X-Men: Dark Phoenix Filmi

X-Men: Dark Phoenix Filmi – Dark Phoenix vizyonda.
Henüz onlu yaşlarındayken telepatik güçlerini keşfeden Jean Grey’in hikayesini anlatan film hakkında merak edilenleri ve yorumumu yazımda bulabilirsiniz.

X-Men: Dark Phoenix Filmi

Zihin kontrol edebilen ve dev isimleri hakimiyeti altına alan Jean Grey, kuşkusuz X-Men evreninin en güçlü karakterlerinden biridir. Şimdiye dek olgun dönemini, Famke Janssen’in oyunculuğu ile izlediğimiz bu etkileyici karakterin başlangıç hikayesinin alatıldığı X-Men: Drak Phoenix’te Jean Grey rolünde Sophie Turner’ı izliyoruz.

Çok beğendiğim ve Jean Grey karakterini ete kemiğe büründüren Famke Janssen’in estetik operasyonlar sonucu geldiği son durum aşırı üzücü. Bu kadar güzel bir kadın kendisine neden böyle bir kötülük yapmış bilinmez.

X-Men: Dark Phoenix Filmi Konusu

Film küçük Jean’ın sebep olduğu bir araba kazası ile başlıyor. Anne ve babasını kaybeden Jean, Profesör Charles Xavier’in gözetimine veriliyor. Sebep olduğu kaza sebebiyle üzgün olan ve pişmanlık duyan Jean, Profesör tarafından gücünü iyi kullanabileceği ve bunun bir tercih olduğu konusunda ikna ediliyor.

 

Yıllar sonra Jean’ı, diğer X-Men’ler ile birlikte görev aldığı bir kurtarma operasyonunda görüyoruz. Başkanın direktifi ile uzay yolculuğuna çıkan astronotları kurtarmakla görevli X-Men’ler için bu görev çok zorlu geçiyor. Ekibin başındaki Raven’in çabalarına rağmen Jean Grey, güneş patlamasından doğan enerjinin ortasında kalıyor.
Öldüğü düşünülen Jean Grey’in daha da güçlenmesi herkesi şaşırtıyor. Raven ise ekibin güvenliğini hiçe sayan Profesörü ve aldığı kararları sorguluyor.

Tüm bunlar yaşanırken dünyaya gökten üç ışık huzmesi düşüyor ve bir grup uzaylı dünyaya erişiyor. Tüm X-men’ler ise Jean Grey’i bir kahraman gibi karşılıyor ve ona öldükten sonra doğan kuş anlamına gelen Dark Phoenix adını veriyorlar.

 

Adına düzenlenen partide Jean Grey, küçüklüğünde sebep olduğu kaza öncesi duygu durumunu tekrar yaşıyor. Etrafı için bir yıkıma sebep olan bu olay sonrasında Jean derin bir uykuya dalıyor. Jean’ı bu rüyalarından uyandırmak için onun anılarına doğru derin bir yolculuğa çıkan Profesör, gördükleri karşısında şaşkına düşüyor.

X-Men: Dark Phoenix Filmi Oyuncuları

Tozu suya, suyu hayata dönüştüren, galaksideki en yüce güce dönüşmek kaderi olan Dark Phoenix’in başlangıç hikayesinin anlatıldığı yapım 113 dakika süreli.

Yirmi küsür yıldır 20 yıldır X-Men evreni yapımlarının senaryolarında ve görüntü yönetimlerinde imzası bulunan ve bazılarının yapımcısı da olan Simon Kinberg’in yönetmen koltuğunda izlediğimiz filmin fazlaca yavan olduğunu söylemek mümkün. Teatral metinler üzerinde gittikçe uzayan diyaloglar, gelin makyajı yüzüne yapışmış Sophie Turner’a dikkatinizi vermenizi zorlaştırıyor. Simon Kinberg’in yönetmenlik açısından 20 yıl geriden geldiğini ve o zamanların geçer akçe tekniklerini ve yaklaşımını kullandığını görmek üzücü.

 

Özellikle filmin ilk yarısı en iyi ve en tutarlı kısmı oluşturuyor. Ondan sonra ise diğer karakterlerin katkıları ve iyi görünen aksiyon sahneleri bile filmi kurtaramıyor. Filmin akış açısından Captain Marvel’ı hatırlattığını ama duygu ve etkileyicilik açısından yanına bile yaklaşamadığını da söylemekte fayda var. Bu kadar güçlü bir karakterin hikayesinin böyle kalitesiz aktarıldığını görmek gerçekten çok üzücü. X-Men evrenindeki düşüş hızlanarak sürüyor. Hala ümidi olanlar için ne yazık ki bir ışık yok.

 

Kimler yok ki?

Jennifer Lawrence’ın güçlü Raven – Mystique’i, Nicholas Hoult’un intikamcı Beast’i, Michael Fassbender’ın ise dünyadan bıkmış Magneto’yu canlandırdığı filmde, Cyclops rolüyle Tye Sheridan, Storm rolüyle Alexandra Shipp, Nightcrawler rolüyle Kodi Smit-McPhee ve Quicksilver rolüyle Evan Peters’ı izliyoruz. Bu kadar güçlü bir kadroya Jean’den sonra, hikayedeki en önemli karakter olan Profesör Charles Xavier rolüyle James McAvoy ekleniyor. Profesör, bu filmde herkesi eşit derecede sinirlendiren bir karakter. İzleyici beklentisi ise sinirlendirmenin ötesine geçecek bir duygu uyandıracak akış izlemek idi. Yönetmenin elinde böyle güçlü oyuncular var iken CGI’a yaslanması ve drama yüklenmesi içler acısı.

 

Jean Grey’in gençliğini canlandıran Sophie Turner, özellikle filmin başlarında sırıtıyor. Genç ve ürkek Jean Grey’in trajik hikayesinde karakterle bağ kurmakta zorlanıyoruz. Öte yandan bu Sophie Turner’ın oyunculuğu ile ilgili bir durum değil. Düğün makyajı yapılmış bir surata bol bol zum yapıp, anlamsız metinler söyletirseniz kız ne yapsın. Jean Grey güçlendikçe ve hıçkırıklarından kurtuldukça, iki büyük akıl hocası ortasında yaşadığı ikilemi izleyici olarak hissetmeye başlıyorsunuz.

 

 

Aşağısı dev spoiler.

Filmin dev es geçtiği ve çok kötü işlediği D’Bari’lere gelince. Güneş patlaması ile ortaya çıkan ve hayat veren kozmik bir güce dönüşerek Drak Phoenix adını alan Jean Grey, Kaptan Marvel ile büyük benzerlik taşıyor. Filmde Marvel Universe’de önemli bir uzaylı ırkı olan D’Bari’ler adeta geçiştiriliyor. Oysa bu, X-Men evreninde insanların dünya dışı kişilerle ilk teması ve hikaye açısından çok önemli bir olay. Liderleri Vuk’u ise yine çok önemli bir oyuncu olan Jessica Chastain canlandırıyor. Jean Grey’in gücü ile tekrar bir şansları olduğuna inanan D’Bari’ler ancak bu kadar kötü anlatılabilirdi. Jean Grey’in Dark Phoenix’e dönüşümünü aktaran bir filmde, hikayeye derinlik katan ve merak edilen bir unsurun böyle geçiştirilmesi akıl alır gibi değil.

Yazım fazla uzadı ama böyle ortalama bir film izlemeyi hiç beklemiyordum. Kaç senemizi verdiğimiz evrenin damlaya damlaya bitmesi gerçekten düşündürücü. Bazen çok mu seçici olmaya başladık diyorum ama daha iyisini hak etmiyor muyuz?

Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim.

X-Men: Drak Phoenix Filmi Fragmanı

 

X-Men: Drak Phoenix Filmi Yorumu

  1 Yorum

  1. Pingback: Haziran 2019 Filmleri - Fundalina

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir