Gelin sizi Webrazzi Summit 2026’ya götüreyim. Her yıl katılmaktan büyük keyif aldığım etkinlikte katıldığım panellerde aldığım notları sizin için derledim.
Her yıl katılma fırsatı bulduğum, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin gündemini bir arada takip edebildiğim bu buluşmada olmak beni ayrıca mutlu ediyor. Etkinlikte yapay zeka, fintech, büyüme, girişimcilik, yatırım dünyası, içerik ekonomisi, yeni çalışma modelleri ve bilimin geleceğine uzanan oldukça yoğun bir program vardı. Ben de gün boyunca farklı sahneler arasında dolaşıp merak ettiğim oturumları takip ettim. Yetişebildiğim kadarıyla notlarımı aldım. Malum 🤷♀️ etkinlik dört farklı sahnede gerçekleşiyor ve her birine yetişmek mümkün olmuyor.
Günün geniş özetini de her yıl olduğu gibi aşağıda sizinle paylaşıyorum. Bir gelenek olarak etkinlik günü içeriğimi hazırlar ve yayına alırdım. Bu defa bir gün geciktim. Sağ olun, “Nerede kaldı içerik?” diye çok sordunuz. Hatta formdan düştün, yazmayacak mısın diye mesaj atan arkadaşa da 😅 selam olsun… Özellikle katıldığım İngilizce sunumları Türkçeye çevirmek, ses kayıtlarını düzenlemek ve notları bir araya getirmek biraz uzun sürdü. Bu yıl bir değişiklik yapıp oturumları sondan başa doğru sıraladım. İngilizce sunumlarda ve notlarımda sürçülisan ettiysem affola.
Webrazzi 20. yılını kutladı
Webrazzi Summit 2026, 21 Ekim’de Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleşti. Webrazzi’nin 20. yılına özel düzenlenen etkinlik, teknoloji şirketlerini, girişimcileri, yatırımcıları ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Disrupt, Grow, Venture ve Academy sahnelerinde gün boyunca oturumlar ve atölyeler düzenlendi. Startup Lounge alanında 50 girişim yer alırken birkaç yıl aradan sonra yeniden düzenlenen Webrazzi Arena’da sekiz girişim jüri karşısına çıktı. Yarışmanın birincisi Robeff Teknoloji olurken Derbent ikinci, Aleron Light ise üçüncü sırada yer aldı.

Webrazzi Kurucu ve CEO’su Arda Kutsal, açılış konuşmasında 2006 yılında kurduğu Webrazzi’nin 20. yılını ve 116’ncı konferansını kutladıklarını söyledi. Dile kolay, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde 20 yıllık bir yolculuk.
Günün benim için en güzel anlarından biri de Arda Kutsal’ın annesini sahneye davet ettiği doğum günü kutlamasıydı. Gerçekten çok duygusal bir andı. Ben de kendisinin doğum gününü kutluyor, nice uzun, sağlıklı ve mutlu yıllar diliyorum.

Bu vesileyle geçtiğimiz Eylül ayında Fintechtime için Arda Kutsal ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajı da hatırlatmak isterim. Webrazzi’nin bir blog olarak başlayan yolculuğunun medya, etkinlikler, teknoloji yatırımları ve Tech.eu ile uluslararası bir yapıya nasıl dönüştüğünü konuşmuştuk. Türkiye girişimcilik ekosisteminin son 20 yıldaki değişimini, yatırım dünyasının yeni dinamiklerini ve Webrazzi’nin gelecek hedeflerini merak edenler için oldukça kapsamlı bir sohbet olmuştu.
Arda Kutsal ile Webrazzi’nin 20. Yılı röportajımızı buradan okuyabilirsiniz.
Bu yıl takip ettiğim oturumların önemli bir bölümü yapay zekanın geldiği nokta ve bundan sonra hayatımızda neleri değiştireceği üzerineydi. Farklı konuşmacıların aynı dönüşümü yatırım, yazılım, güvenlik, bilim ve iş dünyası açısından ele alması özellikle dikkatimi çekti.
Gelelim gün boyunca takip ettiğim oturumlara ve aldığım notlara.
Bilim Hızlanıyor – İnsanın Geleceği Yeniden Yazılıyor

Günün sonlarına doğru özellikle merak ettiğim sohbetlerden birini dinleme fırsatı buldum. Webrazzi Kurucu ve CEO’su Arda Kutsal’ın konuğu Jackson Laboratory Profesörü Prof. Dr. Derya Unutmaz’dı. “Bilim Hızlanıyor: İnsanın Geleceği Yeniden Yazılıyor” başlıklı sohbet, yapay zekanın bilimsel araştırmaları nasıl değiştirdiğinden insan ömrünün uzatılmasına, kişiselleştirilmiş tedavilerden bilim insanlarının gelecekteki rolüne kadar uzandı.
Prof. Dr. Derya Unutmaz’ın özellikle yapay zekadaki gelişimin hızına ve bunun biyoloji üzerindeki olası etkilerine ilişkin öngörüleri oldukça iddialıydı.
Bilimsel araştırmaların hızı değişiyor
Prof. Dr. Derya Unutmaz, teknolojideki gelişimin artık doğrusal bir çizgide ilerlemediğini anlatarak başladı. Katlanarak büyüme anlamına gelen üstel gelişim kavramına dikkat çekti. İnsanların bu tür gelişmeleri anlamakta zorlandığını, çünkü geçmiş deneyimlerine dayanarak geleceği tahmin etmeye alışkın olduklarını söyledi.
Yapay zekanın son aylardaki gelişimini örnek göstererek birkaç ay önce mümkün olmayan işlemlerin bugün gerçekleştirilebildiğini anlattı. Özellikle yazılım geliştirme araçlarının geldiği noktayı kendi araştırmalarından örneklerle açıkladı.
Unutmaz, biyolojik araştırmalarda kullandıkları bazı karmaşık yazılımların yüksek maliyetli olduğunu, bunların benzerlerini yapay zeka destekli kodlama araçlarıyla geliştirebildiğini söyledi. Kullandığı yazılımda eksik gördüğü bir özelliği eklemenin artık çok daha kolay olduğunu belirtti. Bir fikri veya yeni işlev ihtiyacını tarif ederek kısa sürede çalışan bir uygulamaya dönüştürebildiğini anlattı.
Bu hızlanmanın bilimsel araştırmalarda da görüldüğünü söyledi. Geçmişte aylar süren bazı veri analizlerinin dakikalar içinde gerçekleştirilebildiğini, ilaç araştırmalarında kullanılan belirli tarama ve değerlendirme çalışmalarının sürelerinin önemli ölçüde kısaldığını belirtti.
Ancak dijital ortamda elde edilen sonuçların fiziksel dünyaya aktarılmasında hâlâ zorluklar bulunduğunu hatırlattı. Özellikle geliştirilen bir ilacın insanlar üzerindeki güvenliliğinin ve etkinliğinin anlaşılması için klinik araştırmalar yapılması gerekiyor.
Bilim 3.0’dan Bilim 4.0’a
Unutmaz, bilimsel araştırmaların tarihsel gelişimini farklı aşamalar üzerinden anlattı. İlk dönemi bireysel bilim olarak tanımladı. Pasteur ve Darwin gibi bilim insanlarının öncülüğündeki çalışmaların ardından araştırmaların giderek daha büyük ekiplerle yürütüldüğü ikinci dönem geldi.
Bugün ise yapay zeka ile bilim insanlarının birlikte çalıştığı üçüncü aşamada olduğumuzu söyledi. Yapay zeka artık araştırmacıların işlerini kolaylaştıran yardımcı bir araç olmanın ötesine geçiyor. Hipotez oluşturma, veri analizi, deney tasarımı ve araştırma sonuçlarının değerlendirilmesi gibi bilimsel süreçlerde daha fazla görev üstleniyor.
Unutmaz, kendisinin de bazı analizleri ve araştırma çalışmalarını yapay zeka sistemlerine yaptırdığını anlattı. Bu sistemlerin belirli görevlerde kendi yeteneklerini aşan sonuçlar üretebildiğini söyledi.
Geleceğe ilişkin öngörüsü ise çok daha ileri bir noktadaydı. Önümüzdeki dört veya beş yıl içinde Bilim 4.0 olarak adlandırdığı bir aşamaya geçilebileceğini düşünüyor. Bu aşamada yapay zeka sistemlerinin araştırma süreçlerini büyük ölçüde bağımsız biçimde yürütmesi mümkün olabilir.
Unutmaz, böyle bir durumda insanların rolünün de değişeceğini söyledi. Bilim insanları her deneyi veya analizi kendileri yapmak yerine araştırmanın yönünü belirleyen, öncelikleri seçen ve sonuçları değerlendiren kişiler hâline gelebilir.
Örneğin yapay zeka binlerce araştırma seçeneği sunabilir. Hangi hastalığın öncelikli olarak araştırılacağına veya hangi bilimsel sorunun çözülmesine odaklanılacağına ise insanlar karar verebilir.
Bu yaklaşım, bilim insanlığının geleceği açısından oldukça dikkat çekiciydi. Araştırma süreçlerinde teknik uygulama becerilerinin yanında doğru soruyu sormak ve araştırmanın yönünü belirlemek daha önemli hâle gelebilir.
Yapay zeka bilimsel keşifleri herkes için erişilebilir kılabilir mi?
Arda Kutsal’ın sorularından biri, yapay zeka sayesinde bilimsel araştırma yapmanın daha geniş bir kitleye açılıp açılmayacağıydı.
Unutmaz, yeni yapay zeka araçlarının belirli bilimsel alanlarda uzmanlığı bulunmayan kişilerin bile karmaşık araştırma süreçlerine katılmasını kolaylaştırdığını söyledi.
Bu görüşünü açıklarken biyoloji alanında uzman olmayan bir grubun yapay zeka kullanarak deney tasarladığı ve geliştirilen aday çözümleri laboratuvar testlerine yönlendirdiği bir örnek paylaştı. Anlattığı örnekte yaklaşık 200 aday üzerinde çalışılmış, bunların 17’sinden hedeflenen etkiye yönelik sonuçlar elde edilmişti.
Unutmaz, bu çalışmanın bilimsel araştırma için gereken maliyetin ve uzmanlık ihtiyacının nasıl değişebileceğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti.
Bilimsel bir hipotezin oluşturulmasıyla güvenilir biçimde doğrulanması farklı süreçler. Ancak yapay zekanın uzmanlık bilgisine erişimi kolaylaştırması ve araştırma tasarımını hızlandırması, bilimsel çalışmaların organizasyonunu önemli ölçüde etkileyebilir.
Unutmaz, robotik laboratuvarların yaygınlaşmasıyla bu sürecin daha da hızlanacağını düşünüyor. Robotların gün boyunca deney yaptığı, yapay zekanın sonuçları analiz ederek yeni hipotezler ürettiği araştırma sistemlerinden söz etti.
Kişiselleştirilmiş tedaviler ve dijital ikizler
Sohbetin en ilgi çekici bölümlerinden biri kişiselleştirilmiş tıp üzerineydi.
Unutmaz, günümüzde kullanılan ilaçların her insanda aynı sonucu vermediğini hatırlattı. Genetik yapı, metabolizma, hastalığın özellikleri ve farklı biyolojik etkenler nedeniyle aynı tedavinin etkisi kişiden kişiye değişebiliyor.
Yapay zekanın bu alanda önemli fırsatlar oluşturabileceğini söyledi.
Gelecekte bireyin biyolojik özelliklerini dijital ortamda temsil edebilen sistemlerin geliştirilmesiyle farklı tedavi seçeneklerinin daha ayrıntılı biçimde değerlendirilebileceğini anlattı.
Dijital ikiz olarak adlandırılan bu yaklaşım sayesinde kişinin biyolojik yapısına uygun tedavilerin tasarlanması ve olası etkilerin önceden incelenmesi hedefleniyor.
Unutmaz’a göre yapay zekanın biyolojik sistemleri daha iyi modelleyebilmesi, ilaç geliştirme maliyetlerini de önemli ölçüde azaltabilir. Bugün uzun araştırmalar ve yüksek yatırımlar gerektiren ilaç geliştirme süreçlerinin hızlanması, gelecekte tedavilere erişimi kolaylaştırabilir.
İnsan ömrü gerçekten 120 yılı aşabilir mi?
Arda Kutsal, sohbetin ilerleyen bölümünde insan ömrünün uzatılması konusunu gündeme getirdi. Unutmaz’la yıllardır bu konuları konuştuklarını hatırlatarak geçmişte oldukça uzak görünen bazı gelişmelerin bugün daha somut biçimde tartışılmaya başlandığını söyledi.
Prof. Dr. Derya Unutmaz, yaşlanma araştırmalarının yapay zeka sayesinde önemli ölçüde hızlanabileceğini düşünüyor.
Uzun ömür alanında longevity escape velocity olarak adlandırılan kavrama değindi. Bu kavram, tıbbi gelişmeler sayesinde yaşam beklentisindeki artışın zamanın geçiş hızına yetişebileceği varsayımsal bir aşamayı ifade ediyor.
Unutmaz, bu aşamaya beklenenden daha kısa sürede ulaşılabileceği konusunda oldukça iyimser.
Bunun yanında yaşlanmanın biyolojik etkilerinin azaltılması, bazı süreçlerin tersine çevrilmesi ve farklı hastalıklar için kişiselleştirilmiş tedaviler geliştirilmesi gibi çok daha geniş bir gelecek tasvir etti.
Hatta gelecekte insanın biyolojik özelliklerinin yeniden tasarlanabileceği, bağışıklık sisteminin güçlendirilebileceği ve bazı duyusal veya bilişsel yeteneklerin geliştirilebileceği ihtimallerinden söz etti.
Bunlar oldukça iddialı bilimsel öngörüler. Yaşlanmanın bütünüyle durdurulması, insan ömrünün yüzlerce yıla ulaşması veya bireye özel kusursuz tedavilerin hazırlanması bugün klinik olarak kanıtlanmış sonuçlar değil. Unutmaz’ın anlattıkları, yapay zeka ve biyoteknolojideki hızlanmaya dayanarak geleceğe ilişkin geliştirdiği beklentiler.
Tıbbi gelişmelere herkes erişebilecek mi?
Arda Kutsal, yaşam süresinin uzaması ve yeni tedavilerin geliştirilmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek toplumsal eşitsizlikleri de gündeme getirdi. Bu gelişmelerin yalnızca yüksek gelir grubundaki insanların erişebileceği hizmetlere dönüşüp dönüşmeyeceğini sordu.
Unutmaz, yapay zekanın araştırma ve geliştirme maliyetlerini önemli ölçüde azaltabileceğini belirterek uzun vadede yeni tedavilere erişimin de kolaylaşabileceğini söyledi.
Yazılım geliştirme maliyetlerindeki düşüşü örnek göstererek benzer bir dönüşümün ilaç araştırmalarında yaşanabileceğini düşünüyor.
Sohbette ayrıca GLP-1 temelli ilaçlar, metabolizma, kas sağlığı ve uyku üzerine geliştirilen tedaviler gündeme geldi. Unutmaz, bu araştırma alanlarında yeni ilaçların ortaya çıkmasının sağlıklı yaşam süresini artırmaya katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Arda Kutsal ve Prof. Dr. Derya Unutmaz’ın sohbeti, bilimin yapay zeka sayesinde ne kadar hızlanabileceğine ilişkin heyecan verici bir gelecek tartışmasıydı.
Benim özellikle dikkatimi çeken tarafı ise bilimsel araştırmanın yürütülme biçiminin değişmesi oldu. Araştırma süreçlerinde yapay zekanın rolü arttıkça hangi probleme öncelik verileceği, sonuçların nasıl doğrulanacağı ve bilimsel gelişmelerin toplumla nasıl buluşturulacağı daha fazla önem kazanacak.
Artık Farklı Çalışıyoruz

Yapay zekanın çalışma hayatına etkisi, Webrazzi Kurucu ve CEO’su Arda Kutsal, Microsoft Sr. Security Solution Engineer EU North Can Değer ve Paribu Kurucu ve CEO’su Yasin Oral’ın katıldığı “Artık Farklı Çalışıyoruz” oturumunda somut uygulamalar üzerinden konuşuldu.
Özellikle Paribu’nun kurum içindeki yazılım geliştirme süreçlerinde gerçekleştirdiği dönüşüm ve yapay zeka ajanlarının güvenliği üzerine değerlendirmeler dikkat çekiciydi.
Paribu sıfır SaaS hedefinin yüzde 80’ine ulaştı
Arda Kutsal, son dönemde yapay zeka destekli araçlarla yeniden yazılım geliştirmeye başladığını anlattı. Hatta Webrazzi’nin yeni etkinlik serisi için oluşturulan internet sitesini ve tanıtım videosunu kendisinin hazırladığını söyledi.
Geçmişte farklı uzmanlık alanlarından destek gerektiren çalışmaların bugün yapay zeka araçlarıyla çok daha kısa sürede gerçekleştirilebildiğini belirtti.
Yasin Oral ise Paribu’da yaşanan dönüşümü şirketin gerçek uygulamalarından örneklerle anlattı.
Paribu’nun 2026 yılının mayıs ayında yıl sonuna yönelik oldukça iddialı bir hedef belirlediğini söyledi. Şirket, dışarıdan satın aldığı hazır yazılım hizmetlerine bağımlılığını azaltmak amacıyla sıfır SaaS yaklaşımını benimsedi.
Oral, bu hedefte yüzde 80 seviyesine ulaştıklarını açıkladı.
Buradaki dikkat çekici gelişme, hazır yazılımların yerine kurum içinde yeni uygulamalar geliştirilmesinin yanında bu uygulamaların önemli bir bölümünü profesyonel yazılım geliştiricisi olmayan çalışanların hazırlamasıydı.
Oral’ın verdiği örneğe göre Paribu’nun insan kaynakları sistemini People ekibi, çağrı merkezi yazılımını ise Paribu Destek ekibi geliştirdi.
Bu ekipler, yapay zeka destekli araçlardan ve şirketin oluşturduğu kurum içi geliştirme altyapısından yararlanıyor. Teknik ekipler ise gerekli altyapının hazırlanması ve uygulamaların canlı ortama alınması gibi aşamalarda destek sağlıyor.
Tasarım yapanla yazılım geliştiren aynı kişi olabiliyor
Oral, yapay zekanın geleneksel yazılım geliştirme süreçlerindeki görev ayrımlarını da değiştirdiğini söyledi.
Bir ürünün tasarımını hazırlayan kişiyle yazılım geliştirmesini gerçekleştiren kişi bazı durumlarda aynı kişi olabiliyor.
Geçmişte yeni bir uygulama için ihtiyaç analizi, tasarım, geliştirme ve test gibi birçok aşamanın farklı ekipler tarafından yürütülmesi gerekiyordu. Yapay zeka araçlarıyla birlikte bu süreçler sadeleşiyor.
Paribu, kendi iş süreçlerine ilişkin bilgileri ve kurumsal hafızasını da sistemlere aktarıyor.
Oral, şirketin iş yapış biçimlerini, süreç bilgisini ve geçmişten gelen deneyimini yapay zeka sistemlerinin kullanabileceği hâle getirmeye çalıştıklarını anlattı.
Bu çalışmalar günlük verimliliğin yanında şirketin gelecekteki ürün geliştirme kapasitesini de etkiliyor.
Oral, yapay zekanın gelişim hızının henüz tam olarak kavranamadığını düşündüğünü söyledi. Bugünün teknolojik olanaklarıyla geleceği değerlendirmeye çalışırken birkaç yıl içinde ortaya çıkabilecek yeni yeteneklerin gözden kaçırıldığını belirtti.
Bu nedenle Paribu’daki bazı projelerin yalnızca bugün yapılabilen işlere göre planlanmadığını, gelecekte ortaya çıkabilecek teknolojik olanakların da dikkate alındığını anlattı.
Yapay zeka ajanlarının kimliği ve yetkileri nasıl yönetilecek?
Microsoft’tan Can Değer, sohbeti siber güvenlik açısından değerlendirdi.
Yapay zeka destekli yazılım geliştirmenin büyük kolaylık sağladığını ancak bu sistemlerin güvenliğinin bütün süreç boyunca ele alınması gerektiğini söyledi.
Bir yapay zeka aracı yazılım oluştururken farklı kütüphanelerden, açık kaynak bileşenlerden ve hazır araçlardan yararlanabiliyor. Bu nedenle ortaya çıkan uygulamanın çalışıyor olması tek başına yeterli görülmemeli.
Kullanılan bileşenlerin güvenliği, erişim izinleri ve uygulamanın ürettiği sonuçlar kontrol edilmeli.
Değer’in en önemli uyarılarından biri yapay zeka ajanlarının kurumsal kimliği üzerineydi.
Bir şirkette çalışan insanların kimlikleri ve erişim yetkileri bulunuyor. Yapay zeka ajanlarının da benzer biçimde yönetilmesi gerektiğini anlattı.
Her ajanın hangi amaçla oluşturulduğu, hangi kullanıcıya veya birime bağlı olduğu, hangi sistemlere erişebileceği ve ne kadar süreyle çalışacağı tanımlanmalı.
Özellikle bir çalışan şirketten ayrıldığında onun adına çalışan ajanların sistemde aktif kalması önemli güvenlik sorunlarına yol açabilir.
Değer, bu nedenle ajanların yaşam sürelerinin ve yetkilerinin de yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Finans sektöründe kontrollü geliştirme ortamları önem kazanıyor
Yasin Oral, yapay zeka ajanlarının kullanıldığı kurumsal altyapılarda yönetişimin önemine katıldığını belirtti.
Özellikle finansal hizmetlerde veri güvenliğinin çok daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini söyledi.
Bir kişinin kendi ihtiyacı için geliştirdiği uygulamayla finansal verileri işleyen kurumsal bir sistemin güvenlik gereksinimleri aynı değil.
Paribu’da yapay zeka destekli yazılım geliştirme süreçlerine geçmeden önce teknik mimari ve yönetişim konuları üzerinde çalıştıklarını anlattı.
Oral’a göre doğru oluşturulmuş bir geliştirme ortamı, çalışanların güvenlik sınırlarını ihlal etmeden daha özgür hareket etmesini sağlayabilir.
Şirketler veri ve sistem erişimlerini kontrol altına alırken belirlenen güvenli alanlar içinde ürün geliştirmeyi kolaylaştırabilir.
Can Değer de güvenliğin giderek tek tek uygulamaların kontrol edilmesinden daha kapsamlı mimari yaklaşımlara doğru ilerlediğini söyledi. Yapay zeka destekli geliştirme yaygınlaştıkça sistemlerin bütününü anlayabilen güvenlik uzmanlarının önemini koruyacağını belirtti.
Arda Kutsal ise yapay zekanın ortaya çıkardığı yeni güvenlik ihtiyaçlarının girişimcilik ve yatırım dünyasında da fırsatlar oluşturabileceğine dikkat çekti.
Webrazzi Sessions duyuruldu
Oturum öncesinde Arda Kutsal ve Yasin Oral, yeni etkinlik serisi Webrazzi Sessions’ı da duyurdu.
Paribu ana sponsorluğunda, Paribu Art Terminal Kadıköy’de düzenlenecek serinin ilk etkinliği Webrazzi Sessions / AI, 25 Kasım 2026’da gerçekleşecek.
İkinci etkinlik Webrazzi Sessions / Builders ise 22 Aralık 2026’da düzenlenecek.
Etkinlikler ücretsiz ve davetiye usulüyle gerçekleştirilecek. Her buluşma için 600 kişilik kontenjan planlanıyor. Serinin 2027 yılında da devam etmesi hedefleniyor.
Webrazzi Sessions etkinlikleri ve başvuru detayları
Bu sohbetten aldığım en önemli notlardan biri, yazılım üretme kapasitesinin şirketlerin çok daha geniş bir bölümüne yayılması oldu. Ancak özellikle finans gibi veri güvenliğinin kritik olduğu sektörlerde, bu hızın doğru mimari ve yönetişimle desteklenmesi gerekiyor.
Seneye Burada Ne Konuşacağız?

Yapay Zeka, Pazarlama ve Büyüme Uzmanı Yüce Zerey, “Seneye Burada Ne Konuşacağız?” başlıklı sunumunda yapay zekanın 2027 yılında hangi alanlarda daha fazla etkili olabileceğini ve şirketlerin bu değişime nasıl hazırlanması gerektiğini anlattı.
Sunumun odağında yapay zeka ajanlarının daha karmaşık görevler üstlenmesi, yeni rekabet koşulları, kurumsal hafıza, fiziksel dünyada çalışan sistemler ve şirketlerin teknolojiden nasıl gerçek değer elde edebileceği vardı.
Yapay zekada uzun vade artık bir ay
Zerey, yapay zeka alanında bir yıl sonrasını tahmin etmenin ne kadar zor olduğunu anlatarak başladı.
Kısa vadeyi bir saat, orta vadeyi bir hafta ve uzun vadeyi bir ay olarak tanımladı. Teknolojinin gelişim hızı nedeniyle 2027’de hangi konuların konuşulacağını kesin biçimde söylemenin mümkün olmadığını ancak bugünden görülen eğilimlerin incelenebileceğini belirtti.
Bunun için teknolojik gelişmelerin hangi koşullarda ortaya çıktığının, hangi uygulamaların gerçekten çalıştığının ve farklı senaryoların nasıl sonuç verdiğinin araştırılması gerektiğini söyledi.
Zerey, geleceği anlamak için teknoloji kadar tarih, sosyoloji ve antropoloji gibi disiplinlerden de yararlanılması gerektiğine dikkat çekti.
Buhar makinesinden elektriğe geçişin verdiği ders
Sunumun en akılda kalıcı bölümlerinden biri sanayi tarihinden verdiği örnekti.
Zerey, 1880’li yıllarda fabrikalarda buhar makinelerinden elektrik motorlarına geçilmeye başlandığını ancak beklenen verimlilik artışının hemen ortaya çıkmadığını anlattı.
Fabrikalar eski üretim düzenlerini koruyarak buhar makinesini çıkarıp yerine elektrik motoru yerleştirmişti. Oysa bütün üretim sistemi buhar makinesine göre tasarlanmıştı.
Asıl verimlilik artışı, makinelerin ve üretim hatlarının elektrik teknolojisinin sağladığı olanaklara göre yeniden düzenlenmesiyle yaşandı.
Zerey’e göre bugün yapay zekada da benzer bir sorun bulunuyor.
Şirketler yeni bir yapay zeka modelini mevcut sistemlerine ekleyerek daha verimli çalışmayı hedefliyor. Ancak iş süreçleri aynı kaldığında teknolojiden beklenen değerin tamamı ortaya çıkmayabiliyor.
Bu nedenle 2027’de hangi modeli kullandığımızdan çok iş süreçlerimizi yapay zekayla nasıl yeniden tasarladığımızı konuşacağımızı düşünüyor.
Zerey, yapay zeka sayesinde bir raporu veya sunumu daha hızlı hazırlamanın önemli olduğunu ancak asıl sorunun kazanılan zamanın nasıl değerlendirildiği olduğunu söyledi.
Bir çalışan bir saat kazandığında o bir saatte ne yapıyor? Şirketler ortaya çıkan kapasiteyi hangi işlere yönlendiriyor?
Bu sorular, yapay zekanın ekonomik değerini anlamak açısından önem taşıyor.
Yapay zeka ajanları daha uzun görevler üstlenecek
Zerey, gelecek dönemde yapay zeka ajanlarının çok daha uzun ve karmaşık işleri gerçekleştirebileceğini anlattı.
Bugün birçok kullanıcı yapay zekadan metin özetlemesini, belirli bilgileri bulmasını veya kısa görevleri tamamlamasını istiyor.
Ancak teknoloji daha uzun süren, farklı aşamaları bulunan ve birden fazla araç gerektiren işlerin yürütülmesi yönünde gelişiyor.
Zerey, insan uzmanların çalışma süreleriyle yapay zeka ajanlarının görev tamamlama becerilerini karşılaştıran araştırmalardan örnekler verdi.
Ajanların farklı uzunluklardaki görevlerde başarı oranlarının değiştiğini, bu nedenle görev süresi kadar güvenilir tamamlamanın da önemli olduğunu söyledi.
Bu gelişmelerin çalışma hayatını doğrudan etkileyeceğini düşünüyor.
Şirketler hangi görevleri insanlara, hangilerini yapay zeka ajanlarına devredeceklerini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir.
Vibe coding ve kısa ömürlü yazılım ürünleri
Zerey, doğal dille yazılım geliştirmeyi mümkün kılan vibe coding yaklaşımının girişimcilik dünyasını değiştirdiğini söyledi.
Geçmişte bir ürünün geliştirilmesi, yatırım bulması, pazara sunulması ve müşteri kazanması uzun süreli bir süreç gerektiriyordu.
Bugün ise belirli bir ihtiyaca yönelik yazılımlar çok daha kısa sürede hazırlanabiliyor.
Bu durumun özellikle küçük, niş alanlara yönelik ürünlerin sayısını artırabileceğini düşünüyor.
Bir girişimci yükselen bir ihtiyacı fark ederek hızlıca ürün geliştirebilir ve kısa süreli bir pazar fırsatından yararlanabilir.
Zerey, bu gelişmenin ürünlerin yaşam döngüsünü ve geleneksel yazılım girişimciliği yaklaşımını değiştirebileceğini anlattı.
Ancak üretim hızının artması yeni bir sorunu beraberinde getiriyor.
Hız kadar tutarlılık da önemli
Yapay zeka ajanlarının daha karmaşık görevler gerçekleştirmesiyle tutarlılık sorununun önem kazandığını belirten Zerey, görsel ve video üretim modellerini örnek verdi.
Kısa bir görüntüde başarılı sonuç üreten sistemler, daha uzun ve karmaşık içeriklerde aynı tutarlılığı korumakta zorlanabiliyor.
Benzer durum şirketlerin iş süreçlerinde de yaşanabilir.
Yapay zeka sistemlerinin uzun görevlerde aynı kaliteyi koruyabilmesi, kurumun kurallarına uygun çalışması ve güvenilir sonuçlar üretmesi gerekiyor.
Zerey’e göre benzer modellere erişen şirketler arasındaki farkın giderek bu alanlarda ortaya çıkması bekleniyor.
Yapay zeka araçlarını kullanmak kolaylaşırken onlardan sürekli ve ölçülebilir değer üretmek daha önemli hâle geliyor.
Kurumsal hafıza ve yapay zeka ajanları
Zerey, şirketlerin kurumsal hafızasına da geniş yer ayırdı.
Şirketler yıllardır büyük miktarda veri ve bilgi biriktiriyor. Ancak bu bilgilerin ne kadarının düzenli, güncel ve erişilebilir olduğu önemli bir soru.
Kurumsal bilgi birikiminin yapay zeka sistemleri tarafından kullanılabilmesi için doğru biçimde yapılandırılması gerekiyor.
Şirketin geçmiş kararları, müşteri bilgileri, çalışma süreçleri ve uzmanlık deneyimleri sistemlere aktarılırken erişim yetkileri ve güncelleme mekanizmaları da belirlenmeli.
Zerey, yapay zeka ajanlarının kullanıcıların ihtiyaçlarını daha az yönlendirmeyle anlayabildiği bir döneme doğru ilerlediğimizi söyledi.
Bunun için kişisel ve kurumsal bağlamın doğru yönetilmesi gerekiyor.
Müşteriyle markanın arasına ajanlar giriyor
Pazarlama açısından en dikkat çekici değerlendirmelerden biri, müşterilerle markalar arasındaki ilişkinin değişmesiydi.
Zerey, kullanıcıların bir ürün veya hizmeti araştırırken giderek daha fazla yapay zeka ajanından yararlanabileceğini söyledi.
Bir müşteri ürünleri karşılaştırmak, fiyatları incelemek veya kendisine uygun seçeneği bulmak için doğrudan bir markanın internet sitesine gitmek yerine yapay zeka ajanına görev verebilir.
Bu durumda markaların yalnızca insanlar tarafından bulunabilir olması yeterli olmayabilir.
Ürünlerin ve hizmetlerin yapay zeka sistemleri tarafından anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve doğru biçimde sunulabilir olması da önem kazanıyor.
Zerey, GEO gibi yapay zeka tabanlı arama görünürlüğüne yönelik yaklaşımların bu nedenle daha fazla gündeme geleceğini belirtti.
Yapay zeka ekranlardan fiziksel dünyaya çıkıyor
Sunumda ele alınan bir diğer gelişme, yapay zekanın farklı cihazlarda internet bağlantısı olmadan da çalışabilmesiydi.
Zerey, bu olanağın yalnızca cep telefonlarıyla sınırlı düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
Fabrikalarda, üretim tesislerinde ve günlük hayatta kullanılan farklı cihazlar, kendi üzerlerinde çalışan yapay zeka sistemleriyle yeni yetenekler kazanabilir.
Robotik teknolojiler de bu gelişimin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Zerey, robotların bugün birçok alanda veri toplama ve öğrenme süreçlerinden geçtiğini belirtti. Bu sistemlerin daha güvenilir ve ölçeklenebilir hâle gelmesiyle fiziksel dünyadaki uygulamalarının artabileceğini söyledi.
Sağlık ve bilimsel araştırmalardaki gelişmelere de değinerek AlphaFold gibi sistemlerin araştırmacılara yeni olanaklar sağladığını anlattı.
Sunumunun sonunda ise insanın rolüne ilişkin üç kavramı öne çıkardı.
Yapmak, seçmek ve kontrol etmek.
Yapay zeka daha fazla görev üstlendikçe hangi işlerin insan tarafından yapılacağına, hangi sonuçların seçileceğine ve hangi işlemlerin nasıl denetleneceğine karar vermek önem kazanacak.
Zerey, şirketlerin 2027’ye hazırlanırken hangi görevleri devredeceklerini, hangi süreçleri değiştireceklerini, hangi özgün bilgileri biriktireceklerini ve kazandıkları zamanı nasıl değerlendireceklerini bugünden düşünmeleri gerektiğini söyledi.
Yapay Zekada Rekabetin Yeni Dengesi

BCG Partner Anıl Demir, “Yapay Zekada Rekabetin Yeni Dengesi” başlıklı sunumunda yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla rekabet avantajının nasıl değiştiğini anlattı.
Demir’in sunumu, şirketlerin yapay zekaya erişiminden çok bu teknolojiyi iş sonuçlarına dönüştürme kapasitesine odaklanıyordu.
Yapay zeka maliyetleri düşüyor, rekabet avantajı kısalıyor
Anıl Demir, son beş yılda yapay zeka model maliyetlerinde yaklaşık yüzde 90 düzeyinde düşüş yaşandığını söyledi.
Aynı zamanda teknolojik gelişim ve yenilenme döngüleri de hızlanıyor.
Bu iki gelişme, yapay zeka teknolojilerini şirketler için daha erişilebilir hâle getiriyor. Ancak teknolojiye erişimin kolaylaşması, bu teknolojinin sağladığı rekabet avantajının korunmasını zorlaştırıyor.
Demir, 2028 sonrasında bugün ileri düzeyde kabul edilen yapay zeka teknolojilerinin çok daha geniş bir şirket kitlesinin kullanımına açılabileceğini öngörüyor.
Bu durumda benzer modellere erişen şirketlerin yalnızca teknoloji tercihiyle birbirinden ayrışması zorlaşacak.
Asıl fark, şirketlerin bu teknolojileri hangi amaçla kullandığında ve iş süreçlerini nasıl dönüştürdüğünde ortaya çıkacak.
Yapay zekadan değer yaratmak neden zor?
Demir, yapay zeka araçlarının çalışanların günlük işlerini hızlandırdığını ancak bireysel verimlilik kazanımlarının her zaman şirketin finansal performansına yansımadığını söyledi.
Bir çalışanın belirli bir görevi daha kısa sürede tamamlaması önemli. Ancak bunun şirketin gelirine, maliyet yapısına veya kârlılığına etkisinin ayrıca ölçülmesi gerekiyor.
BCG’nin araştırmalarından örnekler vererek yapay zeka dönüşümünde öncü şirketlerle diğerleri arasında önemli performans farklılıkları bulunduğunu anlattı.
Stratejik yaklaşımı ve uygulama becerisini birlikte geliştiren şirketlerin yapay zekadan elde ettikleri değerin çok daha yüksek olabildiğini söyledi.
Demir’in paylaştığı araştırma sonuçlarında şirketler arasında yaklaşık beş kata ulaşan değer farklarından söz edildi.
Yapay zeka olgunluğu yüksek şirketlerin gelir büyümesinde de daha güçlü sonuçlar elde edebildiğini belirtti.
Bu nedenle yapay zeka yatırımlarının başarısı yalnızca kullanılan araçların sayısıyla ölçülmemeli.
Yapay zeka dönüşümünün üç aşaması
Demir, şirketlerin yapay zeka dönüşümünü üç aşamada ele aldı.
İlk aşamada yapay zeka mevcut iş süreçlerine ekleniyor. Çalışanlar belirli görevleri daha hızlı tamamlıyor ve verimlilik kazanımları elde ediliyor.
İkinci aşamada iş süreçleri yeniden tasarlanıyor. Şirketler mevcut görevleri hızlandırmakla yetinmeyerek yapay zekanın sağladığı olanaklara göre çalışma biçimlerini değiştiriyor.
Üçüncü aşamada ise yeni iş modelleri oluşturuluyor.
Şirketler yapay zekadan yararlanarak daha önce sunmadıkları ürün ve hizmetleri geliştirebiliyor, yeni gelir alanlarına yönelebiliyor.
Demir, sürdürülebilir rekabet avantajının özellikle ikinci ve üçüncü aşamalarda ortaya çıkacağını vurguladı.
Dönüşümün merkezinde insan kaynağı bulunuyor
Demir, yapay zeka dönüşümünün yalnızca algoritmalar ve veri teknolojileriyle gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.
Çalışanların yeni yetkinlikler kazanması, organizasyonel süreçlerin yeniden tasarlanması ve yöneticilerin dönüşümü sahiplenmesi gerekiyor.
BCG bünyesindeki uygulamalardan bir örnek paylaşarak altı haftalık koçluk ve yetkinlik geliştirme çalışması sonucunda yapay zekayı etkin kullanan çalışanların oranının yüzde 5’ten yüzde 50’ye yükseldiğini anlattı.
Bu sonuç, yalnızca yeni teknolojik altyapılar satın almanın yeterli olmadığını gösteriyor.
Doğru eğitim ve çalışma biçimleriyle mevcut araçlardan çok daha fazla değer elde edilebiliyor.
Demir, şirketlerin birbirinden kopuk çok sayıda küçük yapay zeka projesi yürütmek yerine belirli ve yüksek etkili dönüşüm alanlarına odaklanması gerektiğini söyledi.
Ayrıca yapay zeka çalışmalarının yalnızca teknoloji departmanlarının sorumluluğunda kalmaması gerektiğini belirtti.
Üst yönetimin dönüşümü sahiplenmesi, iş birimlerinin sürece katılması ve sonuçların finansal göstergelerle takip edilmesi önem taşıyor.
BCG’nin kendi dönüşümü
Demir, BCG’nin kendi çalışma süreçlerinde de yapay zeka araçlarından yararlandığını anlattı.
Danışmanlık, araştırma, analiz ve stratejik planlama çalışmalarını destekleyen farklı uygulamalar geliştirdiklerini söyledi.
Bu çalışmalarda sektörel bilgiye sahip ekiplerle mühendisler, yazılım geliştiriciler ve yapay zeka uzmanlarının birlikte çalışmasının önemini vurguladı.
Şirketlerin hangi problemi çözmek istediğini doğru anlaması, geliştirilen teknolojinin gerçek iş sonuçları üretmesini kolaylaştırıyor.
Demir’in sunumu, yapay zeka yarışında teknolojiye sahip olmanın ötesinde organizasyonu dönüştürmenin önemini gösteren örneklerle tamamlandı.
Beyond the AI Hype – From Models to Market Value

Yapay zeka yatırımlarından sürdürülebilir ticari değer üretimine uzanan tartışmalar, DO Venture Partners Yönetici Ortağı Duygu Öktem Clark’ın moderatörlüğündeki “Beyond the AI Hype: From Models to Market Value” panelinde ele alındı. Tencent Investment Director Dr. Min Hu ve Spyke Games Kurucu Ortağı ve CEO’su Rina Onur Şirinoğlu, yatırımcı ve girişimci perspektiflerinden yapay zekanın rekabet koşullarını nasıl değiştirdiğini anlattı.
Yapay zeka ürün geliştirmeyi kolaylaştırdı, şirket kurmayı zorlaştırdı
Duygu Öktem Clark, panelin açılışında yapay zekanın günlük hayatın parçasına dönüştüğünü anlattı.
San Francisco’da otonom bir araçla yolculuk ederken telefonundan yapay zeka ajanlarını yönetmenin artık olağan bir deneyim olduğunu söyledi.
Teknoloji dünyasının yeni bir aşamaya girdiğini belirterek yapay zekanın neler yapabildiği kadar bu teknolojiden kimin sürdürülebilir ekonomik değer oluşturabileceğinin de önemli olduğunu vurguladı.
Tencent Investment Director Dr. Min Hu, yapay zekanın ürün geliştirme süreçlerini değiştirdiğini ancak iş dünyasının temel kurallarını ortadan kaldırmadığını söyledi.
Ürün-pazar uyumu, gerçek müşteri ihtiyacı ve ürünün kullanıcı açısından taşıdığı değer hâlâ belirleyici.
Hu’ya göre yapay zeka sayesinde dijital ürün geliştirmek hiç olmadığı kadar kolay. Ancak pazara çok daha fazla ürün girmesi, kullanıcıların dikkatini kazanmayı zorlaştırıyor.
Kullanıcıların zamanı ve dikkati aynı kalırken karşılarına çıkan ürün sayısı artıyor.
Bu nedenle bir ürünün teknik olarak başarılı olması, sürdürülebilir bir iş modeline dönüşmesi için yeterli olmuyor.
Tencent’in yatırım yaklaşımında üç temel unsur
Dr. Min Hu, Tencent’in yatırım yaklaşımını insan, problem ve bakış açısı olmak üzere üç kavramla açıkladı.
İlk olarak kurucu ekibin yetkinliklerine önem verdiklerini söyledi. Teknik bilgi, uzun vadeli düşünme, güçlü hedefler belirleme ve uygulama kapasitesi yatırım kararlarında etkili oluyor.
İkinci unsur, girişimin gerçek bir müşteri problemini çözmesi.
Ürünün tekrar kullanılması, müşteriler tarafından benimsenmesi ve ticari kullanıma dönüşmesi gibi göstergelere dikkat ettiklerini belirtti.
Üçüncü unsur ise müşteri perspektifini anlayabilmek ve uzun vadeli değer yaratabilmek.
Hu, Tencent’in 2017 yılındaki Spotify yatırımını örnek göstererek şirketi farklılaştıran unsurlardan birinin teknoloji, veri ve kullanıcı ihtiyaçlarını başarılı biçimde bir araya getirmesi olduğunu anlattı.
Spyke Games’te oyun prototipleri saatler içinde hazırlanabiliyor
Rina Onur Şirinoğlu, oyun sektöründeki dönüşümü kendi deneyimleri üzerinden anlattı.
Peak Games’teki çalışmalarının ardından yatırım dünyasında görev aldığını ve daha sonra eski ekip arkadaşlarıyla Spyke Games’i kurduğunu söyledi.
Oyun sektörünün yeni teknolojileri erken benimseyen alanlardan biri olduğunu belirten Şirinoğlu, yapay zekanın üretim süreçlerini son derece hızlı değiştirdiğini anlattı.
Bir yıl önce mühendislerin yapay zeka araçlarını daha çok kod yazma, test ve belirli geliştirme görevlerinde kullandığını söyledi.
Bugün ise süreçlerin önemli bölümü yapay zeka ajanları etrafında yeniden oluşturuluyor.
Geliştiriciler farklı modelleri ve araçları bir araya getirerek iş akışlarını yönetiyor.
Şirinoğlu, geçmişte yaklaşık on kişilik bir ekibin haftalar veya aylar süren çalışmasıyla hazırlanan bazı oyun prototiplerinin bugün tek kişinin yönettiği süreçlerle saatler içinde oluşturulabildiğini anlattı.
Bu gelişmenin küçük ekipler için önemli fırsatlar yarattığını düşünüyor.
Hatta yapay zeka araçlarıyla çalışan tek kişilik bir ekibin geliştirdiği oyunun zaman içinde milyar dolarlık bir işe dönüşmesi ihtimalinin artık uzak olmadığını söyledi.
Küçük ekipler üretimde güçleniyor ama dağıtım sorunu devam ediyor
Şirinoğlu, yapay zekanın oyun üretim maliyetlerini azaltmasının rekabeti bütün yönleriyle eşitlemediğini vurguladı.
Küçük ekipler büyük şirketlerin üretim hızına ve kalitesine yaklaşabiliyor. Ancak geliştirilen ürünün müşteriye ulaştırılması hâlâ önemli bir sorun.
Pazara çok daha fazla oyun ve uygulama girdiğinde iyi bir ürünün fark edilmesi zorlaşabiliyor.
Şirinoğlu, büyük şirketlerin güçlü dağıtım kanalları ve pazarlama bütçeleri sayesinde önemli avantajlarını koruduğunu söyledi.
Bir ürünün kolay geliştirilebilmesi, kullanıcı kazanımının da kolaylaşacağı anlamına gelmiyor.
Bu nedenle yapay zeka üretimi demokratikleştirirken dağıtım gücünün rekabetteki ağırlığını daha da artırabilir.
Türkiye’nin oyun sektöründeki başarısı yeni alanlara taşınabilir
Panelde Tencent’in Türkiye yatırımları da gündeme geldi.
Dr. Min Hu, Türkiye’nin güçlü mühendislik yeteneğine, genç girişimci nüfusuna ve küresel bakış açısına dikkat çekti.
Türk girişimcilerin ilk günden itibaren uluslararası pazarlara yönelik ürünler geliştirmesini önemli bir avantaj olarak gördüklerini söyledi.
Tencent’in Circle Games ve Flow Games yatırımlarına değinerek Türkiye’deki yeni yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi sürdürdüklerini belirtti.
Hu’nun vurguladığı bir diğer konu sermaye verimliliğiydi.
Türkiye’deki bazı girişimcilerin büyük harcamalara başlamadan önce müşteri talebini doğrulamaya ve farklılaşan ürünler geliştirmeye önem verdiğini söyledi.
Şirinoğlu ise Türkiye’nin oyun sektöründe oluşturduğu bilgi birikiminin farklı teknoloji alanlarına taşınabileceğini düşünüyor.
Türk oyun ekosisteminin çalışma disiplini, problem çözme becerisi ve dayanıklılık açısından önemli bir deneyim kazandığını anlattı.
Bu deneyimin başka sektörlerde de küresel ölçekte güçlü şirketlerin ortaya çıkmasını sağlayabileceğini söyledi.
Yapay zekanın sonraki büyük fırsatı bilimsel keşifler olabilir
Dr. Min Hu, yapay zekanın uzun vadeli potansiyeline ilişkin değerlendirmesinde bilimsel araştırmaları öne çıkardı.
İnternetin bilgiye erişimi, mobil teknolojilerin hizmetlere erişimi değiştirdiğini hatırlattı.
Yapay zekanın ise yeni bilgilerin keşfedilme biçimini değiştirebileceğini söyledi.
Yaşam bilimleri, kuantum hesaplama, enerji ve malzeme bilimlerini önemli fırsat alanları arasında gösterdi.
Yapay zekanın araştırmacıların bilgi toplama, analiz yapma ve yeni hipotezler geliştirme süreçlerini hızlandırdığını belirtti.
Uzun vadede yapay zekanın bilimsel keşifleri destekleyen önemli bir araştırma motoruna dönüşebileceğini düşünüyor.
Panelin sonunda öne çıkan değerlendirme, yapay zekayı gerçek müşteri ihtiyacını karşılayan ve sürdürülebilir ekonomik değer üreten ürünlere dönüştürebilen şirketlerin rekabette daha güçlü konumlanacağıydı.
The Next AI Era – Voice as New Frontier

OpenAI AI Deployment Engineer Immanuel Schwall, “The Next AI Era: Voice as New Frontier” başlıklı sunumunda sesli yapay zeka teknolojilerinin geldiği noktayı ve yeni nesil sesli ajanların çalışma biçimini anlattı.
Schwall, OpenAI’ın startup ekibinde dünyanın farklı bölgelerindeki hızlı büyüyen yapay zeka girişimleriyle çalıştığını söyledi.
Bu girişimlerin ürünlerini daha doğru, daha hızlı ve daha düşük maliyetli hâle getirmelerine destek verdiklerini anlattı.
Son dönemde yapay zeka girişimlerinin büyüme hızının önemli ölçüde arttığını belirterek henüz birkaç ay önce kurulmamış bir şirketin kısa sürede yüksek gelir seviyelerine ulaşabildiğini söyledi.
Ardından sesli yapay zeka teknolojilerinin gelişimine geçti.
Sesli yapay zeka kullanıcı adına işlem yapabiliyor
Schwall, ChatGPT’nin sesli etkileşim özelliklerini gösteren bir tanıtım videosu paylaştı.
Videoda kullanıcı, yapay zeka asistanından finansal hesaplarını kontrol etmesini ve mükerrer tahsilatları bulmasını istedi.
Asistan, aynı abonelik için iki kez ödeme yapıldığını tespit etti. Ardından kullanıcı, yinelenen aboneliğin iptal edilmesini ve para iadesi isteyen bir e-posta gönderilmesini talep etti.
Gösterimde internet sitesi oluşturma, takvim kontrolü, gelen e-postaların sorgulanması, siparişlerin takip edilmesi ve alışveriş gibi farklı işlemler de yer aldı.
Schwall, bu örneklerin sesli yapay zekanın yalnızca sorulara cevap veren bir teknoloji olmaktan çıktığını gösterdiğini söyledi.
Kullanıcı doğal bir konuşma içinde ihtiyacını anlatabiliyor. Sistem ise gerekli araçları kullanarak belirli görevleri yerine getirebiliyor.
Schwall, sesli etkileşimin teknolojinin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını kolaylaştıracağını düşünüyor.
Annesinin sanatçı olduğunu ve kendi mesleğini ona açıklamakta zaman zaman zorlandığını anlatarak sesli yapay zekanın bu tür kullanım engellerini azaltabileceğini söyledi.
Kullanıcıların karmaşık teknik komutlar yazmak yerine yapmak istedikleri şeyi konuşarak anlatabilmesi önemli bir kolaylık sağlıyor.
Sesli komutlarla kod yazmak
Schwall, salondaki katılımcılara sesli komutlarla yazılım geliştirmeyi deneyip denemediklerini sordu.
Bazı katılımcılar bu yöntemi kullandıklarını anlattı.
Schwall, kendi çalışma arkadaşlarının da kod geliştirme süreçlerinde giderek daha fazla sesli etkileşimden yararlandığını söyledi.
İnsanların düşüncelerini konuşarak yazmaktan daha hızlı ifade edebilmesi, özellikle karmaşık problemleri açıklarken avantaj sağlayabiliyor.
Ardından sesli yapay zeka ajanlarının teknik yapısını anlattı.
Sesli yapay zeka ajanları nasıl çalışıyor?
Schwall, sesli ajan geliştirmede iki temel yaklaşım bulunduğunu söyledi.
İlk yaklaşımda kullanıcının konuşması metne dönüştürülüyor. Metin bir büyük dil modeli tarafından işleniyor ve oluşturulan yanıt yeniden sese çevriliyor.
Bu yöntemin avantajı, her aşamanın bağımsız olarak yönetilebilmesi.
Şirketler konuşmanın metne dönüştürülmesi, işlenmesi ve seslendirilmesi aşamalarında farklı modeller kullanabiliyor. Ayrıca metin üzerinde gerekli doğrulama ve kontrol işlemlerini gerçekleştirebiliyor.
İkinci yaklaşım ise doğrudan sesten sese çalışan modeller.
Bu sistemlerde sesli giriş ve çıkış daha bütünleşik biçimde işleniyor. Böylece daha doğal ve hızlı konuşma deneyimleri oluşturulabiliyor.
Schwall, sesli yapay zekadaki gelişim hızına dikkat çekerek 2024 yılında farklı işlem aşamalarına dayalı sistemlerin öne çıktığını, 2025 yılında ise gerçek zamanlı etkileşim çözümlerinin geliştiğini anlattı.
Ancak önceki sistemlerde kullanıcı konuşmasını tamamladıktan sonra asistanın yanıtını beklemek zorunda kalabiliyordu.
Yeni nesil modeller ise aynı anda dinleyip konuşabiliyor.
Daha karmaşık bir soruyla karşılaştıklarında görevi başka bir modele devrederek arka planda araştırma veya analiz gerçekleştirebiliyor.
Böylece kullanıcı asistanla konuşmaya devam ederken sistem farklı işlemleri sürdürebiliyor.
Yirmi dakikada geliştirilen satranç uygulaması
Schwall, yeni sesli modellerin yeteneklerini göstermek için kendi geliştirdiği bir satranç uygulamasını tanıttı.
Netflix’te izlediği The Queen’s Gambit dizisinden etkilenerek yeniden satranç öğrenmek istediğini anlattı.
Bunun üzerine Codex kullanarak kendisine satranç öğretebilecek bir uygulama geliştirdiğini söyledi.
Uygulamanın ilk sürümünü yaklaşık yirmi dakikada hazırladığını, daha sonra arayüzünü geliştirmek ve sahnede gösterilebilir hâle getirmek için yaklaşık bir saat daha çalıştığını belirtti.
Gösterimde satranç hamlelerini sesli komutlarla gerçekleştirdi.
Aynı zamanda yapay zeka asistanına hamlelerin neden yapıldığını ve farklı seçeneklerin nasıl değerlendirilebileceğini sordu.
Bir pozisyonda büyükusta seviyesindeki bir oyuncunun hangi hamleyi tercih edebileceğini öğrenmek istediğinde asistan daha kapsamlı akıl yürütme gerektiren değerlendirmeyi gerçekleştirerek yanıt verdi.
Schwall, bu örneğin sesli bir ajanla doğal konuşmanın sürdürülmesi sırasında farklı modellerden ve araçlardan yararlanılabileceğini gösterdiğini söyledi.
Sesli yapay zeka hangi alanlarda kullanılabilir?
Schwall, sunumunun sonunda sesli yapay zekanın kullanım alanlarını sıraladı.
BT destek hizmetleri, satış, pazar araştırması, işe alım, eğitim, koçluk, e-ticaret, seyahat ve sağlık hizmetleri bu alanlar arasında bulunuyor.
Kurumsal tarafta çalışanların farklı sistemlere konuşarak erişmesi ve görevleri sesli komutlarla yönetmesi mümkün olabilir.
Tüketici tarafında ise günlük işlemlerin gerçekleştirilmesi, kişiselleştirilmiş destek alınması ve farklı dijital hizmetlerin yönetilmesi kolaylaşabilir.
Schwall’a göre ses, yapay zekayla etkileşimde yeni bir kullanım biçimi oluşturuyor.
Özellikle sesli ajanların bilgi paylaşmanın yanında kullanıcı adına işlem gerçekleştirebilmesi, bu teknolojinin önümüzdeki dönemde daha fazla ürün ve hizmetin parçasına dönüşmesini sağlayabilir.
Webrazzi Summit 2026’dan aklımda kalanlar

Webrazzi Summit 2026’da takip ettiğim oturumların ortak noktası, yapay zekanın artık yalnızca yeni bir teknoloji olarak ele alınmamasıydı. Her konuşmacı kendi uzmanlık alanından bakarak bu dönüşümün farklı bir boyutunu anlattı.
Prof. Dr. Derya Unutmaz, yapay zekanın bilimsel keşifleri hızlandırma potansiyelini ve insan sağlığının geleceğine ilişkin iddialı öngörülerini paylaştı. Yasin Oral, Paribu’da yazılım geliştirme süreçlerinin nasıl değiştiğini somut örneklerle anlattı. Can Değer, bu yeni çalışma modelinin güvenlik ve yönetişim tarafında oluşturduğu ihtiyaçlara dikkat çekti.
Yüce Zerey, gelecek yılın rekabetinde teknolojiyi mevcut süreçlere eklemenin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Anıl Demir, yapay zekanın şirketlerin finansal sonuçlarına etkisini ve dönüşümün organizasyonel boyutunu ele aldı. Tencent ve Spyke Games’in katıldığı panelde ise ürün geliştirmenin kolaylaşmasıyla sürdürülebilir şirket kurmanın neden daha zor hâle geldiğini dinledik.
OpenAI’dan Immanuel Schwall’ın sesli yapay zeka örnekleri de bütün bu dönüşümün kullanıcı tarafında nasıl bir deneyime dönüşebileceğini gösterdi.
Benim bu yılki etkinlikten çıkardığım en önemli sonuç, yapay zekanın sunduğu olanakların çok hızlı genişlediği ancak bu olanakları kalıcı değere dönüştürmenin hâlâ ciddi bir uzmanlık ve organizasyon becerisi gerektirdiği oldu.
Bir tarafta çok küçük ekiplerin daha önce aylar süren yazılım geliştirme işlerini saatler içinde gerçekleştirebilmesi var. Diğer tarafta bu ürünlerin güvenliği, sürdürülebilirliği, müşteri kazanımı ve gerçek ekonomik etkisi gibi çözülmesi gereken konular bulunuyor.
Bilimsel araştırmalarda da benzer bir durum yaşanıyor. Yapay zeka yeni keşiflerin hızlanmasına katkı sağlayabiliyor ancak araştırma sonuçlarının doğrulanması, güvenli uygulamalara dönüştürülmesi ve toplumun kullanımına sunulması önemini koruyor.
Bir başka dikkat çekici başlık ise insanın değişen rolüydü. Farklı oturumlarda çalışanların ve uzmanların doğrudan üretim yapmak kadar doğru soruları sorması, karar vermesi ve yapay zeka sistemlerinin sonuçlarını kontrol etmesi gerektiği üzerinde duruldu.
Webrazzi Summit’in sevdiğim taraflarından biri de tam olarak bu. Aynı gün içinde birbirinden farklı alanlarda çalışan isimleri dinleyebiliyor, teknoloji dünyasının gündemini farklı açılardan değerlendirme fırsatı buluyorum. Bir oturumda yapay zeka ajanlarının güvenliğini konuşurken başka bir oturumda bilimsel araştırmaların geleceğine uzanabiliyoruz.
Bu yıl da oldukça yoğun, bol not aldığım ve üzerine düşünmeye devam edeceğim bir etkinlik oldu. Teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden dostlarla yeniden bir araya gelmek, yeni isimlerle tanışmak ve farklı bakış açılarını dinlemek de günün en güzel taraflarındandı.
Başta sevgili Gülben Yağcı olmak üzere, bu güzel buluşmada emeği geçen tüm Webrazzi ekibine ilgileri, emekleri ve destekleri için gönülden teşekkür ediyorum. Arda Kutsal’a ve deneyimlerini paylaşan tüm konuşmacılara da ayrıca teşekkürler. 20 yıldır teknoloji ve girişimcilik dünyasını aynı heyecanla bir araya getirmek gerçekten büyük emek. 🙏🏻
Geçen yıl Webrazzi’de neler konuştuğumuzu hatırlamak isteyenler için 2025 etkinliğinin ardından hazırladığım kapsamlı yazıyı da buraya bırakıyorum. Bir yıl içinde gündemin ve tartıştığımız konuların nasıl değiştiğini görmek oldukça ilginç.
Webrazzi Fintech 2025’in Ardından yazımı buradan okuyabilirsiniz.
Yeni etkinliklerde görüşmek üzere.


