“Uyuyana Kadar“, sağlık hizmetlerinde çalışan S.J. Watson’ın, 2009’da katıldığı roman yazma (bizdeki bilinen adıyla yaratıcı yazarlık) kursunda oluşturduğu bir ilk roman. Gerilim ve polisiye türünde son zamanların en çok önerilen ve okunan kitap. amazon.com’un en tepesinde, Doğan kitaba göre yılın gerilim romanı ve 42 ülkede 1.000.000’dan fazla satılmış. Üstüne üstlük bir sürü de ödül almış, okumazsam olmaz diyerek listeme aldığım bir kitaptı. Az önce son sayfasını çevirdim ve hemen yazmaya karar verdim.
Hafıza kaybı konusunun başarıyla irdelendiği kitabın konusuna gelince; Christine Lucas geçirdiği bi kazadan sonra unutkanlık “Amnezi” hastalığına yakalanır ve geçmişi silinir. Eski anılarını hatırlamadığı gibi yeni anılarını da bu hastalık sebebiyle oluşturamaz. Her yeni güne formatlanmış bir disk gibi bomboş başlar.

Sabah uyandığında 20 yaşında olduğunu düşünerek, banyodaki aynadan; vücudu sarkık, yüzü kırışmış orta yaşlarındaki kadına hayretle bakar. Yatağını paylaştığı adamın kocası Ben olduğunu, 20 sene önce kaza geçirdiğini ve bu sebeple geçmişini anımsamadığını ve gün içerisinde yaşadıklarının gece uyuduğunda hafızasında silindiğini öğrenir. Kocası Ben’den gizli görüştüğü psikologun tavsiyesiyle günlük tutmaya başlayan Christine, gün içinde yaşadıklarını ve geçmişe dair hatırladığı anıları bu deftere yazmaya başlar. Doktor her sabah telefonla arayarak defterin yerini hatırlatır ve böylece Christine anılarını günlüğünde biriktirmeye başlar.
Doktorun önerileri işe yarar ve anıların bir kısmı gözünde canlanır ancak sayfalar ilerledikçe kocasının onu yanılttığını ve bazı şeyleri anlatmadığının farkına varır. Üstelik defterinin en başında “Ben’e güvenme” yazmaktadır…
Kitap bana yıllar önce izlediğim “50 First Dates“ filmini hatırlattı. Kitabı okumayı düşünenler önce bu filmi izleyip fikir sahibi olabilir.
372 sayfayı bitirmem üç haftamı aldı ki genellikle hızlı okuyan biri sayılırım. Gerilim – polisiye türü olduğu söylenen kitap heyecan verici bir gerginlik yerine, bitse de yakamdan düşse etkisi yaratıyor. İlk 200 sayfayı okumak ciddi eziyet, Christine Lucas gibi okuduğum o sayfaları unutabilmek isterdim. Sonraki sayfalarda ise merak duygusu biraz canlandırılmış – kitabın kurgusu iyi ama temposu yürüyüş ritminde ilerliyor. Firmaları anlamak zor kitapta tek bir siren sesi duyulunca polisiye, karakterin kaşları hayretle kalkınca gerilim türü diye etiket konabiliyor. Okuyucuların yanıltılması hoş değil, bu kitap olsa olsa psikolojik roman olarak tüketilebilir.
Doğan Kitap’tan satışa sunulan eserin ilk bölümünü pdf olarak buradan okuyabilirsiniz.
Kitapla ilgili aşağıdaki iki yorumu garipsedim, bu yüzden yazımın altına ekliyorum ki bundan sonra bu tip yorumları görmezden gelmem gerektiğini hatırlayayım 🙂
…
Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman. Tess Gerritsen
…
Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor.
Los Angeles Times



