Hem sosyal ve ekonomik açıdan, hem de topumsal fayda açısından büyük önem arzeden girişimcilik kavramı son zamanlarda hepimizin dilinde. Fırsatları gözleyen ve fırsatını bulduğunda risk alarak harekete geçen girişimcileri bekleyen hukuki ve toplumsal olumsuzluklar da öyle…
Birey olarak bir yanımız cesur ve fikir dolu, bunları hayata geçirmek için can atıyor. Diğer yanımız ise cesaret bulamadığı, çevresi tarafından korkutulduğu ve zorlukları göze alamadığı için daha en başında kendi dünyasına çekiliyor.
Hal böyle olunca ne dersiniz, Türkiye’den Milyar Dolarlık Şirket Çıkar mı?
Dün, Intel Teknoloji Konferansı‘nda “Yarından Sonra” konuşuldu.
Teknolojinin dünü, bugünü ve yarını derken, bir diğer önemli konu olan “girişimler”, alanında önemli kişilerce masaya yatırıldı. Katılma şansı bulunmayanlar için, “Türkiye’den Milyar Dolarlık Girişim Çıkar mı?” panelinde konuşulanları not aldım.
Şimdi gelin, panelde konuşulanlara birlikte bakalım.

“Türkiye’den Milyar Dolarlık Girişim Çıkar mı?
Başlıklı panel, Capital Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Rauf Ateş‘in moderatörlüğünde gerçekleştirildi.
Panelistler;
Intel Türkiye Orta Doğu Afrika Bölge Başkanı Çiğdem Ertem,
Galata İş Melekleri (Galata Business Angels) Başkanı Emre Kurttepeli,
Scorp Kurucusu Sercan Işık,
Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin ve
Yemek Sepeti Kurucusu Nevzat Aydın‘dan oluşuyordu.
Rauf Ateş’in ilk sorduğu soru; “Türkiye’den Milyar Dolarlık Girişim Çıkar mı? Bu konuda nasıl bir destek lazım ve daha fazla girişim çıkması için ne yapmalı?” idi.
Panelistlerin verdiği yanıtlara gelince;

Nevzat Aydın : Yemek sepeti olarak verdiğiniz bu değere yakınız. Bizim gibi 2-3 firma daha var, ama diğer ülkelere göre gidecek çok yolumuz var. Ne yazık ki girişimcilik kültürü ülkemizde çok zayıf. Ekosistem açısından umut verici gelişmeler var ama daha çok çok yeni ve olgunlaşmalı. Ülke ve dünya gündeminden çok fazla etkileniyoruz.
Türkiye’de girişimcilik rağbet görmüyor. Kendi işini yapmak önemsenmiyor. Bu konuda üniversite mezunu gençler cesaretli olmalı ve mutlaka girişimci olmayı denemeli.

Murat Özyeğin : Ben girişimcilerin yarattığı çarpan etkisine dikkatinizi çekmek istiyorum. Girişimciler exit yaptıktan sonra, bankaya para koyup – arkalarına yaslanmıyorlar. Mentorluk yapıp, girişimlere destek oluyorlar. Tıpkı Galata Business Angels örneğinde olduğu gibi. Eğer girişimcilerin elinden tutarsak, yine gidip yeni girişimlere destek oluyorlar. Bu bulunduğumuz ekosistem için çok önemli. Bu konuda Nevzat Aydın çok değerli biri, bize büyük bir bağış yaptı. Tüm bunları sıraladığımızda bir girişimcinin diğer bir girişime dokunma olasılığı çok yüksek ve bu şekilde oluşan “çarpan etkisi” çok önemli. Bugün ülke olarak bu noktayız ve bence çarpan etkisiyle milyar dolarlık girişim mümkün.

Çiğdem Erten : Teknoloji açısından da konu önemli. Bu kültür çok önemli, mutlaka üzerine gitmeliyiz. Yurt dışında öğrenciler bir işe girmeyi değil, startup’ı düşünüyor. Büyük şirketler artık yeni şirketleri bünyesine katmaya başladı. Bu şirketler genellikle teknoloji şirketleri. Satınalma çok önemli bir konumda ve özellikle İsrail’de bu çok yaygın. İsrail’de startup’lar çok hızlı oluşuyor, kolaylıkla büyük şirketlere satılıyor ve bu kişiler yeni projeler geliştirip kazandıkları tecrübeleriyle büyük işler başarıyor. Bizde ise başarısızlık korkusu var. Girişimciler için başarısızlık bir bitiş değil, yeniden başlamak için fırsattır.

Emre Kurttepeli : Türkiye özelinde çok karamsarım. Teknoloji elbette her sektörün içinde. Söylediğimde tepki almıştı ama yine söylüyorum “Facebook Türkiye’de kurulsaydı, Facebook olmazdı.” Türkiye’de iş yapış biçimimiz kökten sorunlu. AR-Ge çok az yapıyoruz. Sorunumuz para değil, AR-GE disiplinindeki insan kaynağımız çok az. Kültürel olarak hep kısa dönemli bakıyoruz, bu tür işler peşindeyiz. Bu aşılmadığı sürece başarılı olmak zor. Oysa 80 Milyon nüfusumuz var.
Türkiye’de finansal teknolojiler, yasalar ve mevzuat açısından net değil. Bu mevzuat ve yasalar için bir süre beklemek zorundayız. Bu büyük bir engel, oysa diğer ülkelerde bu böyle değil.

Sercan Işık : Ben iyimserim. Eğitim konusuna baktığınızda temel olarak şirketlerde yönetici olmak için eğitim alıyoruz ama derslerde teorik eğitim yok. Amerika’da küçük yaşta kod yazmak öğretiliyor. Bizde ise durum ortada.
Kültür açısından ise yeni bir iş yapmak istediğinizde cesaretlendirilmediğiniz gibi kötüleniyorsunuz. Bir yere gidip çalışmak önemseniyor, diğer türlü teşvik görmüyorsunuz. Örneğin anneanneme Amerika’ya gideceğimi söylediğimde saatlerce ağladı, genel olarak mantığımız bu. Aile ve arkadaş çevremiz bizi desteklemeli.
Sistem açısından bize verilen şeyleri sunmaya alışığız, yaratıcılığımızı ortaya koyamıyoruz.
Biz hala kuluçka merkezindeyiz. Emre Kurttepeli bir gün buraya gelmişti ve mentor ihtiyacımız vardı. Kendisi bize çok destek oldu.

Rauf Ateş’in ikinci sorduğu soru; “Hangi alanda yatırım yapılmalı ve gelecekte şirketler hangi alanlarda çıkacak?” idi.
Nevzat Aydın : Bu şirketlerden 10’a 1 oranında teknoloji şirketleri çıkacak. Teknoloji ve bilişim olmadan bir iş olamaz. Mobil teknolojiler çok ön planda. Nesnelerin İnterneti çok önemli. Crowdsourcing de öyle. Cloud computing de öne çıkacak.
Benim yatırım yapmayı tercih ettiğim alanlar pazar yeri, bilişim gibi yatırımlar. Önemsenmesi gereken diğer bir konu girişimcinin profili. Nasıl bir kişinin elinde o girişim şekilleniyor, ben buna bakıyorum.
Murat Özyeğin : Girişimcinin profilinin önemine ben de katılıyorum. Biz Endeavor Türkiye’de girişim değil, girişimci seçiyoruz. Bu konuda ihtiyaç duyulan şey cesaret. Farklılık yaratma konusunda girişken olsunlar, önce kendilerini tanımaları önemli. Mentorluk seçimi de çok önemli, kritik noktalarda mentorun rolü değerli. Girişimcilerin ayağı yere basmalı, doğru kişileri çevrelerinde toplamalılar.
Girişimcilik ekosistemini oluşturan her basamak ve satınalma sürecinde her kademe çok önemli. Bu konuda çok fırsat var. Tüm bunların sonrasında finansman önemli.
Çiğdem Erten : Gelecek yatırımlarında teknoloji en önemli faktör. Bu açıdan üç konu öne çıkıyor, teknoloji, bulut teknolojileri, nesnelerin İnterneti ve dolayısıyla ezberbozan iş modelleri.
Nesnelerin İnterneti ile cihazların akıllı ve bağlantılı olması yeni iş modelleri ihtiyacını doğuruyor. Ezberbozan iş modelleri açısından fırsatlar sunuyor. Ya yeni teknoloji geliştireceksiniz ya da mevcut teknolojinizi geliştireceksiniz. Bu multidisiplinleri bir araya getirmek demek.
İkincisi bulut teknolojileri. Veri analizi ile verileri doğru anlamak çok önemli. Bu konuda çok fazla insan gücüne, eğitimli kişiye ihtiyaç var. Nesnelerin İnterneti konusunda başarılı olabilmek için, bunun kullanımını ve eğitimini çocuklara kadar indirmeliyiz. Teknolojiden asla korkmamalıyız, bu startup’ların önünü keser.

Rauf Ateş’in üçüncü sorduğu soru; “Start-up konusunda Türk girişimcisini bekleyen en büyük engel nedir?” idi.
Bu soruya Emre Kurttepeli yanıt verdi.
Girişimcilik tarafında daha global olanlar ve global düşünenler başarılı oluyor. Başarılı olmak istiyorsanız, global ürün çıkarma vizyonuna sahip olmalısınız. Bir ürünü İngilizce çıkarırsanız tüm dünyaya hitap edersiniz. Türkiye’de örneği çok az. Ülkemizde yasalar bir engel. Örneğin sisteminizde bir içerik paylaşıldığında bunu kontrol etmelisiniz, oysa dünyada bu yok. Bizim jenerasyonumuz ezikti, şimdi gençler özgüven sahibi. Cross border tarafında çok zayıfız. Nesnelerin İnterneti konusunda da çok zayıfız. Ortak hareket etme konusunda da çok cılızız. Oysa başarılı olmak için multidisiplin gerekiyor.
Panel, Scorp Kurucusu Sercan Işık‘ın büyüme hedefi ile gittiği Almanya’da umduğunu bulamamasını söylemesi üzerine ilerledi. Işık, “Almanya umduğumuz kadar büyük bir pazar çıkmadı. Biz ülkemizin kıvanç kaynağı olmak istiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Paneli başarıyla bitiren Rauf Ateş’in salondaki katılımcılardan aldığı üç soru aslında ülkemizde çoklarının girişimcilikten ne anladığı konusunda ders niteliğindeydi. İki katılımcı soru sormak yerine kendilerini anlatarak “sağlam girişti”, üçüncü katılımcının sorusunu anlayan birinin çıktığını sanmıyorum. Gevelenen cümleler içerisinde geçen empati – iş ahlakı gibi kelimeler seçildi ve olabildiği kadar Çiğdem Erten tarafından yanıtlanmaya çalışıldı.
Ben taraf olarak biraz Emre Kurttepeli’nin söylemlerine katılıyorum. Girişimcilerin karşısında çok fazla engel ve cesaret kıran faktör var. Tüm bunları göze alabilmek için gerçekten gözü kara ve genç olmalı insan. Zaman içerisinde öyle yargılara sahip oluyoruz ve o öyle cesaretimiz kırılıyor ki, yeniden ayağa kalkacak ve düşüncelerimizi – hayallerimizi gerçekleştirecek gücü ne çevremizde ne de kendimizde bulabiliyoruz.
Öyleyse yazımı tamamlayayım ve fayda görmeniz dileğiyle deyip, noktayı koyayım.



