O Filmi “Sen de Uçacaksın”

O Filmi – IT movie bu cuma vizyonda.

Stephen King’in 1986 tarihli aynı adlı kült romanından uyarlanan film, beklentileri karşılıyor ve hem oyuncu kadrosunun başarısı hem de görsel anlatım açısından solukları kesecek bir 135 dakika vaad ediyor.

Filmle ilgili merak edilenleri ve yorumumu yazımda bulabilirsiniz.

O Filmi 

Stephen King’in ölümsüz eseri “O” bir döneme damga vurmuş ve belleklerimize kazınmıştı. Romanla aynı adı taşıyan 1990 yılı yapımı televizyon dizisi ise beklentileri karşılayamamıştı. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen ise bu kült roman, etkisini ve eşsizliğini hala koruyor.

IT Movie’nin bizden önce gösterime girdiği Amerika’da hasılat rekorları kırmaya devam ettiğini ve daha ilk haftanın sonunda Kuzey Amerika’da 123 milyon dolar hasılata ulaştığını da belirtmeliyim.

Kitabın fanları olarak fragmanını ilk izlediğimiz günden beri “kitaba bağlı kalınacak mı”, “olay döngüsü televizyon dizisindeki gibi mi ilerleyecek” soruları aklımızı kurcalamaktaydı. “O filmi” nin kitaba bağlı ilerlediğini ve televizyon dizisine saygı duruşu niteliğinde bolca sahneyi barındırdığını da eklemek isterim. Nihayet doğru düzgün bir Stephen King uyarlaması izleyeceksiniz. Şimdi gelin 🤡  filmin konusuna ve diğer merak edilenlere geçelim.

 

O Filmi Konusu

Filmimiz yağmurlu bir günde açılışını yapıyor. Ekim 1988’de Derry kasabası sakinleri ile tanışıyoruz.

Bill (Jaeden Lieberher) bu bol yağmurlu geçen günde kardeşi Georgie (Jackson Robert Scott) ile vakit geçirir ve ona oynayabilmesi için kağıttan bir gemi yapar. Dışarıya çıkan ve kağıt gemisini yağmurda yüzdürmeye başlayan Georgie evden uzaklaşır. Kanalizasyon mazgalına giren gemisini yakalamaya çalışırken, dans eden palyaço Pennywise (Bill Skarsgård) ile karşılaşır. Pennywise, kanalizasyonda saklı bir sirk olduğu konusunda Georgie’yi kandırmaya çalışır. Georgie kanalizasyona içine girmek konusunda karasız kalınca Pennywise onu kolundan yakalar ve Georgie’nin ardından bir kan gölü kalır.

 

Georgie’den haber alınamaz ve kayıp olarak kabul edilir. 1989 yılı haziran ayına geliriz. Aralarında Bill’in de bulunduğu 4 genç, yaşlarından mütevellit okullarında büyük çocuklar tarafından bolca itilip kakılır. Okulda Betty Rifson’un kayıp olduğu duyurusu yapılır. Çevredeki herkes kayıp çocuklara artık alışmıştır ve kimse olayların ardında olup biteni merak etmez görünür. Bill ise kardeşi Georgie’yi hiç unutmamıştır.

 

 

Loser (kaybedeneler klübü) takma adı ile anılan gençler; Bill, Richie (Finn Wolfhard), Jack (Eddie Kaspbrak), Wyatt (Stanley Uris) birbirinden habersiz sanrılar götmeye ve tuhaf olaylar yaşamaya başlar. Billy, kardeşinin çorak bölgede olduğuna ve fırtına sırasında oraya sürüklendiğine inanmaktadır. Gördüğü sanrıların da etkisiyle arkadaşlarını bu bölgeye girmeye ikna eder.

 

Derken kaybedenler kulübüne akranlarından şiddet gören Mike (Chosen Jacobs), Ben (Jeremy Ray Taylor) ve Beverly’de (Sophia Lillis) katılır. Ekibimiz tuhaf olaylar yaşamaya devam eder ve bu olayları ebeveynlerin fark edemediğini görürler. Derry kasabasının tarihi kayıp çocuklar, lanetler ve gizemlerle doludur. Gençler kasabanın geçmişini araştırdıklarında 17 yılda bir görülen ateş böcekleri ile başlayan ve 27 yılda bir tekrar eden bu tür felaketlerin ortak noktasının kanalizasyon tüneli ve fotoğraflarda gördükleri bir kuyu ile ilgili olduğuna karar verirler.

Ekibimiz korkuları olmasına rağmen Darry kasabası halkıyla beslenen kötü varlığın peşine düşer, olaylar gelişir.

.

O Filmi Oyuncuları

Korku filmi “Mama” ile tanıdığımız Andy Muschietti’nin yönetmen koltuğunda olduğu yapım, tam bir görsel şölen sunuyor. Sanat yönetimi, müzikleri ve tıpkı kitapta okuduğumuz gibi görünen Pennywise karakteri ile tüm süresi boyunca keyifle izleniyor. Bu filmin, serinin ilk parçasını oluşturduğunu da belirtmeliyim. Bir sonraki yapım bundan 27 yıl sonrasını anlatacak ve bu filmde bizi diken üstünde tutan Pennywise karakterinin geçmişine de ışık tutacak. Pennywise kadim bir güç ve bu dünyaya ait değil. Bu filmde kılık ve şekil değiştirdiğini görüyoruz. Görüntüsüyle tam bir tasarım harikası, müthiş makyaj ve Bill Skarsgård’ın üst düzey oyunculuğu ile rüyalarımıza tekrar girmeye aday bir karakter. Pennywise’ın bu filmde sahnesi az, öte yandan bulunduğu sahneleri unutmak mümkün değil. Hem çok ürkütücü ve rahatsız edici hem de renkli ve eğlenceli.

 

Filmin genç oyuncu kadrosu alkışı hakediyor. Tümü birbirinden yetenekli oyunculardan oluşuyor. Kaybedenler klübü üyeleri ailevi sorunlar yaşayan çocuklar ve tümü akran veya büyüklerinin şiddetine maruz kalıyor. O yaş çocuklarının gerçek birer portresini yansıtıyorlar. Kadrodaki Finn Wolfhard’ın Stranger Things sonrası çıkışı sürüyor. Bu kadar genç ve yetenekli bir oyuncuyu uzun zamandır izlemiyorduk.

Jaeden Lieberher, Jeremy Ray Taylor ve Sophia Lillis’de çok başarılı genç yetenekler. Filmin en büyük yıldızı ise bir türlü hakkı verilemeyen Pennywise karakterini ete kemiğe büründüren Bill Skarsgård.Skarsgård, kusursuz ve unutulmayacak bir performas sergiliyor. Kendisini en son Sarışın Bomba filminde Merkel rolü ile izlemiştik. Ancak buradaki performansı diğer oyunculuklarının çok çok üzerinde.

 

Son olarak “film ne kadar korkunç?” değerlendirmesi yaparak yazımı tamamlayayım.

Bu tamamen izleyene bağlı bir durum. Eğer korku eşiğiniz yüksek ise o filmi size korkutucu gelmeyecektir. Ben açıkçası korkmadım. Ürkütücü sahneleri bolca var ama bunlar korkutucu olmanın çok gerisinde kalıyor. Pennywise korkuyla beslenen bir karakter ama unutmayın ki filmin kahramanları çok genç. Hikaye onların gözünden alatılıyor ve korkuları farklı.

Açıkçası Stephen King’in bu ölümsüz eseri öncesinde palyaçolardan pek kimse korkmazdı. Kitabı okuduktan sonra ise durum değişti. King’in satırları korkuyu içimize işlemişti, filmde bu derin korku hissedilmiyor. Ancak izlediklerinizden çok keyif alacağınızı garanti ederim.

Şimdiden hepinize iyi seyirler 🙋🏼

.

O Filmi Fragmanı

O Filmi IMDB

 

O Filmi Yorumu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir