Bugün Webrazzi Fintech 25‘te “Fintech’te 2026’da neler göreceğiz?” başlığı altında,
Ödeal Kurucu Genel Müdürü Fevzi Güngör ile Oleka Capital Yönetici Ortağı İlker Sözdinler’i dinleme fırsatı bulduk.
“Ödeal artık yalnızca bir ödeme kuruluşu değil, bütünleşik finansal servis modeli kuruyoruz.” — Fevzi Güngör
“2026, tokenizasyonun gerçek ürünlere dönüştüğü bir yıl olacak.” — İlker Sözdinler
Fintech’te 2026’da neler göreceğiz?
Webrazzi Fintech25 sahnesinde Arda Kutsal’ın konukları Ödeal Kurucu Genel Müdürü Fevzi Güngör ve Oleka Capital Yönetici Ortağı, eski Birleşik Ödeme ve Moka United CEO’su İlker Sözdinler oldu. Sohbet, fintek girişimciliğinden yatırımcılığa geçişi, Türkiye fintek ekosisteminin son bir yılda geçirdiği dönüşümü ve 2026’ya uzanan yapay zeka ile tokenizasyon ajandasını odağına aldı.
İlker Sözdinler, Birleşik Ödeme ve Moka United tarafındaki birleşme sürecinin ardından CEO’luk görevinden ayrıldığını, yönetim kurulunda devam ederken artık yatırımcı şapkasıyla sahnede olduğunu anlattı. Türkiye’de erken aşama için 3–4 milyon dolar bandında kaynak bulmanın eskisine göre çok daha mümkün hale geldiğini, asıl boşluğun 10–20 milyon dolar arası “growth” yatırımlarda ortaya çıktığını söyledi. Oleka Capital’i tam da bu boşluğu dolduracak, Türkiye ve bölgedeki ölçeklenme aşamasındaki şirketlere odaklanan bir yapı olarak konumlandırdıklarını vurguladı.
Sözdinler, küresel fintek fotoğrafına bakarken son iki yıldaki değerleme dalgalanmasını da hatırlattı. 2023’te ciddi değer kaybı yaşayan büyük finteklerin, geçen yıl operasyonel olarak kendini kanıtladığını ve kârlı modele geçtiğini, 2025–2026 döneminde yeni halka arz ve satın alma dalgalarının bu zeminde şekilleneceğini belirtti. Regülatörlerin Türkiye’deki adımlarına da özel bir parantez açarak, son dönemde BDDK ve TCMB’nin sektörü temizleyen, gri alanları daraltan hamlelerinin fintek ekosistemi açısından kritik bir eşik yarattığını, sürdürülebilir büyümenin bu sayede mümkün hale geldiğini ifade etti.
Küresel trendler tarafında ise özellikle stablecoin ve tokenizasyon başlıklarına dikkat çeken Sözdinler, Birleşik Arap Emirlikleri, Latin Amerika ve Afrika gibi bölgelerde gerçek ürünlere dönüşen örneklerin hızla çoğaldığını aktardı. BlackRock’ın tokenize fon örneği gibi kurumsal hamlelerle bu alanın olgunlaştığını, Türkiye’de de dijital Türk lirası ve tokenizasyon projelerine henüz yeterince yoğunlaşılmadığını, fintek kurucularının Merkez Bankası’nın açtığı alanı daha cesur kullanması gerektiğini söyledi. Regülasyon teknolojileri tarafında ise Onlayer gibi oyuncuların, sıkılaşan uyum kurallarıyla birlikte daha da önem kazanacağını belirtti.
Fevzi Güngör ise sahneye, son bir yılda ödeme kuruluşları tarafında yaşanan regülasyon etkisini ve rekabet dengesini anlatarak çıktı. Sektörde “ne olduğu herkes tarafından bilinen” bir tablo varken, BDDK ve TCMB tarafındaki adımların oyuncu sayısını rasyonel bir seviyeye çektiğini, bu durumun güven ve itibar açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Rekabeti şirketleri büyüten ve zenginleştiren bir katalizör olarak gördüğünü, eşit koşullar sağlandığında rakiplerin hızını izleyip kendi süreçlerini iyileştirmek için ekip olarak günlerce çalıştıklarını anlattı.
Ödeal’ın organizasyon yapısına da değinen Güngör, 500’lü seviyelerden 570’lere uzanan bir ekip büyüklüğüne geldiklerini, üretimden saha operasyonuna kadar çok katmanlı bir yapı yönettiklerini belirtti. Ödeme kuruluşu kimliğinin ötesinde, servis bankacılığı ve iş ortaklıklarıyla birlikte entegre bir çözüm üretmeye odaklandıklarını; işletmelere sadece POS vermekle kalmayıp, hesap ve kredi tarafını da aynı deneyime bağlayan “bütünleşik servis” modelleri üzerinde çalıştıklarını aktardı. Amaçlarının, ödeme adımını müşterinin zihninde görünmez hale getirip, güvenliği koruyan ama sürtünmeyi minimumda tutan bir altyapı kurmak olduğunu vurguladı.
Güngör, yapay zekâ konusuna bakışlarını anlatırken kritik bir eşik çizdi. Maliyet avantajı sağladığı için yapay zekâ kullanmanın tek başına yeterli olmadığını, müşteri deneyiminde insan temsilciden daha iyi hissettiren çözümler üretmedikçe bu alana agresif geçiş yapmayacaklarını söyledi. Orta vadede esas sorunun, “şirketlerin ne kadar yapay zekâ kullandığı” sorusundan çıkıp, “müşterinin kendi yapay zekâ asistanına nasıl ulaşacağımız” sorusuna evrileceğini belirtti. Ödeal’ın içeride “e-agent” ile müşterilerin sorduğu soruları, davranış kalıplarını ve zaman içindeki değişimleri analiz eden bir yapı kurduğunu, yarın finansal tekliflerin önce bu yapay zekâ katmanına anlatılması gerekeceğini dile getirdi.
Panelin kapanışında söz yine Türkiye fintek ekosisteminin konumuna geldi. Güngör, Türkiye’de bankacılık kökenli çok sağlam bir altyapı, kamu zararı yaratmamış, ölçeklenmiş fintek örnekleri ve yüksek regülasyon bilinci bulunduğunu hatırlatarak, İstanbul’un bölgesel bir fintek başkenti olma potansiyelini güçlü bulduğunu söyledi. Sözdinler de benzer bir noktadan hareketle, Türk finteklerinin gözünü yalnızca Londra ve ABD gibi zor pazarlara dikmek yerine, yakın coğrafyada daha cesur bir şekilde ofis açıp lisans alabilecekleri pazarlar bulunduğunu, 2026 ve sonrasında bölgesel açılımı başaramayan oyuncuların fırsat kaçıracağını dile getirdi.
Sektörümüzün en deneyimli isimlerini dinleme fırsatı bulduğumuz panel, Türkiye fintek ekosisteminin ilginç bir eşiğe geldiğini gösteriyor. Bir yanda İlker Sözdinler’in temsil ettiği “exit sonrası growth yatırımcılığı” kanadı, 10–20 milyon dolar bandındaki finansman açığını kapatarak yerli girişimlerin bölgesel oyuncuya dönüşme şansını artırıyor. Diğer yanda Fevzi Güngör’ün anlattığı bütünleşik servis bankacılığı, yapay zekâ katmanları ve görünmez ödeme deneyimi, ödeme kuruluşlarını yalnızca POS sağlayıcısı olmaktan çıkarıp finansal işletim sistemi rolüne yaklaştırıyor. 2026’ya giderken tokelaştırma, stablecoin ve dijital para projelerine daha fazla odaklanan, aynı zamanda müşterinin kendi yapay zekâ asistanıyla konuşan ürünler tasarlayan fintekler, bu yeni dönemin gerçek kazananları arasında yer alacak.


