“The Equalizer/Adalet” yarın vizyona giriyor.
Warner Bros basın gösterimi ile izlediğim film, içimizde intikam ateşleri yakan – heyecanlandıran ve su gibi akıp giden aksiyon – gerilim türünde.
Çevrenizde gördüğünüz, okuduğunuz, izlediğiniz olaylar karşısında öfkelendiğiniz ve huzurunuzun kaçtığı anlar mutlaka olmuştur. Çocuk yaşta fuhuşa zorlananlar, eşinden şiddet görenler, darp edilenler… kısaca insani olarak rahatsız eden bu toplumsal olaylar karşısında müdahale etme isteği duyar ve söylenir, ancak adaleti sağlama, cezalandırma konusunda güvenlik güçlerinden fayda bekleriz. Peki ya buna gücümüz ve cesaretimiz olsa neler olurdu?

Filmimiz tam da bu duygumuzdan hareketle devreye giriyor. Konusuna gelince;
McCall (Denzel Washington), huzur dolu sakin bir hayat sürmek için gizemli geçmişini geride bıraktığına inanan bir adamdır. Yalnız sürdürdüğü hayatında, sıradan bir işte çalışmakta ve herkesle iyi geçinerek onlara elinden geldiğince yardımcı olmaktadır. Bir gün, her zamana gittiği kafede arada sohbet ettiği Teri’nin (Chloë Grace) şiddet yanlısı Rus gangsterlerin şiddetine maruz kaldığını görür. Yaşanan bu olay karşısında, uykuları ve huzuru kaçar…

Çaresiz olana kaba kuvvet uygulayan herkese karşı intikam almasına olanak sağlayan gizli becerilerle donanmış McCall, verdiği emeklilik kararını bozar ve içinde yatan adaleti yerine getirme arzusunu yeniden bulur. Eğer birilerinin bir derdi varsa, eğer ihtimaller onlardan yana değilse ve eğer başvuracak başka kimseleri yoksa, McCall yardım edecektir. O, Adalet’tir.

Columbia Pictures, LStar Capital ve Village Roadshow Pictures işbirliğiyle, bir Escape Artists/Zhiv/Mace Neufeld yapımı olan “The Equalizer/Adalet”ın başrollerinde, Denzel Washington, Marton Csokas, Chloë Grace Moretz, David Harbour, Bill Pullman ve Melissa Leo var. Yönetmen koltuğunda ise Antoine Fuqua’nın bulunduğu film, 1980’li yıllarda Michael Sloan ve Richard Lindheim tarafından yaratılmış televizyon dizisinden uyarlanmış.

The Equalizer, adaletsizlik karşısında gösterdiğimiz duygularımızı fena halde zorlayan ve sonuç itibariyle oldukça tatmin eden bir film. Konusu biraz klasik olsa bile, senaryosu – oyunculukları – temposu ve kurgusu ile bizi kendine bağlıyor. Şiddet yüklü olmasına ve izlediklerimiz karşısında duygularımızı hep tetikte tutmasına rağmen, bunu şiddeti gözümüze sokmadan, anlatımın odağına çıkarmadan izletiyor. Böylelikle diğer türdeş filmlerden kolayca sıyrılıyor.
Filmin başında zamanlama konusuna takıntılı, sürekli gülümseyen ve izleyen McCall’da (her yaptığı işin süresini kolundaki saatle ölçüyor) bir şeylerin ters olduğunu anlıyorsunuz. Sonrasında bu film akışına öyle başarılı bir şekilde yerleştiriliyor ki, detayları daha sonra yerlerine oturtuyorsunuz. Kahramanımız, hepimizin toplumsal öfkesini dışa vurabilen güçlü bir karakter.

Yapımcı Jason Blumenthal bu konuda doğru bir tanımlama yapmış;
“Hepimiz dışarıda bir yerde bize yardım edebilecek birinin olduğuna inanmak isteriz, yeter ki onu bulabilelim. İnternette umutsuzca yardım isteyen bir ilana, başka kimse o çağrıya karşılık vermezken, bir şekilde yanıt veren biri olsa keşke. Muhtaç olduğum bir zamanda, bir yerlerde birilerinin beni duyacağına; birinin her şeyi bir yana bırakıp, hiç nedensiz bana yardım edeceğine inanmak isterim. İşte o kişi Adalet.”

Adalet & The Equalizer, su gibi akan – bir solukta izlenen, başarılı oyunculuklarıyla etkileyici, iyi yönetilmiş sağlam bir film.
Bana duygu olarak Falling Down’ı hatırlattı. Orada William ‘D-Fens’ Foster’ın, sıradan bir günde “yetti be” deyip gösterdiği isyanın duygusal izleri, bir nebze olsa da The Equalizer’da McCall ile birlikte yansıyor.
Denzel Washington, kuşkusuz bir oyuncu olarak efsane. Kendisini en son Flight’ta izlemiştik ama her geçen gün oyunculuğunu daha da geliştiriyor. McCall karakterini başka bir oyuncu oynasa bu kadar etkileyici bulur muydum emin değilim. Diğer etkili oyunculuk ise bizlere sağlam bir kötü karakter izleten Teddy rolüyle Martin Csokas.
ADALET& The Equalizer, benim içime dokunan ve bir solukta izlediğim, başarılı bir aksiyon gerilim filmi olmuş. Mutlaka izleyin, izletin!


