Oculus Rift kuşkusuz sanal gerçeklik gözlüklerinin en popüler olanı…
#Brandweek2014’de deneme şansı bulduğum bu teknoloji, ilk izlenim olarak sadece oyunlarda kullanılacakmış gibi gelse de, bir çok meslek alanını geliştirecek ve yeni bakış açıları getirecek olağanüstü bir cihaz.
Etkisi şaşırtıcı. Gözlük ve kulaklığı taktığınızda dünyadan kopuyor ve kendinizi bambaşka bir gerçeklikte buluyorsunuz. İzlemiyor, dinlemiyor, oynamıyor adeta gördüklerinizi yaşıyorsunuz. Bu açıdan yükseklik korkunuz ve benzer fobileriniz varsa denemeden önce iyice düşünmenizde fayda var. Bunun en büyük sebebi karşılacağınız şeyi tahmin edememenizde gizli. İlk anda merak ediyorsunuz, sonrasında heyecan duygunuza endişe ve korku ekleniyor. Ses sistemi desteğiyle dış dünya ile tüm bağınızı kesiliyor ve kendinizi zaman zaman çaresiz hissediyorsunuz.
Örneğin adımınızı attınız ve gidiyorsunuz, sağınıza – solunuza bakıyorsunuz, görüntü sizinle birlikte ilerliyor… Koşuyorsunuz, nefesiniz hızlanıyor ve koştuğunuzu hissediyorsunuz. Yükseklik korkunuz varsa, yukarılardan aşağıya baktığınızda kaygılarınız gerçek hayatta olduğu gibi tavan yapıyor ve panikliyorsunuz. Gerçek hayatta yükseklerden aşağıya düşme ihtimaliniz daha az kaygı verir, tutunacak yer ararsınız. Oysa hisleriniz güçlü olduğu için kendinizi kontrol de edemiyorsunuz. Yani sanal gerçeklik denen şey, gerçek dünyadan ile karşılaştırıldığında bambaşka, iyi bir uygulama ile Oculus Rift kullanmak rüya gibi bir deneyim.
Öte yandan dahil olduğunuz uygulama bir çizgi karakter, 3D olsun olmasın PS4 ve PSP veya Xbox vs. heyecan verse bile, oynadığınız karaktere bürünmeniz zordur. Oculus Rift’de kontrol ettiğiniz veya adeta sizin duygularınıza yön veren karakter ile özdeşleşme duygusu benzersiz. Hareket edenin siz olmadığının farkındasınız ama oynarken öyle bir duygu fırtınası yaşıyorsunuz ki kendinizi oynadığınız oyunun gerçek bir parçası olarak hissetmeniz mümkün.

İlk deneyim anında yanınızda fazla tanıdık olmamasına dikkat edin 😉 karizmanızın çizilme olasılığı yüksek.
Cihazı çıkardığınızda bulunduğunuz ortama alışmakta zorlanıyorsunuz. Yürümeye çalışırken sendelemeniz, seslerin uzaktan gelmesi, gün ışığının gözünüzü rahatsız etmesi gibi…
Hissettirdiklerinden bu kadar bahsetmişken, cihaz hakkında bilgi vermemek olmaz…

Oculus Rift’in ilk prototipini 16 yaşında üreten Palmer Luckey, 21 yaşında geldiğinde çalışabilir ilk Oculus Rift’i dünya ile tanıştırdı. Aygıt kısaca sanal gerçeklik teknolojisi ve bilgisayarın 360 derece simule ettiği grafik ortamı, insan – makine etkileşiminin hizmetine sunan giyilebilir bir ekran ve kulaklık. Gelişimi ve hayatımıza giriş süreci ise çok hızlı.
Oculus Rift bir Kickstarter projesi iken, 2 Milyar Dolar karşılığında Facebook tarafından satın alındı ve bu satın alma Facebook hisselerinde sert bir düşüşe neden oldu. Günümüzde ise sanal gerçeklik adına Sony, Smasung, NVIDIA ve Vuzix proje geliştiriyor.
Ülkemizde örneklerine rastlamasak bile dünyada çok farklı amaçlarla kullanıldığını, yeni projelere öncülük ettiğini takip ediyoruz. Her aldığım yeni haber beni gelecek adına daha da heyecanlandırıyor. Eğlenceden eğitime, savunmadan sağlığa… insan yaşamının her alanında devrim niteliğinde köklü değişimler yapmaya hazırlanan sanal gerçeklik cihazlarını ve uygulamalarını merakla bekliyorum.
Aşağıda komik bir ilk deneyim videosu var 🙂




