Popüler video oyununu sinemaya adapte eden bilim kurgu – korku filmi Resident Evil “Ölümcül Deney” serisinin sonuncusu Retribution / İntikam vizyonda.
İlk filmden beri yönetmen koltuğunda W. S. Anderson oturuyor. Milla Jovovich ise elbette ana karakter kadın kahraman Alice rolünde.

3D olarak vizyona giren filmin karakterleri ilk seriden beri taraf değiştirme özellikleri ile dikkat çekmişti, bu defa da durum değişmiyor. Tek değişmeyen ezeli düşman ise Umbrella Corporation 🙂

Film “Ölümden Sonra” bölümü ardından yaşananlarla başlıyor. Beyaz kıyafetleri içerisinde güvenli bir bölgeye kaçmaya çalışan son insan grubu Afterlife ve Apocalypse bölümlerinde izlediğimiz Jill Valentine ve arkadaşlarının saldırısı sonucu yok ediliyor. Alice bize olanları anlatırken, bu saldırı sonucu Umbrella şirketinin eline düştüğünü anlıyoruz. Tutulduğu muhteşem koğuşta ses işkencesine maruz kalan Alice, dış desteklerin gücüyle (Umbrella’nın lideri Albert Wesker önceki bölümde düşman iken bu defa dünyayı kurtarmalısın Alice diyerek ondan destek istiyor.) buradan kurtulmayı başarıyor. Dışarı çıktığında Umbrella Corporation’ın ürettiği biyolojik silah T-virüsü yüzünden yaşayan ölülere dönüşmüş bir grubun saldırısına uğruyor. Önceki filmi izleyenler hatırlarlar, açılış sahnesinde yağmur altında ağır ağır ilerleyen insan grubu bir kadının zombi saldırısına uğruyordu. Alice birden kendini bu sahnenin içerisinde buluyor ve kaçıyor. Virüse karşı bağışıklık sistemi benzersiz, ancak güçleri elinden alınmış Alice’in, kaçmaya çalıştığı yer aslında eski Sovyet denizaltı üssünü simülasyon amaçlı tesise dönüştürüldüğü bir mekan. New York, Tokyo, Moskova vb. kentlerde olası virüs saldırısı deneyleri yapılan bu simülasyon setlerinden canlı çıkması şart. Yani klasik bir bilgisayar oyunu…

Bundan sonrası entrika dolu, hep yön değiştiren bol kanlı dövüş sahnelerine gebe. İlk filmdeki karmaşık kurgu yapısı bu bölümle geri dönüyor. İzlemesi kolay ancak anlatması zor, sahneler ekranda bir anda önünüzden akıp gidiyor. Klonlama ilk defa “İnsanlığın sonu” bölümünde kullanılmıştı, bu defa yine başa dönüyoruz. Filmi izlerken Alice gerçek mi yoksa klonu mu sorusu hep aklımıza takılıyor.

Daha önceden öldürülen karakterlerin de geri döndüğünü görüyoruz. Rain Ocampo rolü ile hem iyi hem de kötü karakteri canlandıran Michelle Rodriguez, Jill Valentine rolü ile izlediğimiz Sienna Guillory ve Carlos rolü ile Oded Fehr tekrar karşımızda.

Film aksiyon ve heyecan dolu, tekrar tekrar izlemek isteyeceğiniz sahnelerden geçilmiyor. İzlemesi de oynaması kadar zevkli ancak bu kadar hareketlilik yaşanırken konu iyice karmaşıklaşmış ve tutarsız bir hale dönüşmüş. Genetik dönüşüm, zombiler, salgın Alice ve Albert Wesker tarafından hızlı hızlı anlatılıyor ama sonunda düşündüğünüzde çok yüzeysel ele alındığını ve bir hikaye döngüsünü olması gerektiği şekilde anlatamadığını fark ediyorsunuz.

Aksiyon sahneleri gerçekten başarılı, Kızıl Meydan’da birer zombiye dönüşmüş Kızılordu askerleri, mutasyona uğramış dev zombi ve eli baltalı yaratıklar adrenalin pompalatıyor. Valentine’ın iki ucu keskin mızrağı ile Alice’in çift oraklı dövüş sahnesi çok başarılı. Michelle Rodriguez her zaman olduğu gibi cool, silah taşımak ve erkekleri dövmek en çok ona yakışıyor, bakışları sertleştiği zaman kaçmak en doğrusu 🙂 Ama öykü bayat ve yenilik içermiyor, başa sarıyor. 6. ve hatta belki 7. film için merak duygusu uyandırmıyor.

Son olarak karakterlerin iyice Tekken’e döndüğünü belirtmekte fayda var. Görüntüleriyle Ada Wong adeta Anna, Valentine – Nina Williams, Luther West ise Bruce gibi… Alice haricinde her karakter için bu benzetmeyi yapmak mümkün.
Meraklıları (ben öyleyim) bu filmden de memnun kalacaklardır ama eski tadı bulamayacaklardır. 3D sahnelerini cılız bulduğum, adının Retribution olmasına rağmen neyin intikamının alındığını anlamadığım filmi yine de tavsiye ediyorum. Ne de olsa Alice sayılı kadın kahramanlardan biri 🙂



