1984’te hepimizi etkisine alan Terminator efsanesi uzun bir aradan sonra geri döndü.
James Cameron‘ın ustanın ellerinde şekillenen ve Yokedici olarak tanıdığımız Terminator, tam ve 31 yıl sonra yeni bir üçlemeyle “Terminator Yaradılış & Terminator Genisys” adıyla tekrar sinemalarda.
Öncelikle yönetmen Alan Taylor’ın saygı duruşu niteliğindeki yaklaşımı ile, jenerik müziği tekrar duymak ve filmin ilk dakikalarındaki açılış sahnesinden, ilerleyen dakikalarda serinin orijinal filmlerine tasvir ve göndermelere dek hemen her sahnesinden büyük keyif aldığımı belirtmem lazım.

Gelelim filmimizin konusuna…

2029 Yılındayız…
İnsanların, yapay zekalardan oluşan makineler imparatorluğu Skynet’in yokedici gücüne karşı John Connor (Jason Clarke) önderliğinde savaştığı bir gelecekteyiz. Makinelere karşı zafer kazanmak üzereyken yaşanan bir gelişme üzerine John Connor, kader birliği yaptığı sadık dostu Çavuş Kyle Reese’i (Jai Courtney) annesi Sarah Connor’ı (Emilia Clarke) kurtarması için 1984 yılına geri gönderir.

Bu sayede insan ırkının geleceği de korumuş olacaktır. Ne var ki Kyle Reese 1984 yılına geri döndüğünde karşılaştığı bilindik geçmişten uzaktır. Olaylar beklenmedik bir şekilde yön değiştirir ve zaman çizgisinde kırılmaların yaşanmasına neden olur. Reese, Sarah Connor ile birlikte bu yabancı geçmişte yeni düşmanlara karşı geleceği yeniden başlatmak gibi zorlu bir görevi yürütmek zorunda kalır.

Yıllar sonra yepyeni bir teknoloji ile izlediğimiz Terminator, geçmişi de hatırlatması açısından çok önemli. Aşağıda James Cameron’ın bakış açısı ve şimdi izlediğimiz Alan Taylor’ın çektiği sahnelerin karşılaştırması var. Mutlaka izleyin 🙂
Terminator Genisys orijinal filmlerin en sevilen unsurlarını taşımaktan hiç çekinmemiş, 84 model polis arabalarından likit metal T 1000’e, efanevi Terminator’ün derisiz sağ kol detayından, Arnold’un yerinde ve komik esprileri adeta izleyicileri o eski Termanitor atmoseferine taşıyor.

Oyunculuklar konusunda geçmişteki başarıların devam ettirildiğini söylemek mümkün değil. Ne Çavuş Kyle Reese rolünde Jai Courtney, ne de Sarah Connor rolünde Emilia Clarke karakter olarak etkili değil. Spoiler vermeden John Connor rolüyle Jason Clarke’ı çok başarılı bulduğumu ve koskoca Kaliforniya valisi olmasına rağmen Guardian rolüyle Arnold Schwarzenegger’e şapka çıkartmak lazım. Sırf onun hatırına tekrar tekrar izlenebilir… Bu arada Emilia Clarke’ı Tuğçe Kazaz’a benzettim.

Film ahım şahım, ufuk açan bir film değil ancak Alan Taylor nostaljiyi öyle bir dengeli tutmuş ki, anlatım eksikliklerine rağmen dinmeyen temposuyla şık bir film ortaya koymuş. Terminator 2 efsanedir, Terminator 3 ve 4. den sonra gelen Terminator Genisys‘in, iyi bir toparlanma ile yeni üçlemeye şık bir giriş yaptığını söylemek mümkün.

Terminator franchise’ı her yeni filmde batacak dense de hayatını dolu dolu sürdürmeye devam ediyor. Skynet, dünyayı ele geçirmeye çalışan yapay zeka – robot ordusu ve hayatta kalan son insanların eşsiz bir asker liderliğindeki direnişi temeli sağlam atılmış bir hikaye. Dolayısıla ne kadar eğip bükseniz de bozulmuyor ve etkileyici olmayı, deyim yerinde ise sağ kalmayı başarıyor. Terminator Genisys de tüm serinin belki de en iddiasız filmi olmasına rağmen ayakları üzerinde durmayı kılpayı başarıyor.
Aşağıda film arkası görüntülerinden oluşan hoş bir derleme var 🙂 Hepinize şimdiden keyifli seyirler…



