Hayvan Mezarlığı Filmi

Hayvan Mezarlığı Filmi – Pet Sematary bu cuma vizyonda. Stephen King’in aynı adlı romanından ikinci defa uyarlanan korku filmi hakkında merak edilenleri ve yorumumu yazımda bulabilirsiniz.

İlk defa 89 yılında izlediğimiz bu korku klasiği yeniden çevrimi ile sinemaya geri döndü.

Kevin Kölsch ile Dennis Widmyer’ın yönetiminde izlediğimiz ve romana sadık kalınarak ele alındığı duyurulan filmin senaryosunda Jeff Buhler’in imzası var.

 

Hayvan Mezarlığı Filmi

 

 

Büyük şehirde yaşamaktan bıkan ve kırsala yerleşme kararı alan Creed ailesini odağına alan, ilk filme göndermelerde de bulunan filmin konusuna gelince.

 

Hayvan Mezarlığı Filmi Konusu

Karısı Rachel (Amy Seimetz) ve iki küçük çocuğuyla birlikte Boston’dan kırsal Maine’e taşınan Louis Creed (Jason Clarke) şehrin hengamesi geride kaldığı için heyecanlıdır.

Yolun hemen kenarında bulunan evlerini uçsuz bucaksız gibi görünen ormanlık arazi ile birlikte satın almıştır.

Buradaki ilk günleri sakin başlamaz. Main Üniversitesi’nde doktor olarak işe başlayan Louis, Victor Pascow (Obssa Ahmed) isimli ağır yaralı genci tüm çabasına rağmen hayatta tutamaz.

Evde de durum farklı değildir. Rachel yığın halindeki kolileri açarken kızları Ellie (Jeté Laurence) bir grup maskeli çocuğun peşinden ormanın derinliklerine ilerler. Çocukların ölü bir köpeği, adeta bir tören eşliğinde evlerinin arkasındaki araziye gömdüğünü gören Ellie ürker.

 

Ağaç köklerinden oluşan bir duvarla çevrili bu alan Hayvan Mezarlığıdır. Küçük Ellie bu duvara tırmanmaya çalışır. Çevredeki tek komşuları olan Jud (John Lithgow) kızı görür ve duvarın ardının tehlikeli olabileceği konusunda onu uyarır. Akşam olur, Rachel ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğü hasta kız kardeşi Rachel’ı sık sık hatırlamaya başlar. Louis’in rüyalarında ise Victor Pascow vardır. Victor, hayvan mezarlığındaki ağaç köklerinden oluşan duvarın ötesine geçmemesi konusunda kendisini uyarır. Burada bulunan toprak bozuktur, ailesini korumalı ve buradan uzak tutmalıdır. Louis bu kabustan uyanır ama ayaklarının çamurla kaplı olduğunu fark eder.

 

Ailenin İkinci günleri üzücü bir kayıpla başlar.

Tüm bu yaşananlara bir de evin kedisi Church’un ölümü eklenir. Yoldan geçen arabalardan birinin altında kalan Church’u yaşlı komşuları Jud bulmuştur. Çocukların üzülmemesi için Church’un kaybolduğunu söyleyen Louis, Jud ile birlikte kediyi gömmeye gider. Jud da çocuklar üzüleceği için endişelidir ve Louis’e kendisini takip etmesini söyler. Ağaç köklerinden oluşan duvarı aşan ikili ormanın derinliklerinde ilerler ve pek çok işaretin yer aldığı bir tepeye çıkarlar. Jud, Louis’e kediyi buraya gömmesini söyler ama nedenini açıklamaz.

Louis eve geri geldiğinde bu yaşananları eşi Rachel’a söylemekten çekinir, ertesi sabah olduğunda ise kedileri Church, geçirdiği kazanın tüm izlerini taşır şekilde eve geri döner. Yaşananlar sebebiyle şaşkına dönen Louis, yaşlı komşusu Jud’ı ziyarete gider. Jud, arazinin geçmişini Louis’e anlatır. Burada bulunan toprak sıkıntılıdır, bir zamanlar Kızılderililere ait olan bölgeye gömülen ölüler canlanarak ve karakterleri değişmiş bir şekilde ancak geri dönmektedir. Orada neler olduğunu, ölülerin nasıl geri döndüğünü kimse bilmemektedir.

Louis endişeyle yaşadıkları bölgeyi ve satın aldığı arazinin geçmişini araştırmaya başlar. Buldukları karşısında şaşkına düşer, uçsuz bucaksız arazi gizemlerle doludur. Üstelik yaşadıkları bu tuhaf olaylar henüz bir başlangıçtır.

 

Hayvan Mezarlığı Filmi Oyuncuları

Stephen King korku filmi ve romanı sevenlerin idolü olan bir yazar. Nice sevdiğimiz film ve dizilere kaynaklık eden romanlarının dili okuduklarınızı gözünüzde canlandırmanız konusunda adeta sizi cesaretlendirir. Bu sebeple roman uyarlamalarını izlemek asla okuduğunuz kitap kadar etki bırakmayı başaramaz. En azından benim için bu durum neredeyse hiç değişmedi. King romanlarından aldığım tadı izlediğim film ve dizilerde bulamadım. Bu defa da durumun pek değişmediğini görmek bende bir parça hayal kırıklığı yarattı.

Romandan uyarlanan ilk filmi 1989 yılında izlemiştik ve hatta Stephen King’in minik bir rolü bile vardı. O dönem korku filmlerini daha bol izleme fırsatı bulduğumuz yıllardı ancak izlediklerimizin etkisi okuduklarımızın yanına bile yaklaşamamıştı. Buna rağmen o döneme göre ürkütücü bir film olarak belleklerimize yerleşmişti. 89 yılı yapımın fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.

 

 

Bu yeniden çevrim film Kevin Kölsch ile Dennis Widmyer’e teslim edilmiş. İkili bir süredir ortak projelere imza atıyor ve korku sineması konusunda tecrübeli isimler. Kölsch ve Widmyer, filmin ilk çevrimden farklı olarak daha fazla romana bağlı kalacağını açıklamıştı. Bu açıdan film boyunca “sınırlı sayıda bile olsa” ilk filme göndermeleri ve şaşırtmacaları kolayca seçebiliyorsunuz. Kurgu açısından ise izleyiciye de yansıyan ve havada kalan pek çok sahne var. Film genel olarak okuduklarınızı hatırlamanıza yardımcı oluyor. Öte yandan totaline bakıldığında iki değil, 3-4 farklı yönetmen tarafından tamamlanmış bir film izlediğiniz duygusunu yaşıyorsunuz.

 

Filmde sevdiğim kısımlar olduğu kadar sevmediklerim de oldu.

Filmin temposu ve gerginliği genellikle düşmüyor. Karakter derinlikleri nedense  işlenememiş, Louis ve Jud arasındaki duygusal bağa nedense hiç dokunulmamış. Bu iki önemli karakter arasındaki diyaloglar genel akışı etkileyen nitelikteydi. Dolayısıyla filmin romana daha bağlı kalarak senaryolaştırıldığını söylemek mümkün değil. Yaratılan ambiyans konusunda ise fazlaca amatör veya özensiz davranıldığı söylenebilir. Merak ettiğimiz gizemli arazi başta olmak üzere genel olarak düşük bütçeli bir film izlediğinizi hissediyorsunuz.

Film en nihayetinde kabuslar bütünü. Zelda ile ilgili kısımlar hayal kırıklığı ve bunun sebebi Rachel rolüyle izlediğimiz Amy Seimetz’in vasatın üzerine çıkamayan oyunculuğu. Bazı sahnelerde o kadar sırıtıyor ki Louis rolüyle izlediğimiz Jason Clarke’ın performansını da olumsuz etkiliyor.

Öte yandan oyunculuk açısından Jason Clarke, John Lithgow ve çocuk oyuncu Jeté Laurence filmi sürüklüyor. Filmin Ellie odağındaki bölümlerini sevdim, bence ilk filmde eksikliğini hissettiğimiz boşlukları güzel doldurdu. En azından bu defa karakterimizin neler yaşadığını öğrenebildik. Bunları görebilme fırsatı bulmak bile bana iyi geldi.

 

 

Yazımın finalinde filmi bu hali ile ortalamanın biraz üzerinde bulduğumu, ilkinden daha çok sevdiğimi ama belki merakla izlemeyi beklediğim ve yönetmenler açısından özensiz bulduğum için bir parça hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeliyim. Ancak bu kötü bir film olduğu anlamına gelmiyor, özellikle ilk defa izleyecek olanlar sevecek ve romanını okumak isteyeceklerdir.

Korku türünden çok gerilime yakın bulduğum filmi izlemenizi öneririm. Ben filmi tekrar izleyeceğim.

Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim.

 

Hayvan Mezarlığı Filmi Yorumu

Hayvan Mezarlığı Filmi Fragmanı

  1 Yorum

  1. Pingback: Nisan 2019 Filmleri - Fundalina

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir