Geleceğe Dönüş, Mesaj ve Forrest Gump ile tanıdığımız ünlü yönetmen Robert Zemeckis‘in son filmi Flight & Uçuş’u vizyondan kalkmadan nihayet izledim.
Uçuş, baştan sona gerçekmiş hissi yaratan ve özel efektler ile boğulmamış ancak süresini sıkılacak kadar uzun bulduğum bir dram. Yılların usta yönetmeninin elinden karakterlerin başarıyla canlandırıldığı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığının vurgulandığı böyle bir film beklemediğimi itiraf etmek zorundayım.

Filmin başında bir otel odasındayız. Pilot Whip Whitaker’ı (Denzel Washington) çıplak bir kadın ve boş içki şişeleri ile güne uyanır. Yoğun uçuş programı sebebiyle yorgunluğuna yorgunluk katan Whip, kötü hava koşullarına rağmen uçmak zorundadır. Uçak havalandığı andan itibaren sorunlar başlar. Önce uçak türbülansa girer ardından şimdiye dek izlediğimiz en gerçekçi uçak kazasını en ince ayrıntısına kadar izlemez adeta yaşarız.

Tecrübesi ile uçağı bir tarlaya indirmeyi başaran ve mürettebatla birlikte uçaktaki pek çok insanın da hayatı kurtaran pilot Whip, gözünü bir hastanede açar. Kahraman ilan edilmeyi beklerken yürütülen kaza soruşturmasında hiç beklemediği bir ithamla karşılaşır. Raporlar kaptan pilotun uçuşa alkol alarak çıktığını ve kanında kokaine rastlandığını göstermektedir. Bir yandan kurtardığı hayatları vurgulayıp, hiç kimsenin o uçağı kendisi gibi indiremeyeceğini anlatmaya çalışırken bir yandan da hakkında açılan mahkeme ile uğraşmak durumunda kalır.

İki saati aşkın süresince izlediğim Flight, zaman zaman sıkılmama rağmen, etkili oyunculukları ve anlatımı itibariyle başarılı bir film. Whip’in alkolizm ile çatışmasını bu kadar gerçekçi yansıtabilecek tek oyuncu Denzel Washington belkide. Alkolün hayatını mahvetmesini bize kare kare yaşattı. İnanın alkol ve sigaradan tiksindim. Filmle ilgili tek sorunum süresini gereksiz uzun bulmam. Sürenin sarkması, benim için öyküyü sıkıcı hale getirdi. Filmde kullanılan dini ögeler, alkolle mücadele, hukuki detaylar, verilen mesajlar… bir süre sonra beni boğdu. Daha kısa tutulsa, vurgulanan kavramlar daha sadeleştirilse anlatımda bir değişiklik olacağını düşünmüyorum.

Sonuç olarak; yalanın tükendiği anda işe tanrının karışması fikrini sevmedim, uyuşturucu ve alkol kullananların dramını efekte boğmadan empati kurmamızı sağlayacak şekilde aktarmak güç. Alkol, olağanüstü yetenek, uyuşturucu, kaza, mutsuzluk, yürütülemeyen evlilik, doğru yolu tanrı sevgisiyle bulmak… hepsi bir arada olunca bana fazla geldi. Hayatımda izlediğim en gerçekçi uçak kazası sahnesini yaşatan Robert Zemeckis eserinde; Denzel Washington’ı, hostes Margaret Thomason rolü ile Tamara Tunie’i ve özellikle kanser hastasını canlandıran James Badge Dale’e iyi ki rol vermiş. İyi oyunculuk ve yönetim arıyorsanız bu filmi kaçırmamanızı öneririm.



