Blogunuzun Daha Çok Okunması İçin İpuçları

Bir blog yazınızı onlarca kişi Tweet’lese, Facebook’ta defalarca paylaşılsa, Google+, Pinterest ve diğer mecralarda etiketlense, bu o yazınızın aynı oranda okunacağını garanti etmese bile hoşunuza giderdi, öyle değil mi?

İçeriğimizin daha fazla kişiye ulaşması konusunda paylaşımlarımız çok önemli. Ama ya bu paylaşımların arkası boşsa? Gelin bu değerli içeriklerin arkasını nasıl doldurabiliriz hep birlikte göz atalım.

Daha okunabilir yazılar, daha çok tıklanan bir blog sahibi olma yolunda faydasını görebileceğiniz ipuçlarını öğrenmek için lütfen okumaya devam edin.

 

Harika giriş bölümleri hazırlayın!

İstatistiklere bakılırsa kullanıcıların neredeyse %50’si blog sayfanıza girdikleri zaman ilgilerini çekecek şeyleri bulabilmek adına şöyle bir göz atıp çıkıyor. Bir çoğu sizin özenle hazırladığınız yazıların detayı ile ilgilenmiyor…

Bu kullanıcıların ilgisini çekebilmek için yazılarınızın giriş bölümünü özenli hazırlamanız çok önemli. Kullanıcılar merak ettikleri faydalı bilgilerin devamını öğrenebilmek için yazının devamına tıklamak isteyeceklerdir. Bunun için dijital yazarlıkta sıkça kullanılan bir yöntem olan Ters Piramit Yazı Modeli‘ni örnek alabilir, daha etkili işler ortaya çıkarabilirsiniz.

 

yazimdel

Uzun laflarınızı kısa tutun!

SEO ve arama motorlarının ilgisini çekebilmek adına yazılarınızı uzun ve anlamsız kelime grupları ile doldurmaktan vazgeçin. Bir yazı ya da içerik içerisinde ana fikri vermek için sürekli sözcükleri yenilemeyin. Bir kez ve net biçimde paylaşmak yeterli olacaktır. Bu noktada aşağıdaki yöntemler de işinize yarar.

  • Blog yazınızı her zamanki gibi yazın.
  • Geri dönün ve yüksek sesle kendinize okuyun.
  • Fazlalık yaratan cümlele veya kelimeleri ayıklayın.
  • Bir değer ya da zenginlik katmayacak cümle ve kelimeleri silin.

 

Yazılarınız akıcı olsun!

Konsantre yazılar hazırlamak için yukarıdaki yöntemlerin yanı sıra, içeriklerinize biraz da akıcılık katabilirsiniz. Bu okuyucularınızın yazı boyunca ilgisini canlı tutacaktır.

Blogunuza giren kullanıcılar içerikleriniz hakkında şu üç duyguya kapılmamalıdır.

  • Bu okumak için çok uzun.
  • Vaktim olunca okurum.
  • Bu bayağı sıkıcı görünüyor.

Yazılarınızın kullanıcıların önce gözüne sonra da zihnine hitap ettiğini unutmayın. İstenen bilgileri vermenin yanı sıra görsel içeriğinizi de düzgün olarak sunmalısınız.

Dijital için ne kadar geçerli bilinmez ama istatistik ve araştırmalara göre; kağıda basılı içeriklerde yazıların başında bulunan büyük fotoğraflar, büyük başlıklar – ara başlıklar, kısa paragraflar ve listeler okuyucular tarafından daha ilgi çekici bulunuyor.

Özetlemek gerekirse; kullanıcıların blogunuza girdiklerinde neyi nerede bulacaklarını bilecekleri bir düzen oluşturmalısınız.

 

Görsel olun!

Yapılan bir çok araştırma, görsel içeren yazıların daha çok ilgi çektiğini ortaya koyuyor. Yazılarınızın içerisine konuyla ilgili açıklayıcı görseller eklemeyi unutmayın.

Ayrıca bu görseller bazı durumlarda içeriklerinizin daha kolay anlaşılması için de faydalı olacaktır. Görsel algısı daha yüksek olan kullanıcıların da yazılarınıza olan ilgisi kolayca artacaktır.

İçeriklerinize değer katacak bazı görsel tipleri ise şu şekilde;

  • İçeriklerinizle ilgili özel olarak hazırlanmış görseller
  • İnfografikler
  • Videolar
  • Ekran görüntüleri
  • Ürün fotoğrafları

 

Duyarlı (Responsive) tasarımı unutmayın!

Blog yazılarınız ne kadar faydalı olursa olsun, eğer responsive bir tasarıma sahip değilseniz, bir çok okuyucunuzu kolayca kaybedebilirsiniz. Mobil cihazlara uyumlu olmayan tasarımlar artık google tarafında da sevilmiyor ve arama sonuçlarında sonraki sayfalarda yer alıyor.

Blog tipi yazılı içerikleri tüketenlerin yarısından fazlasının bu iş için akıllı telefonlarını kullandığını, üstelik %10-12 civarında bir kitlenin ise bu tip içerikleri sadece akıllı mobil cihazlarını kullanarak tükettiklerini unutmayın ve alt yapınızı buna göre düzenleyin.

 

İçeriğinizi doğru zamanda yayınlayın!

Üzerinde uzunca vakit harcayıp ortaya çıkardığınız eşsiz içeriğinizin hiç okunmadığını anlamak her blog yazarı için en üzücü anlardan biridir. Her şey doğru ise yanlış olan muhtemelen yazınızı yayınladığınız ve sosyal medya üzerinde paylaştığınız zamandır.

Kissmetric verilerine göre bir blog yazısını yayınlamak için nispeten en doğru zaman aşağıdaki ipuçlarına bağlı;

  • Çoğu kullanıcı blog yazılarını sabah okumayı tercih ediyor
  • Bloglar en çok Pazartesi günleri okunuyor
  • Bloglar en çok trafiklerini öğleden hemen önce 11:00 gibi alıyorlar
  • Bloglara en çok yorum Cumartesi günleri yapılıyor

Bu istatistik bilgiler ışığında siz de kendiniz için blog yazınızı yayınlamak için en doğru zamanı bulabilirsiniz. Bu ve benzeri veriler kendi blog ve bulunduğunuz coğrafyanın etkenlerine göre değişkenlik gösterebilir. Zaman içinde sitenizin istatistiklerini inceleyerek kendi doğru frekansınızı kolayca bulabilirsiniz.

 

Sosyal Medyada tartışma yaratın!

Yazılarınızı sosyal mecralar üzerinde paylaşırken takipçilerinizin yorum yapabileceği, tartışmaya katılabileceği açık kapılar bırakın. Sosyal medya üzerinde ne kadar fazla etkileşim yaratırsanız blog trafiğiniz de o kadar yükselecek ve ilgi çekecektir.

Sadece blog yazınıza gelen özel yorumlar değil, kalabalık bir topluluğun da sosyal medya üzerinden fikirlerini paylaşıp yazınıza dahil olması blogunuzun bilinirliği açısından da katkı sağlayacaktır.

 

Fayda görmeniz dileğiyle…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir