Sosyal medyada trendleri nasıl tüketiyoruz?

Digital Age Dergisi Eylül – Ekim sayısı için kaleme aldığım “Sosyal medyada trendleri nasıl tüketiyoruz?” başlıklı yazımı sizlerle paylaşıyorum.

Trenin kaçmasına tahammül edemeyip büyük bir hevesle dahil olduğumuz, hızla unutup ardımıza bakmadan yenisine geçtiğimiz trendleri nasıl tüketiyoruz?

Hızla kayan ekranlarımızda gündemi takip etme ve dahil olma telaşımızda trendlerin yeri çok değerli.

Bazen bir dizi veya yapılan bir gaf, bazen ise bir uygulama veya sosyal mecralara gelen yeni bir özellik… Gündemimizi 1-2 günlük, haftalık, nadirende olsa aylık meşgul eden; konuşacak – yazışacak – paylaşacak mevzu yaratan sosyal medya trendleri, dijital dünyada insanları bir arada tutarak ve heveslendirerek renkli çemberine dahil etmeyi sürdürüyor.

İnsan olarak dönüşüyoruz, çokta hızlı adapte oluyoruz. Trendler yaratıp, dahil oluyor, bir araya gelerek küçük bir parçayı dağa dönüştürüyoruz. Trendler içimizdeki potansiyeli keşfetmeye olanak tanırken, bir gruba dahil olma arzusunu da tetikliyor. “Bilgisi yok ama bolca fikri var” günümüz dünyasında eline trend bir başlık geçmiş bir sosyal medya kullanıcısını kim tutabilir?

Sosyal medyada trendleri nasıl tüketiyoruz?

Nereden Çıktı bu Trend?

Trend kelimesi her sektör için farklılaşan ve geniş frekanslı algı alanına sahip bir kavramdır. Sosyal medyada trendler ise, belirli bir dönem içerisinde yoğun ilgi gören – insanları etkisi altına alan bir durumun, zaman içerisindeki kırılımını ve etkisini ölçümlediğimiz bir süreç olarak özetlenebilir. Başlangıcı, olgunlaşma dönemi, zirveye ulaştığı o “top” dönem ve gittikçe etkisini azaltarak daha az konuşulması ile birlikte unutulmaya yüz tutması bir trend başlığının hayatını özetler. Trendler global veya yerel olabilir, bazen 1-2 gün sürerken bazen ise tüm iki – üç ay izleyebileceğiniz – tekrar tekrar dahil olabileceğiniz bir etki yaratır.

Trendlerin ömrü var

Mega trend (20-30 yıl)

Makro trend (5-10 yıl)

Mikro trend (3-5 yıl)

Alt trend (1-3 yıl)

Sosyal medya trendleri (1 – 90 gün)

Finans, teknoloji, moda, tıp… hemen tüm sektörlerde trend birden bire doğmaz. Trendler genel olarak herhangi bir alanda, bir yönelimi gösterir ve trend olabilmeleri için değişen ihtiyaçlar, ekonomik koşullar, hammadde üretimleri, yeni keşif alanları gibi pek çok etken devreye girer. Trend analizi yapan kurumlar ise tüm bu koşulları değerlendirir ve raporlar hazırlar. Şirketler ve markalar “ayakta kalabilmek için” bu raporlar doğrultusunda çalışmalarını güncelleyip, yeni trendlere uyum sağlarlar. Üretimler trendlere bağlı yapılır, dolayısıyla teknolojiyi, kıyafetleri, içecek ve yiyecekleri kısaca çoğu tüketimimizi trendlere bağlı gerçekleştiririz.

Sosyal medyada ise trend olmak bazen sürprizlidir, hayatın bize getirdikleri, doğru zaman seçimi ve keşif alanlarımız ile ilgilidir. Bazen ise trend olacağı açıkça bellidir, dahil olmanız için tüm olanaklar seferber edilmiştir.

TrendSOM Yapalım

Şimdi sizin için bir kısa süreli bir de uzun soluklu trend başlığını masaya yatırıp, bir sosyal medya kullanıcısı olarak trendleri nasıl tükettiğimizi (bir trendin ömrünü) anlatmaya çalışacağım. Esasen bu son derece istatistiki bir analiz, elimde bolca veri var ve doğru araçları kullanarak siz de bu çalışmayı kolaylıkla yapabilirsiniz.

İlk olarak yazımı yazdığım dönemde gerçekleşen kısa süreli bir trend başlık ile örneklemeye başlıyorum.

Sosyal medyada trendleri nasıl tüketiyoruz?

#JenniferLopez

Ünlü oyuncu ve şarkıcı Jennifer Lopez’in Antalya’da vereceği konser bir ay öncesinde duyurulmaya başlamıştı. Konser günü geldi çattı, konsere gidenlerden çok, bilet pahalılığından yakınanların sesi çıktı. Sadece 6 Ağustos gecesi #JenniferLopez hashtagiyle ülkemizden 4.300 tweet atıldı. 7 Ağustos’ta ise jlo’nun İstanbul’a gelişi ile bu trend sürdü ve beşinci sırada (3.839 tweet) yer aldı. Jennifer Lopez’in popülaritesi bir trend başlık olarak 58.2 seviyesinde (ortalamanın az üzeri) ilerliyor, geçtiğimiz aylara göre ona olan ilgi 31.8 oranında artmış, aylık bir trend olarak ise %2 büyüme göstermiş. Bu demektir ki yarın Jennifer Lopez’in canında can olamayacağız. Elbette jlo’dan daha yoğun makyaj yapan ve tüm dünyada efekt kralı olarak anılan erkek arkadaşı Alex Rodriguez ile bir aksiyon alırsa durum değişir. Ünlülerin dünyasında iyi ya da kötü trend bir başlık olarak konuşulmak kolaydır.

Bir trend başlığın konuşulma etkileri negatif, pozitif veya nötr olarak değerlendirilir.  Bilet fiyatlarının fahişliği sebebiyle yapılan yorumlar pozitif etkiden çok negatife doğru eğrilerek #JenniferLopez konserinin züğürdün çenesini yorduğunu söyleyebiliriz.

Sosyal medyada trendleri nasıl tüketiyoruz?

Sosyal medya kullanıcısı açısından bakarsak, trend olması için tüm malzemeler sunulmuştu; yer – kişi ve konum belliydi. Harekete geçmek, fikir yürütmek için tek bir tweet yeterliydi. Trendlere bir kullanıcı olarak genellikle dört kullanıcı tipi olarak tepki veriyoruz.

Gündemcan

Atışa ilk başlayan kullanıcılar.

Gündemden geri kalmam, güncelim ve fikirlerimle buradayım.

Destekcan

İlk atışları büyütenler.

Seninle aynı fikirdeyim, bu gruba ben de dahilim.

Görüşcan

İlgi çeken atışlardan beslenenler.

Tweetini gördüm, fikrinin üzerinde bir fikrim var.

İzlercan

Meraklı ama katılımda yok yazılanlar.

Ana akışı düzenli refresh eder, gidişattan haberdar olur ve paylaşımları izler.

Bir başlık gündeme düşmeyedursun, elimizden düşmeyen telefonlarımızla dahil olma telaşına giriveriyoruz. Bu dört kullanıcı tipi birden konuya dahil olunca trend başlık haline getiriyoruz. Tüketimimiz ilk olarak merak ile başlıyor. Önemsediğimiz birinin ilgisini görünce dahil olma istediğimiz artıyor. Dahil olduktan sonra ilgimiz canlanıyor. Etkileri daha yakından gözlemliyor, daha da büyütüyoruz. Bir trendin yaşam süresi bizi heyecanlandırması, meraklandırması ve ilgimizi canlı tuttuğu sürece devam ediyor. Ardından unutup, yeni gündemlere yelken açıyoruz.

Sosyal medyada trendlere neden dahil oluyoruz? Hangi duygularımızı tetikliyor?

  • Dahil olma istediği
  • Onay alma ihtiyacı
  • Dikkat çekme beklentisi
  • Başarılı olma hissi
  • Önemsendiğini hissetme
  • Önemsediğini hissetme
  • Birlikte olma, bir gruba dahil olma
  • Etki yaratma gücünü keşfetme
  • Potansiyelini büyütme çabası
  • Fırsatı kaçırmama

Örnekler çoğaltılabilir ama yetmez mi? Tümü insani.

Kendi elimizle yarattığımız, büyütebildiğimiz, başarılı hissettiğimiz … kolayca gerimizde bırakıp, yenisine odaklandığımız sosyal medya trendleri o anla, o anda olmakla ilgili. Çünkü muktediriz, yapabiliriz ve öyleyse neden yapmayalım ki?

Diğer bir örnek olarak #FaceApp’i ele alalım.

FaceApp, 2017’de piyasaya sürülen çeşitli filtreleri ve özellikleri kullanarak yüzlerin gerçekçi dönüşümlerini oluşturmak için tasarlanmış bir mobil uygulamaydı. Şu anda viral olanı da içeren pek çok sayıda filtre seçeneği sunmaya devam ediyor. Üzerinden iki yıl geçtikten sonra zirveye çıkarılarak taçlandırılan uygulama, doğru zamanda ilk atışı yapan gündemcanlar ile tıpkı bir bayrak gibi elden ele dalgalandırılıyor.

Bu ivme, yarın yokmuş gibi hashtag yarışında görev yapan ünlüler ve ünlü sporcular ile çabucak yakalandı. Tabii ki, meraklı olanların eklenmesiyle devam etti ve henüz bu uygulamayı kullanmayan diğer ünlülerin fotoğraflarını da hayranları bizzat bu akıma dahil etti. Herkesin heyecan ve şaşkınlıkla paylaştığı yaşlılık fotoğraflarına yenileri eklendi, gördükçe heveslenip uygulamayı kullananların sayısı arttı. Güvenlik açığına dikkat çekenler, yapay zeka teklojisinin nasılda zirve yaptığına atıflar, yarın için öngörüler ile konu daha da derinleştirildi. Fotoğraflarla başlayan bu trend başlığın yolculuğu her yeni günde farklı bir haberle gündemi meşgul etti.

Tüm dünyada yakalanan bu başarı #FaceApp’i haftalık değil, aylık ve sürdürülebilen bir trend olarak zirveye taşıdı. #FaceApp’in trend yolculuğu bundan iki ay önce başlamıştı. Cılız paylaşımlar sonrası ilk üç hafta sakin geçti, dördüncü hafta gelen yükselişle birlikte beş ve altıncı hafta tüm dünyayı sardı, her ne kadar konu gündemden uzak kalsa bile, hala bir aylık trend olarak %57 oranda bir artışla etkisini sürdürüyor.

Sosyal medyada trendleri nasıl tüketiyoruz?

Yeni petrol veri diyoruz ama veriden daha değerli olan zaman.

Zaman hepimizde gittikçe azalan ve gün geçtikçe daha da değerli hale gelen bir kavram. Okumadan, izlemeden, dinlemeden, vakit ayırmadan önce ne kadar zamanımızı alacağını hesaplıyoruz. Gündemimizin merkezine yerleştirdiğimiz trendlerde zamana karşı koyamıyor. Trend için ayırdığımız zamanın sonuna geliyor, merakımızı doyurduktan sonra tozlu dijital geçmişimizin raflarına (belki bir daha hatırlamamak üzere) yerleştiriyoruz.

Challenge’lar, PokemonGo, kanalıma hoş geldiniz açılışı ile bezeli YouTube kanalları, başımızın üzerinde konumlandırdığımız ünlüler, Snapchat filtreleri tümü ilgimizi ve merakımızı canlı tuttuğu sürece yaşıyor. Teknolojiye, yeniliklere, zamanın getirdiklerine kolay adapte olanlar, dünün önemli konusunu bugün kolayca unutabiliyor. Herkesin yarını merak ediyor (FaceApp ile yaşlı hallerimize bakmadık mı?), geçmişin üzerine basıp geçiyor. Dağıtılan gündem madalyalarından faydalanma telaşı, yeni olanı ve belki farklı olanı yakalama telaşında.

Anı anlamak ve O ana değer katmak

Markalar günün getirdiği telaşe ve zaman darlığını gerçek zamanlı pazarlama ile fırsata çevirebilir. 2010 yılında kullanmaya başladığımız 2013-16 yıllarında olmazsa olmazlarımız arasına giren “Real time marketing” – gerçek zamanlı pazarlama, markaların gündemdeki haberleri ve güncel olayları takip ederek, bu olaylara paralel içerik, reklam ve ürün yerleştirme yoluyla hedef kitlelerine ulaşmasını kolaylaştırıyor.

Trend akışlarına girmek, markaların “herhangi bir anda dikkat çekmek için” rekabet etmesine de yardımcı oluyor. Dikkat süreleri azalan ve pazarlama mesajlarına duyarsızlaşan kullanıcıların ilgisi RTM ile çekebilirsiniz.

RTM’deki başarı için ileteceğiniz mesajların akıllı ve hedefli olması, göze çarpması ve kullanıcıların dikkatini çekmesi “üstelik tüm bunları çok kısa bir sürede” yapması bir gerekliliktir. Ardından “ilgili kalmaya devam etmek”, her ne kadar kolay olmasa bile atacağınız bir sonraki adımdır.

Herhangi bir yeni fikir gibi, gerçek zamanlı pazarlama da zamanla olgunlaştı.

Makine öğrenmesi çağında, mevcut olanaklar çok daha verimli ve yetenekli hale geliyor. Dahası, doğru veri, teknoloji, altyapı ve yenilikçi bileşenler ile pazarlama, ticari büyümeye büyük ölçüde katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bunu, müşteri niyetini, zamanlamasını ve bağlamını anlamak ve gerçek zamanlı olarak hayatlarına dahil olmak ve tüm müşteri yolculuğunun her aşamasında değer katmak için kullanabilirsiniz. Veri toplarken ve müşterinizin yolculuğunu incelerken, müşterinizi gerçek zamanlı olarak dikkatini çekmenin yeni yollarını keşfedersiniz. Bu da müşterileriniz tarafından alakalı ve yardımcı olarak görüleceğiniz anlamına gelir.

Şirketinizin stratejisine gerçek zamanlı pazarlamayı dahil etmek için aşağıdaki pazarlama taktiklerini uygulayarak RTM’e başlayabilirsiniz.

Dinleyin, Hazırlıklı olun.

Gerçek zamanlı pazarlamayı doğru yapmak için kulağınızı – gözünüzü dört açmanız ve trendleri başladığı an yakalamanız gerekir.

Sektörünüzdeki eğilimler hakkında Google trends’i ayarlayın. Sektörünüzdeki tüm gerçek zamanlı olayları buradan izleyin. Hashtag takibini kolaylaştıran; Hastahgify, ritetag, trendsmap gibi yardımcıları unutmayın.

Influencerlar ile yakınlaşın.

Sektörünüzle ilgili influencerları yakından takip edin ve onlarla ilişkiler geliştirin. Bu kişiler, zamanla markanızın savunucuları haline gelebilir ve doğru zamanda RTM çabalarınızı duyurmanıza yardımcı olabilirler.

Hızlı olun

Anlık gündem karşısında kaynaklarınızın hızlı hareket etmesini sağlayın. Özellikle kurumsal şirketler için bu son derece zordur. Karar mekanizması yavaş çalışır ve hızlı akan gündemin gerisinde kalır. Bu tür durumlar için bir B planı geliştirin ve bu onay akış sürecini hızlandırmanın bir yolunu bulun.

Yaratıcı ekipler kurun

RTM’de hız kadar yaratıcı fikirler de önemlidir. Buradan yaratılacak fırsatlar ise kısa ömürlüdür. Sonrasını da kurgulayacak, artı değer katacak fikirlere sahip personelinizi sık sık bir araya getirin.

Trend takvimi hazırlayın

Tarihi, yeri, kişisi ve trend olacağı belli konular için bir takvim oluşturun. En sakin dönemde bile etki yaratacak fikirleri bu ön hazırlık döneminde geliştirebilirsiniz.

Sohbeti başlatın

Arada kendi gündeminizi yaratmak için denemeler yapabilirsiniz. Bunun için sakin bir günü, hızlı akmayan ekranların gelmesini bekleyin. Bazen soracağınız bir soru, öne çıkarmak istediğiniz bir konu başlığı günün akışını değiştirebilir.

Fayda görmeniz dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir