinlikte Türkiye fintech ekosisteminin geldiği nokta, küresel pazarlara açılma potansiyeli, sınır ötesi ödemelerin geleceği ve Avrupa’da fintech girişimi kurmanın dinamikleri ele alındı.

Demirhan Şener’in açılış konuşması ve sunuculuğu ile başlayan etkinlikte, Dünya Fintek Günü’nün yalnızca bir kutlama başlığı olarak görülmediğinin altı çizilldi. Ekosistemde değer üreten paydaşların bir araya geldiği, karşılıklı etkileşimin güçlendiği ve Türkiye’nin finansal teknoloji alanındaki iddiasının yeniden konuşulduğu bir buluşma olarak konumlandığı vurgulandı.
Kutay Yalınkılınç: Fintek Ödemeleri Aşan Geniş Bir Ekosistem

Türkiye Fintech Association Başkanı Kutay Yalınkılınç, açılış konuşmasında derneğin iki ana vizyonuna dikkat çekti. Bunlardan ilki kapsayıcılık, ikincisi ise globalleşme olarak öne çıktı.
Yalınkılınç’a göre Türkiye’de fintech algısının yalnızca ödeme sistemleriyle sınırlı görülmesi, ekosistemin gerçek genişliğini anlatmakta yetersiz kalıyor. Fintek, varlık yönetiminden günlük finansa, altyapı sağlayıcılarından finansal kuruluşlara, yapay zekadan kripto varlık dikeylerine kadar çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Derneğin önceliklerinden biri de tam olarak bu farkındalığı büyütmek.
Globalleşme başlığında ise Türkiye fintech ekosisteminin ihracat potansiyeli öne çıktı. Yalınkılınç, Türkiye’den fintech ihracatını desteklemek için Macaristan, Romanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Azerbaycan ve Gürcistan ile iş birliği anlaşmaları kurduklarını aktardı. Avrupa’daki fintech birlikleriyle kurulan temasların da Türkiye’nin potansiyelinin daha geniş bir alanda görünür hale gelmesini sağladığını belirtti.
Dernek, önümüzdeki dönemde dikey bazlı çalışma komisyonlarıyla yapay zeka, kripto varlıklar ve diğer fintech alanlarında ülke ilişkilerini geliştirmeyi ve üyelerinin yurt dışına açılımını desteklemeyi hedefliyor.
Furkan Karayaka: Türkiye Finansal Teknolojiler İçin Güçlü Bir Test Pazarı

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka, konuşmasında Türkiye’nin finansal teknoloji ekosistemine kamu tarafından verilen desteğe değindi. Yatırım ve Finans Ofisi içinde fintech odaklı bir yapılanma oluşturulduğunu belirten Karayaka, ulusal fintech strateji belgesi üzerinde çalışıldığını ve ekosistemin katkılarının bu süreçte önemli olduğunu söyledi.
Karayaka’nın değerlendirmelerine göre Türkiye, kısa sürede nakit ağırlıklı ekonomiden dünyanın en dijital ödeme pazarlarından biri olma yolunda güçlü bir mesafe aldı. 2021’de devreye alınan FAST sistemi bugün saniyeler içinde milyonlarca işlemi karşılayabilen bir altyapıya dönüşürken, mağaza içi kartlı ödemelerde temassız işlemlerin payı hızla yükseldi. Online harcamaların kartlı ödemeler içindeki ağırlığı da dijitalleşmenin günlük finansal alışkanlıklara yerleştiğini gösteriyor.
Türkiye’nin aktif dijital bankacılık müşteri sayısı son dört yılda 75 milyondan 125 milyonun üzerine çıktı. Karayaka, genç nüfus, dijital servis kullanım alışkanlığı ve güçlü yetenek havuzunun Türkiye’yi fintech girişimleri için önemli bir test pazarı haline getirdiğini vurguladı. Türkiye’nin ortanca yaşının Avrupa ortalamasından düşük olması, her yıl yaklaşık bir milyon gencin üniversitelerden mezun olması ve ülkenin turizmde ulaştığı hacim, finansal teknoloji çözümleri için önemli bir ölçek avantajı yaratıyor.
Karayaka, Türkiye’de 900’ün üzerinde fintech girişimi kurulduğunu, sektörün 2025 yılında 220 milyon dolar yatırım çektiğini aktardı. İstanbul Finans Merkezi içinde yer alan Fintech Zone’u da ekosistem için önemli bir yenilik alanı olarak tanımladı.
Sınır Ötesi Ödemelerde Hız, Maliyet ve Bağlantı Sorunu Sürüyor

Etkinliğin ilk panelinde Türkiye Fintech Association Başkan Yardımcısı Gülçin Aytemizel Telatar, Thunes Avrupa Satıştan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Abigail Slater ile sınır ötesi ödemelerin geleceğini konuştu.
Slater, yerel ödeme sistemlerinin birçok ülkede oldukça hızlı çalışmasına karşın, sınır ötesi ödemelerde aynı verimliliğin yakalanamadığını söyledi. Türkiye’de FAST, İspanya’da Bizum, Polonya’da BLIK gibi sistemler yerel transferlerde saniyeler içinde işlem yapılmasını sağlıyor. Ancak para ülke sınırlarını aştığında süreçler yavaşlıyor, maliyet yükseliyor ve bağlantı sorunları artıyor.
Bu sorunun temelinde, onlarca yıl önce kurulan muhabir bankacılık altyapısının bulunması yatıyor. Slater’a göre SWIFT mesajlaşması önemli bir standart sunsa da para transferi bankadan bankaya ilerlediği için hız ve maliyet açısından günümüz kullanıcı beklentilerini karşılamakta zorlanıyor. Kullanıcılar artık alışverişte, iletişimde ve dijital servislerde anlık deneyime alışmış durumda. Aynı beklenti para transferinde de geçerli hale geliyor.
Thunes Küresel Ölçekte Bir Altyapı Katmanı Kuruyor
Abigail Slater, Thunes’un sınır ötesi ödemelerde şirketlere arka planda altyapı sağlayan bir yapı olarak çalıştığını anlattı. Thunes, büyük bankalardan fintechlere, dijital cüzdanlardan platform şirketlerine kadar farklı kurumların küresel para transferi ihtiyaçlarına yanıt veriyor.
Şirket bugün 140 ülke ve 90 para biriminde hizmet veriyor. Banka hesaplarına, dijital cüzdanlara ve kartlara para gönderimini mümkün kılan ağ, 220 dijital cüzdan ve 22 milyar uç noktaya erişim sağlıyor. Slater, özellikle dijital cüzdanların finansal kapsayıcılık açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Dünyanın birçok bölgesinde kullanıcıların ilk finansal temas noktası banka hesabı ya da plastik kart yerine dijital cüzdan oluyor.
Türkiye açısından Almanya’daki Türk diasporası örneği de panelde öne çıktı. Slater, Almanya’dan Türkiye’ye aile ve yakın çevre transferlerinde ciddi bir hacim bulunduğunu, bankacılık altyapılarının her zaman bu akışları kolaylaştırmadığını söyledi. Thunes, bu tür akışlarda hız ve maliyet avantajı yaratmayı hedefliyor.
Regülasyon İnovasyonu Yavaşlatan Değil, Alan Açan Bir Güç Olabilir
Panelde uyum ve regülasyon konusu da önemli yer tuttu. Slater, sınır ötesi ödeme alanında güçlü uyum standartlarının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Thunes’un dünya genelinde 15 lisansa sahip olduğunu ve büyük bankalarla çalışabilmek için kara para aklamayı önleme, müşterini tanı ve işlem tarama süreçlerinde yüksek standartlara sahip olması gerektiğini anlattı.
Slater’a göre regülasyon, doğru kurgulandığında inovasyonun önünü açabilir. Özellikle dijital varlıklar ve stabilcoin alanında net kuralların oluşması, şirketlerin hangi çerçevede ürün geliştirebileceğini daha iyi görmesini sağlıyor. Gelecek beş yıl için en kritik başlıklar arasında stabilcoinlerin itibari parayla birlikte çalışabilirliği, işletmeler arası sınır ötesi ödeme akışları ve yapay zeka destekli temsilci ticareti yer aldı.
Avrupa’da Fintech Kurmak Cesaret Kadar Yerel Okuma Gerektiriyor

İkinci panelde moderatör Şebnem Elif Kocaoğlu Ulbrich, Green Banana Group Kurucu Ortağı ve Üst Yöneticisi Cihan Duezguen ile Avrupa’da fintech girişimi kurma ve ölçeklendirme deneyimini konuştu.
Frankfurt’ta yaşayan ve Türk kökenli bir girişimci olan Cihan Duezguen, kariyerine moda perakendesi alanında başladığını, Mavi Jeans’in Avrupa’daki büyüme yolculuğunda edindiği deneyimin kendisine Türk markalarının uluslararası ölçekte nasıl konumlanabileceğini öğrettiğini söyledi. Ona göre Türk DNA’sını saklamak yerine doğru biçimde sahiplenmek, global pazarlarda bir avantaja dönüşebilir.
Duezguen’ün ödeme sistemlerine ilgisi, Çin’de gözlemlediği nakitsiz ödeme deneyimleriyle başlamış. Ardından Worldpay ve FIS gibi büyük finansal teknoloji şirketlerinde bankaların, kurumsal yapıların ve regülasyonun nasıl çalıştığını öğrenmiş. Daha sonra girişim dünyasına geçerek Green Banana’yı kurmuş.
Girişimcilikte Güvenli Alan Beklemek Yerine Risk Almak Gerekiyor
Cihan Duezguen, kurumsal hayattan girişimciliğe geçişte en belirleyici unsurun tutum olduğunu söyledi. Kurumsal yapılarda insanlar çoğu zaman güvenli gelir ve istikrarlı kariyer algısına yaslanıyor. Düzgün’e göre hayatın hiçbir alanında tam güvence bulunmuyor. Girişimcilik de bu nedenle yalnızca iş fikriyle değil, risk alma ve kendi hayalini büyütme isteğiyle şekilleniyor.
Regülasyonun Avrupa’da fintech girişimleri için önemli bir belirleyici olduğunu vurgulayan Duezguen, Almanya’da BaFin lisansının güçlü bir güven işareti yarattığını anlattı. Ona göre regülasyonu doğru okuyan girişimler, bunu bir engel yerine değer artıran bir unsur olarak kullanabiliyor.
Green Banana Şimdi Al Sonra Öde Alanında Altyapı Sunuyor
Green Banana, Avrupa’daki şimdi al sonra öde pazarında farklı sağlayıcıları tek bir orkestrasyon platformu üzerinden bir araya getiren bir altyapı kuruyor. Duezguen, Avrupa’daki pazarın oldukça parçalı olduğunu ve perakendecilerin hangi sağlayıcının kendi iş modeline daha uygun olduğunu seçmekte zorlandığını söyledi.
Green Banana’nın çözümü, perakendecilerin birden fazla sağlayıcıya aynı anda erişmesini sağlıyor. İlk sağlayıcı işlemi reddettiğinde, sistem arka planda başka bir sağlayıcıya yönlendirme yapabiliyor. Bu model, kabul oranlarını artırmayı ve perakendecilere ödeme performansı açısından daha güçlü bir yapı sunmayı hedefliyor.
Duezguen’e göre Avrupa’da yıl sonunda devreye girecek yeni tüketici kredisi düzenlemeleri, şimdi al sonra öde sağlayıcılarının daha derin risk ve kredi uygunluğu kontrolleri yapmasını gerektirecek. Bu da kabul oranlarında düşüş yaratabilir. Green Banana, tam da bu noktada regülasyonun yarattığı ihtiyacı teknolojiyle karşılamayı amaçlıyor.
Türk Girişimciler Avrupa’ya Ülke Ülke Bakmalı
Cihan Duezguen, Avrupa’ya açılmak isteyen Türk girişimcilere önemli tavsiyelerde bulundu. İlk önerisi, masa başında araştırma yapmakla yetinmemek. Berlin’e, Frankfurt’a ya da hedeflenen ülkenin girişimcilik merkezlerine gidip ekosistemi yerinde görmek, kurucularla konuşmak, etkinliklere katılmak ve regülatörlerin yaklaşımını anlamak gerekiyor.
Duezguen’e göre Avrupa tek bir pazar gibi ele alınmamalı. Her ülkenin ödeme alışkanlığı, regülasyon yapısı, tüketici davranışı ve güven algısı farklı. Almanya’da kredi kartının payı sınırlı kalırken açık fatura yaklaşımı ve kontrol hissi tüketici davranışında belirleyici olabiliyor. Fransa’da çalışan bir modelin Almanya’da aynı şekilde başarılı olacağını varsaymak hata yaratabiliyor.
Bu nedenle girişimlerin önce bir ülkeyi anlaması, orada başarılı bir model kurması ve ardından bir sonraki pazara geçmesi daha sağlıklı bir yol olarak öne çıkıyor. Duezguen, moda sektöründen verdiği örnekle trendlerin global olabileceğini, ancak renk, kesim, düğme ya da dikiş gibi ayrıntıların yerel pazara göre değiştiğini anlattı. Aynı yaklaşım fintech için de geçerli.
Türkiye İçin Yetenek, Ödeme Ortakları ve Pazar Bilgisi Aranıyor
Panelin sonunda Cihan Duezguen, Türkiye pazarına yönelik ilgisini de paylaştı. Green Banana’nın Türkiye’de özellikle teknoloji yeteneği, ödeme hizmeti sağlayıcıları, şimdi al sonra öde oyuncuları ve Avrupa’ya açılmak isteyen finansal teknoloji şirketleriyle temas kurmak istediğini söyledi.
Duezguen ayrıca Avrupa’dan Türkiye’ye gelmek isteyen markaların da çoğu zaman yerel ödeme davranışını yeterince anlamadan pazara girdiğini belirtti. Almanya’da çalışan ödeme deneyimini doğrudan Türkiye’ye taşımak başarı getirmeyebiliyor. Bu nedenle Türkiye’deki yerel ödeme alışkanlıklarını, kullanıcı beklentilerini ve ürün-pazar uyumunu bilen iş ortakları büyük önem taşıyor.
Dünya Fintek Günü Kutlu Olsun
Türkiye Fintech Association’ın Dünya Fintek Günü buluşması, Türkiye fintech ekosisteminin büyüme rakamlarının yanında globalleşme iştahı, kamu desteği, sınır ötesi ödeme vizyonu ve Avrupa’ya ölçeklenme deneyimiyle de yeni bir eşiğe geldiğini gösterdi.
Kutay Yalınkılınç’ın kapsayıcılık ve globalleşme vurgusu, Furkan Karayaka’nın ulusal fintech stratejisi ve İstanbul Finans Merkezi mesajı, Abigail Slater’ın sınır ötesi ödeme altyapısına ilişkin değerlendirmeleri ve Cihan Duezguen’ün Avrupa deneyimi aynı ortak noktada buluştu. Türkiye fintech ekosistemi artık yalnızca içeride büyüyen bir pazar olarak konumlanmıyor. Küresel bağlantıları, bölgesel fırsatları ve ihracat potansiyeliyle daha geniş bir oyun alanına hazırlanıyor.
Fintek ekosistemimizin Dünya Fintek Günü kutlu olsun. 🚀
Fintek zoru sever. Değer üretenlerin yolu da hiçbir zaman kolay olmadı. Yorulur, mücadele eder, yeniden başlar. Kendi içinden kahramanlarını da böyle çıkarır.
Ölçeğimiz büyüdü. Şimdi olgunlaşmanın sancılarını yaşıyoruz.
851 fintek şirketi, 79 banka dışı ödeme hizmeti sağlayıcısı, 6 dijital bankacılık lisansı, 16,4 milyon açık bankacılık kullanıcısı ve 532,5 milyon QR kodlu işlem…
Bunların her birinin arkasında emek, cesaret, inat ve büyük bir birikim var.
Türkiye’nin finansal geleceğini hep birlikte kuruyoruz. Üretiyor, dönüştürüyor, yeni yollar açıyoruz.
Bu ekosisteme emek veren, üreten, risk alan, çilesini çeken ve vazgeçmeyen herkese selam olsun.



