İlk telefonunuzu hatırlıyor musunuz?
Ahmet Orhan, Fatih Özdemir ve Sabah Kemal Cansu, şahane bir mim serisi başlatarak benide etiketlemişler. Mim konusu ise “İlk Telefonum ve Şimdiye Dek Kullandığım Telefonlar”.
Günümüzde neredeyse uzvumuz haline dönüşen telefonlarımız, gelişim hızı açısından teknolojik hayatımızın adeta bir özeti niteliğinde.
Bu açıdan bu “mim”in benim için ayrı bir önemi var.
Teknolojiye aşkla bağlıyım ve telefonla yolculuğum oldukça eskiye dayanıyor. Gelin şimdi sizi kısa bir nostalji turuna çıkarayım…
90’lı yıllara gidiyoruz.

Panasonic G400
Aslında günümüze çok uzak olmayan bir zamanda telefonlar sadece iletişim aracıydı. İlk telefonum son derece akılsız, doğru dürüst çekmeyen ve bir tuğlaya benzeyen Panasonic G400 idi. Çekmediği zamanlarda antenini açarak (ki bir işe yaramazdı) çare arardım. Telefonumu Turkcell’in bir kampanyasından (hat bedeli ücreti de öderdik) taksitle almıştım. Çok az insanda cep telefonu olduğu için oldukça havalı görünürdü ve Memo tuşuna bastığınızda görüşmenizi kısa süreli bile olsa kaydedebilirdiniz ki bu neredeyse bir devrim sayılıyordu. Gariptir bu telefonum hala çalışıyor ama yakın zamanda taşındığımız için evi talan etmeme rağmen bir türlü bulamadım.
Diğer telefonlarımı yıllarına göre sıralamak isterdim ama inanın o kadar güçlü bir hafızam yok. Sadece özelliklerini ve neden tercih ettiğimi yazmakla yetineceğim. Burada bir parantez açarak telefonlarımın bazılarının çalındığını ve bu yüzden günlerce ağladığımı, her defasında suç duyurusunda bulunmama rağmen sonuç alamadığımı belirtmek isterim. Bir zamanlar telefon hırsızlığı çok ama çok can yakıyordu.
Panasonic G400 ve Nokia’lı hayatımda bir ara telefon var ama çok düşünmeme rağmen hatırlayamadım.

Nokia 5110
Bu yıllarda anten kullanmaya devam ediyoruz ama kasalarımız nihayet renklendi ve biraz küçüldü. Telefonda oyun oynamaya bile başladık. Bu telefon sınırlı sayıda üretilmiş ve çıkar çıkmaz tükenmişti. Tam 2 Saat konuşabileceğimiz söyleniyordu ve bu çılgın bir durumdu. Üstelik üst kapağını (bulabilirsek) değiştirebiliyorduk. Kendisi ilk çalınan telefonum olma ayrıcalığına sahiptir.
Ericsson A1018
Anten çılgınlığı devam ediyor ve çalınan telefonumun yerine alabileceğim uygun fiyatlı tek telefon bu. Birlikteliğimiz uzun sürmüyor. Nokia 5110’un taksitleri zaten daha bitmemiş. Çok kötü zamanlardı.

Motorola StarTAC
Efsane telefonlardan biridir. O zamanlar izlediğimiz filmlerde bolca görürdük, elime düşmesi çok uzun sürmedi. Diğer telefonlara göre minicik, hafif ama anten gücü zayıf bir telefondu. Tasarımına bayılmıştım ve elimden uzun süre bırakamıştım. Kapağını tek parmakla açar, havalı havalı konuşurdunuz.

Nokia 6110
Motorola StarTAC den Nokia’ya geri dönüş telefonum ki boyut olarak geçişim kolay olmadı. O zamanlar 6110 alabileceğiniz en iyi telefondu. Koyu metalik yeşil telefonumun tuşları ile dev satırlar arasında gezebiliyordum (Sadece 3 Satır) Taksitleri sürerken bu telefonumda çalındı. Bir daha telefon almayacağıma yemin ettim ama çok zaman geçmeden… tahmin edeceğiniz gibi.
2000 yılında hoş geldiniz.
Bir mecburiyet Ericsson’a dönüş.
İnanın modelini hatırlamıyorum ama fiyatı uygun olduğu için aldım. Hayatımda en eziyet çektiğim telefondu.
Nokia’larımın ne kadar ergonomik olduğunu bu telefonu kullanırken anladım. Kullanımı o kadar zordu ki elime her aldığımda nefret doluyordum ama artık telefonlar lüks olmaktan çıkmış, bir gereklilik haline gelmişti.

Nokia 3310
Bu telefon bir efsaneydi ve bana hediye edilmişti. Elime aldığımda heyecandan ne yapacağımı şaşırmıştım. Hafifti, ekranı büyüktü ve hayatımıza rengarenk kasalarıyla girmişti. Anteni yoktu, üstelik 4 oyun oynayabiliyordunuz. O kadar sağlamdı ki, dördüncü kattan düştüğünü ancak bir çiziği bile olmadığını herkes konuşuyordu. Kısa sürede telefonumla aşk yaşamaya başladım.
Burada bir parantez daha açmak isterim. Bu kadar çok telefon değiştirmeme ve çaldırmama şaşırabilirsiniz ancak önceden çalınan telefonlarımızı takip edemiyorduk ve çevredeki herkesin telefon çaldırma anılarını dinleyip – kendimizinkileri ekliyorduk. Cidden korkunç zamanlardı. Ne yaparsanız yapın sonuç alamıyordunuz ve telefon taksitlerini zincirleme olarak birbirine ekliyordunuz.

Nokia N-Gage
Hem telefon hem de elde taşınabilen oyun konsolu işte size Nokia N-Gage. Telefonlar açısından hem tasarım hem de işlev olarak bambaşka bir konuma sahipti. N-Gage için çılgın oyunlar çıkıyor, ekranıyla büyülüyordu. Kulaklığı bile farklıydı ve o zamanlara göre eşsiz bir müzik deneyimi yaşatıyordu. Boyutu büyüktü ama yan tutarak konuşuyordunuz ve bu çok havalıydı. Aslında 2002 Yılında satışa sunulmasına rağmen Nokia 3310’u çok sevdiğim için N-Gage’e geçişim uzun sürdü.
Artık telefonlarımız fotoğraf çekiyor.

Nokia N93
N-Gage’im ile yoğun aşk yaşıyorum yaşamasına ama çevremdeki herkes telefonuyla fotoğraf çekmeye başladı. O yıllarda N serisinden çıkan telefonların ardı arkası kesilmiyordu, ince eledim – sık dokudum ve N93’te karar kıldım. Korkunçlu pahalıydı ama değerdi. Carl Zeiss merceği vardı ve 3,2 MP fotoğraf çekebiliyordu. Video kalitesi yüksekti ve 128 MB SD kart desteği vardı. Döndürülebilen dev ekranı ile benzerlerine fark atıyordu.

Nokia 5800
Dokunmatik ekranlara geçiş zamanlarımız. Eğlence ve müzik odaklı üretilen bu telefon ile youtube videoları bile izleyebiliyordunuz. Eşimin hediye ettiği bu telefona kullanım açısından bir türlü alışamadım ve kısa süre sonra hayatıma iPhone girdi.
Yazı çok uzadı biliyorum ve toparlıyorum… Aslında 2007 Yılında piyasaya sürülen iPhone’a mesafeliydim ama son Nokia maceramdan sonra iPhone 3G ile uzun yıllar sürecek marka sevdama başladım. Bu telefon hem işletim sistemi hem de kullanım açısından bambaşka bir deneyim sunuyordu ve vazgeçilmezim olmuştu. Deyim yerindeyse cihaz ölene kadar kullandım ardından iPhone 4S, iPhone 5S ve en nihayetinde yine eşiminin hediyesi iPhone 6 Plus’ı halen kullanmaktayım. iPhone 4S’den sonra Samsung Note II ile sarsıntılı bir birliktelik yaşadım. İlk başlarda performansını ve dev ekranını sevmeme rağmen, telefon çabuk iflas etti. Note II zamanında Nokia Lumia almaya kararlıydım hatta rengine bile karar vermiştim ama olamadı. Şu aralar iPhone 6 Plus ile derin bir aşk yaşamaktayım.

Cep telefonları ile ilgili kendi kronolojim böyle…
Basit bir iletişim cihazı iken, gittikçe hayatlarımıza yerleşen ve sürekli gelişen bu teknolojinin değişim hızı inanılmaz. Yazı boyunca aklımda Nokia’nın “Connecting People” logosu ve cingılı vardı. Onlarla başlayan bu yolculuk şu an bambaşka bir boyuta vardı ve bu inanılmaz.
Yazımın son satırlarına gelmişken, beni yazılarına etiketleyen değerli arkadaşlarıma teşekkür ediyor ve kendi tecrübelerini aktarmaları için Kozan Demircan, Resul Caner Yıldırım, Hasan Yaşar, Yeşim Mutlu, Can Yiğiterol ve Kahraman Uğurlu’yu mimliyorum.



