Ahmet Yıldız 15 Temmuz 2008’de eşcinsel olduğu için bir namus cinayetine kurban gitti. Öldürülmeden bir yıl önce savcılığa ‘Eşcinsel olduğum için, ailem beni öldürebilir’ diye başvurmasına rağmen devlet tarafından önlem alınamadığı için öldürüldü. Ahmet Yıldız’ı öldürmekten yargılanan babası Yahya Yıldız hala kaçak ve bulunamadı.

Zenneler üzerine bir belgesel çekmek isteyen yönetmenler Caner Alper ve Mehmet Binay, Ahmet Yıldız’ın trajik ölümünden etkilenip – her iki konuyu da senaryolaştırarak arkadaşları Ahmet Yıldız’ın anısına ithaf etmişler.

Film aslında üç öykünün birleşmesinden oluşuyor. Anlatım süresince bambaşka hayatlar ve yaşam öykülerini gerçek bir dille, cinselliği göze sokmadan, aykırı ve sert olmayan bir dille aktarıyor. Belki, bu kadar etkileyici olmasının sebebi de yalın anlatımı.

Filmin konusuna gelince; Can, dans etmeyi seven gece kulüplerinde zenne olarak şov yapan, bu işten para kazanamadığı için gündüzleri fal bakan bir genç. Ahmet ise, eşcinsel kimliğini ailesinden gizleyen bir üniversite öğrencisi. Ahmet, Can’ın fotoğraflarını çekmek isteyen Alman gazeteciyle yakınlaşıyor ve birlikte bir gelecek hayal ediyorlar. Can ve Ahmet’in önünde her Türk gencini bekleyen askerlik görevi var ve bu ikisi için de oldukça acılı. Filmin bundan sonrası eşcinsel erkeklere insan haklarına aykırı şekilde uygulanan askerlikten muafiyet prosedürlerine odaklanıyor.

Filme genel olarak bakıldığında her iki öykünün birbirine karılması zaman zaman başarısız ve filmin anlatımında tempoyu düşürür nitelikte. Sanki öyküler iki farklı bölüm halinde anlatılıp – daha sonra birleştirilse daha etkileyici olurdu. Özellikle müziğin dans koreografisi ile uyumsuz olduğunu, filmin başında verilmek istenen heyecan ve temponun birkaç sahne sonra alakasız bir ritme oturtulduğunu düşünüyorum.

Filmin çıkış noktası olan dürüstlüğün iki annenin yaklaşımıyla nasıl sonlandığını izliyoruz. Her iki anne de bu toplumun aynası aslında, biri başarıya götürürken diğeri öldürüyor. Annelerin oyunculuğu korkutucu şekilde etkileyici… Tilbe Saran ve Rüçhan Çalışkur oynadıkları her sahnede devleşiyor, içimizi sızlatıyor.

Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi İlk Film, En İyi Görüntü Yönetmeni Norayr Kasper, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu rolüyle Tilbe Saran, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu rolüyle Erkan Avcı’nın ödül aldığı filmi mutlaka izleyin.

Not: Filmin şanssızlığı çok az sinema salonunda ve kısıtlı seanslarda oynatılıyor oluşu. Kadıköy Moda sinemasında izlediğim filmin salon düzeni ve ses sistemi berbattı. Personeli ise şimdiye dek gördüğüm en kaba insanlardan oluşuyordu. Film bitiminde neredeyse kovulduk – çalışanlarını kınıyorum.



