Adalet 2 Filmi – The Equalizer 2

Adalet 2 Filmi – The Equalizer 2 bugün vizyonda.

Basın gösterimi ile izleme fırsatı bulduğum film hakkında merak edilenler ve yorumum bloğumda.

 

Adalet 2 Filmi

The Equalizer serisi, 1980’li yıllarda Michael Sloan ve Richard Lindheim tarafından yaratılmış bir televizyon dizisinden uyarlanmıştı. 2014 yılında izlediğimiz ilk film, içimizde intikam ateşleri yakan ve su gibi akıp giden bir aksiyon filmi olarak belleklerimize yerleşmişti. Yönetmen koltuğunda bulunan Antoine Fuqua’nın usta dokunuşları ve Denzel Washington’ın ete kemiğe büründürdüğü McCall karakteri, bu ilk filmi tekrar tekrar izlememize sebep olmuştu.

McCall’u ilk filmde sıradan bir işte çalışan ve bolca takıntısı bulunan yalnız bir adam olarak izlemiştik. Bir gün, her zamana gittiği kafede arada sohbet ettiği Teri’nin şiddet yanlısı Rus gangsterlerin şiddetine maruz kaldığını görünce gizli becerilerini orta koymuş ve bizleri şaşırtmıştı. Adaleti sağlamak için adeta kostümsüz bir süper kahramana dönüşen McCall’ın emekli olmadan önce CIA’in gizli görevlerinde yer alan bir donanma subayı olduğu ortaya çıkmıştı.

Aksiyon sahnelerine bayıldığım ve defalarca izlediğim “The Equalizer” sonrası bu devam filmini merakla bekliyordum. Antoine Fuqua ve Denzel Washington birlikteliğinin bu son halkasının konusuna gelince.

Adalet 2 Filmi Konusu

McCall (Denzel Washington) bu defa kaçırılan bir kız çocuğunun peşinde düşerek Türkiye’ye geliyor. Hızla ilerleyen trenin içerisinde gördüğümüz McCall, kızını kaçıran babanın ve yanındaki bir grup adamın ölüm fermanını imzalıyor. Etrafını ölçüp biçtikten sonra meşhur saatini çıkararak zamanı başlatan kahramanımız, tıpkı ilk filmde gördüğümüz sahnelere referans niteliğinde dolu dolu bir aksiyon izletiyor.

 

Adaleti sağladıktan sonra küçük kızla birlikte Amerika’ya dönen McCall’u Lyft (uberimsi) şöförü olarak izliyoruz. Müşterilerini gözlemleyerek onların günlük hikayelerini dinleyen McCall, bir yandan da ölmeden önce okuması gereken 100. kitap olan “Kayıp Zamanın İzinde” ye başlıyor.

Tek arkadaşı olan Susan Palmer’ın (Melissa Leo) ziyareti sonrası Belçika’da gerçekleşen bir cinayetin sırları aralanıyor. Sadece listede bir isim olarak görülen aile, vahşi bir cinayete kurban gidiyor. CIA’de yetkili bir isim olan Susan ise bu cinayeti araştırmak üzere Belçika’ya gidiyor. McCall ise sadık bir müşterisi olan Sam Rubinstein (Orson Bean) ve aynı binada yaşayan Miles’ın (Ashton Sanders) günlük hayatlarındaki sorunları gözlemlemeye devam ediyor.

Tüm bunlar olurken Susan Belçika’da bir saldırıya kurban gidiyor. Hala ajan olan arkadaşı Susan’ın ölümü McCall’u derinden etkiliyor. Susan’ın eşi Brian’a (Bill Pullman) yapılan saldırıyı öngören ve engelleyen McCall, cinayetin ardındaki gizemi çözmek için detaylara odaklanıyor. Cinayetlerin mafya veya çete işi olmadığını anlayan McCall, ardında bıraktığı geçmişi ile yüzleşmek ve adaleti sağlamak için harekete geçiyor.

 

Adalet 2 Filmi Oyuncuları

“Adalet & The Equalizer”ın devamı olan filmin başrolünü iki Oscar ödüllü başarılı oyuncu Denzel Washington üstleniyor. McCall karekteri ile belleklerimize işlenen oyuncu, bu filmde de yüreklerimizi hop oturtup hop kaldırıyor. Pedro Pascal’ı CIA ajanı Dave York karakteriyle izlediğimiz filmde kendilerine Melissa Leo, Ashton Sanders, Bill Pullman, Orson Bean, Jonathan Scarfe ve Sakina Jaffrey eşlik ediyor. Bir aksiyon filmi olmasına rağmen Orson Bean ve Denzel Washington’ın birlikte olduğu sahnelerin çok başarılı ve duygu dolu olduğunu belirmem lazım.

 

“Son Şans”, “Kod Adı: Olympus” ve “Muhteşem Yedili” gibi aksiyon filmleri ile gönlümüzde taht kuran Antoine Fuqua, ilk filmde olduğu gibi yönetmen koltuğunda bulunuyor. Ana hikayenin yanında pek çok alt hikayeyi de izlediğimiz filmin senaryosunda Fuqua ile birlikte pek çok projede çalışan Richard Wenk’in imzası var.

 

Filmin ana hikayesi McCall’un geçmişi ile birlikte Susan’ın öldürülmesine odaklanıyor. İlk filme göndermeler ve bağlantılar başarılı bir şekilde kurgulanmış. Bunun dışında ana hikaye ile bağlantısı olmayan üç farklı hikaye daha izliyoruz. Bu hikayeleri ana anlatımla ilişkilendiremediğimiz için ilk filmdeki bütünlüğü göremiyoruz. Her ne kadar aksiyon ve oyunculuk konusunda üst düzey bir film olmasına rağmen senaryodaki alt hikayeler bende dizi bölümleri izliyormuş etkisi yarattı. Bu kopukluk ilk sahne ve son sahne arasında da var. Sanki iki farklı filmin parçaları gibi görünüyor. Keşke senaryo daha hafif hale getirilip ana hikayeye odaklansaymış. Süresi uzun tutulan final sahnesi ise adeta soluksuz kalmamıza sebep oluyor.

Alt hikayelerde kaçırılan küçük kız, savaş sırasında serveti ile birlikte akrabalarını kaybeden Sam Rubinstein ve çok sık rastladığımız uyuşturucu – çete batağından muzdarip Miles’a yer verilmiş. Hal böyle olunca dram, polisiye, gerilim ve bolca aksiyon perdede sıralanıyor. Öte yandan tüm bunları tek bir filmde izlemek başlı başına kopukluk sebebi. Halbuki McCall adaleti simgelediği kadar takıntıları, sürprizleri ve detayları yakalaması ile çok özel gelmişti. Antoine Fuqua’nın aksiyon filmlerindeki başarısı sürmesine rağmen Adalet 2’de biraz kafası karışmış gibi duruyor.

 

Özetle;

2014 yılı “The Equalizer” ile birlikte adalet ve kahraman arayışının bir simgesi gibiydi. Equalizer’ın ardından hayatımıza John Wick girdi. Her iki karakterinde kendine has özellikleri ve izleyenlerde yarattığı heyecan malum. Umarım her iki seride de ilk izlediğimiz anda bulduğumuz tatlar korunabilir.

 

Serinin ilk filmi “Adalet & The Equalizer” hakkında merak edilenlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

ADALET& The Equalizer

 

 

Adalet 2 Filmi Fragmanı

Şimdi arkanıza yaslanıp, aksiyonun tadını çıkarma zamanı. Hepinize iyi seyirler dilerim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir