3. Blog Yazarları Çalıştayının Ardından

Gelin sizi “3. Blog Yazarları Çalıştayına” götüreyim.

3.Blog Yazarları Çalıştayı, 17 Kasım 2017 Cuma günü “Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü” ev sahipliğinde ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Cibali Yerleşkesi’nde yapıldı. Çalıştay hakkında merak edilenlere ve aldığım notlara yazımdan ulaşabilirsiniz.

 

3.Blog Yazarları Çalıştayı

3.Blog Yazarları Çalıştayı, 17 Kasım 2017 Cuma günü “Kadr Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü” ev sahipliğinde ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Cibali Yerleşkesi’nde yapıldı.

 

Bir blog yazdım dünya değişti (2015) sloganıyla başlayan ve İnterneti bloglar kurtaracak (2016) sloganıyla devam eden blog yazarları çalıştayının üçüncü yılı, “Biz Niye Olamadık?” slogan ve başlığı ile alanında birbirinden değerli blog yazarını bir araya getirdi.

Bu tema esasen içerik üretmekten uzaklaşmayı ve sosyal medya üzerinden başarıya odaklanan kişi ve gruplar gibi neden olamadığımızı sorgulayan bir başlık. Yükselen sosyal medya fenomenliği ve YouTuber – Vlogger kavramları karşısında blog yazarlarının son durumunun bizzat blog yazarları tarafından irdeleneceği çalıştay eş zamanlı başlayan iki farklı oturum ile şekillendi.

 

 

Çalıştayın açılış konuşmasını Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çiğdem BOZDAG gerçekleştirdi.

 

 

Kadınlar blogluyor ama nasıl? Geçmişten finale kadın blogları.

Bir kadın blog yazarı olarak moderatörlüğünü üstlendiğim “Kadınlar blogluyor ama nasıl? Geçmişten finale kadın blogları” paneli alanında birbirinden değerli 7 kadın blog yazarının katılımı ile aşağıdaki sorular üzerinden şekillendi.

 

3.Blog Yazarları Çalıştayı ana teması olan “Biz niye olamadık?” sorusundan hareketle, tüm kadın blog yazarlarını dinleyerek toparladığım ve kendi cümlelerimle finalize ettiğim yorumu aşağıdaki dört paragraf eşliğinde okuyabilirsiniz. Giriş metninin ardından kadın blog yazarlarına sorduğum soruların yanıtlarını bulabilirsiniz.

 

 

Biz niye olamadık?

Sosyal medyanın patronu Türkiye’de kadınlardır. Sosyal mecralarda yeniliklere ilk uyum sağlayanlar, trend haline dönüştürenler yine kadınlardır. Neyi tercih ediyorsak Türkiye’de o mecra o geçer akçedir. Her mecrayı canlı tutmak gerekir. Bu sebeple bloğumuzu önde tutup, sosya mecralardaki yeniliklere de uyum sağlayarak – öncülük ederek, blog yazılarımızın daha fazla okunmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Kadın bloglarının alt kültürleri ihtiyaçlar üzerinden hayata geçiyor ve şekilleniyor. Çalışmalarımızda başarımızın sırrı sürdürülebilirlik, güven ve samimiyetten geçiyor. Kalıcı değer yaratan blog içeriğimizi bir ağaç gibi düşünüyor, dalları oluşturan sosyal medya platformlarını bu içerikleri yaygınlaştırmak için kullanıyoruz. Şimdiye dek yaptığımız çalışmalar yapacaklarımızın teminatı niteliğindedir. İleride bu çalışmalarımızı daha da güçlendirerek sergileyeceğiz. YouTube’da olmak istiyor ve buna zaman ayırmayı düşünüyoruz. Özel video çalışmaları ve canlı yayınlar ile de ilerleyeceğiz. Markalarla çalışmalarımız sürüyor, kullanıcının marka ile yakınlaşabileceği organizasyonlara öncülük ediyoruz. Markalar yarattığımız değer konusunda bizimle düzenli çalışıyor ancak bu çalışmaların bütçesi arttırılmasını istiyoruz, çünkü kalıcı değer yaratma, hikayeyi doğru aktarma ve çok yönlü bir şekilde 360 derece ele almak konusunda kadın blog yazarları olarak doğru kanalız.

Trendler ne olursa olsun blog içeriklerimiz kalıcı değer yaratıyor. İçerik oluşturmak çok fazla zamanımızı alıyor. Daha fazla sosyal medyaya odaklanmak istiyoruz ancak vakit sıkıntısı yaşadığımız için blog içeriğimize yoğunlaşıyoruz. Blog içeriğimizi daha fazla kişiye ulaştırmak adına sosyal mecralarda yeni olan ne varsa deneyimleme ve katkıya dönüştürme çabasındayız. Hem mevcut sosyal mecralar hem de olası yeni mecralar için bu durum böyle. YouTube’a içerik üretmek farklı bir alan ama içeriğimize katkı sağladığını düşündüğümüz için ilerleyen zamanda orada da var olacağız. Gençlerin şu anki yönelimi videolar olsa bile, ilerleyen zamanlarda onların da ihtiyaçların farklılaşabileceğini düşünüyoruz. Bu sebeple metin içeriğinden uzaklaşmayacak, kendimizi geliştirecek ve görsellerimizi daha etkili kullanacağız.

Kadın blogları olarak toplulukları bir araya getirme ve bir arada tutma, gerçek sosyalleşmeye katkı sağlama misyonumuz da var. Bunun “neden biz olamadık” sorusuna da bir yanıt niteliğinde olduğunu düşünüyoruz. Biz olduğumuzu ve sonraki aşamayı kurguladığımızı düşünüyoruz. İleride sosyal medya gücümüzü katlayarak, yenilikleri deneyerek, sürdürülebilir ve samimi içeriklerimizle var olmaya devam edeceğiz. Anne olduk, aile kurduk, iş hayatına devam ettik, evde ek sorumluluklarımız var. Kitap yazdık, portallaştık, markaları çalışmalarımıza dahil ettik ve bir gelir modeli oluşturmayı başarabildik. Bir sonaki aşama yine blog yazarları üzerinden şekillenecek, farkındalık yaratmak ve kalıcı değer sunmak konusunda öncülük edeceğiz.

 

 

 

Sevil Mert

 

Sevil, yükselen kariyeri ile birlikte bloglamayı sürdüren çok değerli bir isim. Bizlerle yorucu görünen blog yolculuğunu ve kariyerine etkisini paylaştı.

Blog Çalıştayına davet edildiğim için çok mutluyum, sizlere teşekkür ederim. Benim bloğu en eski bloglardan Kasım ayında onuncu yılı doldurdum. Ben bloglamaya başladığımda seyahat blogları bir elin parmaklarını geçmezdi. Benim başlama hikayem çevremden aldığım taleplerle ilgili. Seyahat ediyordum ve çevremdeki kişilerden soru ve öneri vermemle ilgili mailler geliyordu. Bir süre sonra dedim ki ben bu maillere geri dönüş yerine toplu halde anlatabileceğim bir blog yayına almaya karar verdim.

O dönem bloglara revaç fazlaydı ve alan adımı adım soyadım üzerinden aldım ama burada hiç yazmadım. Cok adı altında basit mea üzerinden işleyen bir blogda yazmaya başladım. Yazmaya başlayınca da seyahat etmek isteyen insanları nasıl motive ettiğimi görmeye başladım. O zamanlar böylesi sosyal medya ilgisi ve bloglama kültürü olmadığı için kısa sürede ciddi bir kitleye ulaştım. Kariyerimden bahsedecek olursak ben hep pazarlama alanında ve marka yönetimi alanlarında çalıştım. Şu anda Hürriyet Emlak’ın pazarlama direktörü olarak görev yapmaktayım.

Dijital dünyaya yakın olmam işime pozitif yansıdı. SEO diye bir gerçek var. Bloguma işimin çok faydası oldu. İşimin bloğuma faydası ise gezdikçe yazabilen biriyim. Dolayısıyla olabildiğince gezeyim ki o denli içerik üretebileyim. O noktada da resmi tatiller, hafta sonları ve buna uygun plan yapmak hayatıma girdi. İş hayatından gelen alışkanlıkla planlı ve programlı biriyim. Tüm yılın tatil planı ortaya çıkınca kendime bir seyahat planı çıkarıyorum. Wish listim uzun ve bunun üzerinden seyahat planlarımı kurguluyorum. Bir yerden sonra tüm bu çalışmalar iş hayatı kolay yürümüyor. Günümüzde pek çok blog doğuyor ve sonra hemen bırakılıyor. Sürdürülebilirlik burada çok önemli bir unsur. Bir de hayatıma sosyal medya ciddi bir şekilde girdi. Sadece blog yazmanız yetmiyor, içeriğinizi sosyal medyada paylaşıp okuyucu çekmeniz gerekiyor. Sosyal medyada var olmanız ve buradan ilgi çekmeniz lazım. Bu da ciddi bir efor ve zaman istiyor. Takipçilerimden örneğin Moğolistan’a gittiniz ama bir şey yazmadınız eleştirisi geliyor, bunun bir zaman ve süreç istediğini söylüyorum. Bloğum bana çok güzel dostluklar kazandırdı ve dünyaya açılmamı kolaylaştırdı. Bundan sonrasında da daha orta vadede işe devam edip bloğuma odaklanmayı düşünüyorum. Bunun için daha bir kaç yıla ihtiyacım var. Blog yazmak isteyenlere önerim, blog yazmaya başlayın ama sürdürülebilir çalışmalar ortaya koyun, bir heves olarak yaklaşmayın ve neye odaklanmak istediğinize kadar verin. Benim başka bloglarım da var, bu konuda biraz iştahlıyım.

Belli bir konuya odaklanıp, keyif aldıklarınızla ilgili yazmak sizin daha başarılı olmanızı ve daha fazla içerik üretmenizi sağlayacaktır.

 

 

Güneş Ulus 

Güneş, annelik deneyimini, çocuklarından öğrendiklerini ve anneliğe bakış açısının nasıl değiştiğini bloğunda yıllardır anlatıyor. Bu macerasını “bloğunda paylaştıkları” nezdinde “Anneliği like et” kitabında topladı. Kendisinden günümüzde bloglayan anneleri değerlendirmesini istedim;

 

Bloğumda annelik yolculuğumu yansıtmak istedim. Çalıştaya davet ediliğim için çok mutluyum ve teşekkür ederim.

Beyaz yakalıyım aslında 15 yıldır çalışıyorum ve iki kızım var. Çocuklarımın hayatıma girmesiyle birlikte farkındalığım ve zorlanmalar başladı. Yazarak bu zorlandığım konuları paylaşmak istedim. Anneyiz ve evet zorlanıyoruz, bunlara odaklı yazmaya başladım. Çocuklar büyüdükçe, onların büyümesiyle ilgili deneyimler – onların oyun oynaması, hayatlarına yaratıcılık katacak fikirleri ele aldım. Kızlarım okul hayatına başlayınca, nasıl bir okul seçmeleri – ne tip şeylere dikkat edilmeli gibi bir anne için çok önemli olan konularda içerik paylaşmaya başladım. Tüm bunlar olurken farkındalığınız artıyor ve çevrenizdekilerin de bu tür zorlukları yaşadığını görebiliyorsunuz. Tüm bu yolculuğu toparlamak ve bir kitap haline getirmeye karar verdim.

Kitabımı yazmam bir yılımı aldı. İki kızım, bir bloğum ve bir de işim vardı. Hiç kolay değildi bir kitap yazmak. Annelerin ilk başlarda çok fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu, zorlandığını göremiyoruz. Bu süreç çok zor ve burada kendi yaşadığım zorlukları yol gösterici olması açısından anlatım. Aynı zamanda farkındalık hikayeleri de var. Olumlu tepkiler aldım. Anne çocuk bloglarının farklı sorumluluklara ve etik değerlere sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tavsiyeleri, önerilerinizi anneler ciddiye alıyor ve onlar için fikir lideri oluyorsunuz. Dolayısıyla olabildiğince samimi ve faydasını gördüğünüz konulara – ürünlere odaklanmalısınız. Bence herkes bloglamaya başlamalı. Burada önemli olan bir rutin oluşturmak, her gün yazmak zorunda değilsiniz. Ayda bir kere yazıyorsanız bile bunu sürdürülebilir hale getirmelisiniz. Ne yazmalıyım diye düşünebilirsiniz ama yazmakla başlıyor her şey, bir yazı yazarsınız – iki yazarsınız ve bu yazılar sizi bir yere götürür. Sizin hoşunuza giden, okuyucuya zevk veren karşı tarafa da bu keyfi yaşatır. Sizin samimi ve içten duruşunuz onları harekete geçirir ve ilham verir.

 

Nilay Tulum

Nilay, kadınlara ilham veren ve alanında içerik üretmeye başlayan ilk isimlerden biri. Blogla başlayan yolculuğu zaman içerisinde bir markaya dönüştü. Kendisinden neyi farklı yaptığını, gelir modeli oluşturmak konusunda nasıl ilerlediğini ve marka yolculuğunu dinledik.

 

Bloğumun 10 yıllık bir yolculuğu var. Burada olmaktan çok mutluyum. 2007 yılından beri mutfaksirlari.com’u yazıyorum. Mutfaksirlari, hani her kadının başına gelir ya, evlenirsin ve pek çok hobinden uzaklaşırsın, akşam eve gelirsin ve en nihayetinde yemek yapmak zorundasındır ve malzemelerle baş başa kalırsın. İlk zamanlar yemek yapıyorum ama istediğim gibi olmuyor, yemek kitabı aldım uyguluyorum ama yine olmuyor. Tarif başka, gördüğüm fotoğraf başka…. İnternette aramaya başladım bu tarifleri, 2004 yılından beri tarif yazanlar vardı ama görsel ve içerik adımları – sonuçları anlatmıyordu. Eşimin de IT olması ve bu işlerden anlamasıyla ve onun da desteğiyle bloğumu yayına aldım. Buradan tariflerimi paylaşmaya başladım ve şu anda aylık 2 Milyon hiti var bloğumun. Sürekli yemek içeriği arayan ve içeriğime inanan, yaptıklarımı seven bir grup var. Ben yazdım, paylaştım ve bunu hiç bırakmadım. Kadir Has ChefScool’dayım şu anda ve bloğum sayesinde buradan yarı burs kazandım. Kadir Has Üniv. ben bu işin eğitimini almak istiyorum dedim ve bu bölüme mülakat ile girdim. Buradan mezun olduktan 1-2 yıl sonra Usla bana geldi ve Pastacılık – Ekmekçilik konusunda uzmanlaştım. İçeriği üretmeniz için bu alanda uzmanlaşmanız gerekiyor, bir blog yazarı arkadaşım var 10 yıldır yazıyor ve dedi ki artık fotoğrafçılık eğitimi alsam mı? Bu işi profesyonel bir şekilde yürütmek istiyorsan elbette bu eğitimi almak zorundasın. Gelişimim bu yönde oldu ve bloğumu bir bebek gibi büyüttüm. Zorlu bir süreçti çünkü bir süre sonra işimi bırakmak zorundaydım ve parasız kaldım. Parasızlık döneminde bloğumun getirisi yoktu ve bir yıl süre belirledim kendime. Sosyal hesaplarımı bloğumdan çok sonra açtım ve markaların dikkatini çektim. İçeriğim iyi olduğu – görsel kalitem iyi olduğu için hızlı tırmandım. Sosyal hesaplarımın üzerinden 3 Milyon kişiye erişiyorum. Tüm sosyal ağları olabildiğince kullanmaya çalışıyorum. Gelir modelinde 1-0 yenik başladım, sever masrafları gibi temel ihitaçlara bütçe ayırmak zorundaydım ve bu o dönem oldukça masraflıydı. Normalde bir insan sabah kalkıp işine gider, oysa gün ışığından faydalanmak için herkesten 1-2 saat önce kalkıp çalışmalarımı tamamlayıp ardından işime gidiyordum. Bu işi ciddiyetle yürütmem markaların ilgisini çekti. Bloğum üzerinden gelir modeli yarattım, banner alanlarımı markalara açtım. Sosyal medya ardından geldi, işleri büyüttüm. 3-4 yıl içerisinde kendi şirketimi açtım ve devam ediyorum.

 

Aslı Altınok Erdal

Kadıköy Anneleri, lokal anne gruplarının en eskilerinden biri. Kadıköy Anneleri’ni temsilen Aslı, lokal anne gruplarının yükselişinin sebeplerini ve neden ihtiyaç duyulduğunu değerlendirdi.

 

Burada olduğum için mutluyum ve davetiniz için teşekkür ederim.

Kadıköy Annelleri, lokal anne gruplarının ilki. Amerika’daki örneklerinden araştırarak, oradaki “community” mantığını Kadıköy özeline uyarladım. Açıkçası başlarda bu kadar ilgi göreceğini hiç tahmin etmemiştim. 1 Haziran 2014’te kurulan çok yazarlı oluşumun, geçen dört senede olumlu yönde örnek olmamızla özellikle İstanbul semtleri, sonrasında da ülke genelinde şehir bazlı pek çok lokal anne grubu kuruldu. Hatta bazı bölgelerde aralarında rekabet dahi var. Önemli olan konu bu işi niçin yaptığınızla ilgili. Sosyal medyanın gücü ile markalar bize de geliyorlar ve tanıtım talebinde bulunuyorlar. Bu işi salt para kazanma amaçlı yapanlar da var. Sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları birkaç hazır paylaşımla, nitelikli içerik üretmeden var olmayı seçen anne grupları da mevcut. Açıkçası Kadıköy Annelleri ilk kurulduğunda grup marka çalışmaları ve para kazanma odağı odağım yoktu. Tamamen manevi haz amacıyla açılmıştı ki halen büyük oranda bu durum geçerli. Evliyim, dört yaşında bir oğlum var ve aslında eski bir blog yazarıyım. Yemek bloğu ile bloglamaya başlamıştım. Sosyal ağlar o dönem bu kadar güçlü değildi. Aslında bir beyaz yakalıyım ve uluslararası bir fuar firmasında pazarlama müdürüyüm. İşim sayesinde pek çok ülkeyi gezme fırsatı buldum. İlk başlarda buradaki lezzet deneyimlerimle ile ilgili yazıyordum. Çocuktan sonra içerik üretimimin yönü değişti. İlk bloğumu kapattım ve Kadıköy Annelleri doğdu. Bebek sonrası kadınsal ihtiyaçlarımı ifade etmek istedim. Özellikle lohusalık dönemi zordu ve lokasyon açısından kendimi yalnız hissediyordum. Ama biliyordum ki bu duyguları yaşayan tek kişi değildim. Birbirimize ihtiyacımız vardı. Bir Afrika atasözünün dediği gibi “Bir çocuğu yetiştirmek için bir köy dolusu insana ihtiyaç vardır”dan hareketle, komşuculuktan doğan bir fikir ile Kadıköy Annelleri oluştu. Çıkış amacı tamamiyle birbirimize destek olmak, hem kendimi hem de çevremdeki anneleri mutlu etmek. Lokasyon olarak anneleri, babaları hatta tüm aile bireylerini bir araya getirecek sosyal bir platform olsun istedim. Sadece sanalda paylaşılan blog yazılarının aksine, Kadıköy Annelleri’nin en büyük gücü, periyodik aralıklarla yüz yüze görüşebilme fırsatı da sunmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla içeriğinde kitap, ebeveyn eğitimi, masal, dans gibi konuların bulunduğu, ücretsiz buluşmalar organize ediyoruz. Toplantılarımızda insanların kolayca kaynaştığını ve aslında yakında oturduklarını ve bunun farkında olmadıklarını görüyorum. İhtiyaçtan doğduk ve komşuculuk olgusunu yeniden canlandırmayı hedefliyoruz. Zamanla kurduğumuz bu “community” içim markalardan çok güzel dönüşler aldım ve tabi ajansların da ilgisi arttı. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” gibi grubun gücüne çok inanıyorum ve markaların ileriki dönemlerde bireysel bloglar kadar bizim gibi belli bir bölgeyi domine etmiş gruplara yöneleceklerini düşünüyorum. Diğer lokal anne gruplarına gelince, çoğunlukla yalnızca sosyal hesapları üzerinden hareket ediyorlar ve blogu olanlarının sayısı 1 elin parmaklarını geçmiyor. Öyle de ilerleyebilirler tabi ama o zaman onların yaptıkları iş başka bir şeye dönüşüyor. Kalıcı olmak için blog üzerinden nitelikli içerik üretiminin şart olduğunu düşünüyorum, sosyal medya araçları sadece bir araç.

 

Yeşim Mutlu

Geçtiğimiz yıl da birlikte olduğumuz Yeşim, bir iletişimci gözüyle durum değerlendirmesi yapacak ve sosyal medyayı nasıl kullandığını anlatacak. Deneyimli bir isim olarak geçmişten günümüze kadın bloglarındaki değişimi ve özendirici etkisini bizlerle paylaştı.

 

Geçen yıldan sonra burada da olmaktan heyecan duyuyorum, teşekkür ederim. Hiç kimsenin söylemediklerine cesaret eden, suya sabuna dokunan bir kadınım, işim iletişim ve iletişimin zerafet üzerinden ilerlemesinden yanayım. Pozitif bir yanım var ve sorunları konuşarak ve bu çizgiden hareketle ele alırım. 2005 yılında Acıbadem Sağlık grubunda çalışırken yılın kelimesi blogdu. Bunu yönetime taşıdım ve onları ikna edemeyince kendi bloğumu açtım. O zamanlar Vatan Gazetesi’nde de yazıyordum. yesimsahin.com üzerinden bloglamaya başladım. Bundaki amacım kendi bilinirliğimi artırmaktı. Ardından 2016 yılında işimden ayrılıp, fotoğrafçılığa başladım ve çıkışım bununla oldu. Hem fotoğraf hem de bloglamayla ilerleme kararı aldım. Blog hayatım çok eskiye dayanıyor. Bugün burada bulunan kadın bloglarını da yakından takip ediyorum, hep birlikte olmaktan ve onlarla fikir paylaşmaktan gurur duyuyorum. Benim geçmişime baktığınızda iş hayatı, çocuklarım, iletişim, danışmanlık, fotoğrafçılık bütünleşik ilerliyor. Ben life style içerik üretiyorum. Benim hayatımda ne varsa bunu bloğumda yansıtıyorum. Hayat bir süreç örneğin çocuklarımla ilgili paylaşımlarımda ilk çocuğum için uyguladığım bir konu başlığı zaman içerisinde işlevselliğini yitiriyor. Çocuğunuzun ismini bu içeriklerin içerisinde geçirdiğinizde ileride okul hayatında karşısına çıkıyor ve bu sorunlara sebep oluyor. Benzer bir durumu ilk çocuğumda yaşadım ve bloğu kaldırdıktan sonra arama motorlarından da kaldırmak için çok uğraştım.Dolayısıyla çocuk mahremiyeti benim için çok önemli. Güneş’i bu yolculuğunu kitaplaştırdığı için takdir ediyorum. Anneler ele alındığında 2011 yılında bir atölyede konuşurken pek çok blog türü var ama anneler üzerine bir blog neden yok dedim ve bunu organize etmeye karar verdim. 2011 yılında blogger anne ve babaları kendi bloğum üzerinden davet ettim. 40 kişi geldi ve sonrasında iki toplantı oldu. Markalar bizlerle çalışmayı bilmiyordu. İletişim yönümün güçlü olduğunu hep söylerim ve bu alanda başarılarla dolu bir geçmişim var. Markaları da bu toplantılara dahil ettim. Sonra blogger anneler’i devam ettirdim. Bu davetlere ilgi arttı ve geçmiş çalışmaları sosyal hesaplarımdan da görebilirsiniz.

Bu bir sosyal sorumluluk projesiydi ve pek çok kişiye dokunduk – yardımcı olduk. Markaları ele alacak olursak, hırslar devreye girdi ve küskünlükler başladı. 2014’te Instagram patlaması yaşandı ve ben çok çeşitli dergilere yazmaya başladım. Bu sene kendimi koruma kararı aldım ve tüm dergilerden kendimi azat ettim. Instagram ile birlikte bloglar farklı bir yöne gitti ve iletişim sorunlar arttı. Blog yazmak ve Instagram paylaşımları bambaşka alanlar, bu yönde tepkiler de aldım. Blog yazarının en büyük iletişimi kendi medyasıdır – kendi medyasının patronudur. Bu açıdan kendi içeriğinize sahip çıkın, nasıl ürettiğinize ve konumlandırdığınıza dikkat edin. Özgün içerikle ilerlemezseniz bloğunuz çöpe dönebilir. İletişiminiz size bağlıdır ve markanızın şekillenmenize imkan verir.

 

 

İpek Süer

Teknolojik anneler, yıllardır annelere teknolojik tüyolar veriyor ve gelişimlerine büyük katkıda bulunuyor. Microsoft’un KAGİDER ile birlikte düzenlediği ve Aydın Doğan Vakfı tarafından desteklenen “Teknolojinin Kadın Liderleri” programında jüri özel ödülü de kazandılar. Teknolojik anneleri temsilen İpek’ten bloğun çıkış fikrini, ve kadın bloglarının genel durum değerlendirmesini dinledik.

 

Burada olmaktan mutluyum. Teknolojik Anneler dört yıldır var. Teknolojik Anneleri taşıytan bir hikayem var. Bu işe başlamadan önce web sitesi yapıyordum, keşke kapatmasaydım ve pek çok web sitem oldu. Bloglamak teknik açıdan çok zorlayıcıydı. Ne zaman ki wordpress ve blogspot çıktı bu iş kolaylaştı. Bana soruyorlardı nasıl blog açacağız diye diyorudum ki mail yazabiliyorsanız bu işi de teknik açıdan başarabilirsiniz. İşler kolaylaşınca patlalama yaşandı. Aslında beyaz yakalı bir turizmciydim. Bu sebeple İnternet dünyası ile çok erken tanıştım. O zamanlar da gruplar yoğundu ve google çok aktif değildi. Aradığınıza ulaşamıyordunuz. Çocuklarımın doğuşu ile birlikte onlara teknoloji eğitimi vermeye başladım. Velilerden de çok fazla soru geliyordu ve onlara cevap veriyordum. Anne fare yakaladım buradan doğurdu ve anne babalar hitaben yazmaya başladım. Anne olunca işimi bıraktım, İnternetle daha ilgili oldum ve şu an burada gördüğüm arkadaşlarımla daha yakın ilişkiler kurmaya başladım. Annelerle tanışınca burada bir ihtiyaç olduğunu gördüm, soruları olduğunda hep biz etiketleniyorduk. Bundan hareketle gelen soruları yanıtlayabilmek için Teknolojik Anneleri kurduk. Zamanla içeriği zenginleşti, çalıştayın çıkışından hareketle olduk mu derseniz, bence biz olduk ve amacımıza ulaştık. Ama gideceğimiz daha çok yol var. Bloğu güçlü tutmak çok önemli ama sosyal medya da önemli. Blog bir ağaç ise dalları sosyal medya. Tümü birbirini destekliyor ve kitlesi farklı. Hem markalar tarafından hem de yurt dışından takip ediliyoruz. Her mecra için farklı içerik paylaşıyoruz. Tümünü bir arada yürütmek çok önemli. İçeriğinizi her mecradan güçlendirirseniz daha fazla kişiye ulaşabilirsiniz.

 

Ece Kumkale

Ece, hem ilham veren bir kadın blog yazarı ve aynı zamanda kadınları organize ederek markalarla buluşturan önemli biri. Kendisi annelerin ve kadınların gücüne güç katacak bir kitap yazmaya hazırlanıyor. Marka blogger işbirlikleri ve markaların beklentilerini kendisinden dinledik.

 

Burada olmak benim için önemli, davet için teşekkür ediyorum. Beş yıldır blog yazıyorum ve bunu iş olarak ele alan ilk kişilerden biriyim. İlk günden beri buna bir iş olarak baktım. Üç çocuğum var. Anneliğin içine daldım, annelik hikayemi de ayrıca blog üzerinden yayınladım, bir kitabım da çıkacak bu konuda. Annelik beni kapsadı ve bu süreçte pek çok bilgi edindim. Amerika’da çalışırken çeşitli araştırmaların içerisinde bulundum ve çocuklarıma kendim bakmak istedim Bu süreçte edindiğim bilgileri annelik alanında kullandım. Çocuk gelişimi ve annelik üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Bunun sonucunda edindiğim bilgileri annelere faydalı olması için iletmek istedim. Bu süreçte facebook üzerinden tavsiyelerimi paylaşmaya başladım. Hesabımda hep bilgiler ve tavsiyeler veriyordum. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile facebook sayfası açtım. Üç yıl boyunca iki çocukla bir başıma kalmıştım ve adeta hayatta kalma mücadelesi gibiydi, hiç zamanım yoktu. Bu kadar hassas olma lafını çok duyuyordum ve hassasanne konsepti kafamda gelişti ve alan adımı satın aldım. İlk aktif olan facebook sayfamdı. Ben bu işi yapacaksam bir iş olarak yapacağım ve prensiplerim olacak dedim. hemen kendime bir kartvizit bastırdım. Broşürler yaptırdım ve iş planı oluşturdum. İlk bir yılda hedefler koydum ve her gün yapacaklarımı planladım ve patente başvurusu yaptım. Bastırdığım broşürleri anne çocuk fuarında kendim dağıttım. Her gün içerik girdim, facebook sebebiyle içeriklerim zaten hazırdı. Bugün baktığımda ne kadar faydalı içerik oluşturduğumu görüyorum. O zamanlar bunun için daha fazla vakit vardı. O içeriklerim çok okunuyordu, önceden blog yazıları daha çok okunuyordu. 250 Bin okunan blog yazım oldu. Şu anda bu sayıya ulaşmak mümkün değil. İlk bir yıl sonrasında ulaştığım başarı markalardan ilgi gördü. Facebook üzerinden ilk reklam veren kişilerden biriydim. Günde 3 Bin takipçi kazandığım günler oldu. Erişimim 100 bin kişinin üzerine çıkınca markalar gelmeye başladı. Seçici olmaya çok önem verdim. Hepimizin prensipleri olmalı ve bunun dışına çıkılmamalı. Hem sosyal medya hem de blog güven işi. Bizim olayımız güven. Seçicilik ve güven olmayınca marka işbirliği mümkün değil. Markalar blog yazarlarından uzaklaşmadı ama seçici davranmaya başladılar. Ben buluşmalara çok önem verdim, beş yıldır anne buluşmaları düzenliyorum. Markaların annelere hediye vermesi veya indirim kuponu sağlanması gibi çalışmalara öncülük yaptım. Bunu tüm Türkiye’de yaygınlaştırdım, markaları da sponsorluk adı altında buna dahil ettim. Daha sonra marka çalışmaları da zaman içerisinde değişti. Şimdi bütçesiz kimse bir yere gitmiyor. Bu sistemle birlikte ayakta kalanlar içeriğini koruyanlar oldu. 360 derece çalışmanın gücüne inanıyorum. Her postum blog yazısı gibi oluyor, mini blog yazısı gibi paylaştığım zaman postları daha fazla ilgi görüyorum. Postları blog içeriklerinde de kullanıyorum. Her mecranın kitlesi farklı, içeriklerimi paylaşırken bunlara dikkat ediyorum. Başarımda 360 derece çalışmanın ve disiplinin etkisi büyük. Belli bir tarzınızın olması çok önemli, ben her şeyi paylaşamam – bu imajı net çiziyorum. Markalar çizgisi olan blog yazarlarını tercih ediyor.

 

 

Tüm blog yazarları inanmadıkları içerikleri ve kullanmadıkları markaları paylaşmayı yüksek bütçelere rağmen kabul etmediklerini ifade etti.

 

 

Soru : Son dönemde özellikle sosyal mecralarda hangi trend başlıkları sizin için önemliydi? Hangilerini kendinize daha yakın hissettiniz ve çalışmalarınıza dahil ettiniz? YouTube’da izlenme, Instagram’da beğeni, Facebook ve Twitter’da takipçi sayıları artıyor. Sizde durum ne yönde ve nasıl etkilendiniz, bundan sonra hangisine daha fazla yoğunlaşmak istersiniz?

 

Nilay Tulum

Bloglar elendi ve gelir modeli oluşturamayanlar bloglarına yüklenemedi. Bloğuma aktif olarak yazmak beni bu başarıya yönlendirdi.

Bloglar bitmedi devam ediyor, google düzgün içeriğin farkında. Network tipi çalışmalar ilgi görüyor. Model oluşturamayan, yatırım yapamayanlar güçlerini yitirdi.

 

İpek Süer

İnsanların vakti yok. İzlencek ve okunacak içerik var. İnsanlar hızlı olan içeriğe yönlendi. Teknoloji alanında olduğum için şanslıyım. Her blog yazarının işi zor ama görsel odağında içerik üretenlerin işleri YouTuber ve Vlogger’ların arasında çok zor.

 

Yeşim Mutlu

İnsanlar hayal kurmayı bilmiyor. Amerika’yı keşfetmek için vakit harcamıyor kopya içerikler üretiyorlar. Ben bu yönelimden çok soğudum ama blog içeriği üretmek konusundan asla uzaklaşmadım. Yazma konusunda özgün içeriğin markalar tarafından ilgi gördüğünü söylemek lazım. Deli bütçeler var ama markalarda bütçelerini video içeriğe yönlendiriyor. Hikaye her zaman satar, bu sahnede ilham veren kadınlar var ama günümüzde mış gibi yapan blogger ve instagrammerlar da var. Asıl bunun üzerine gidilmesi lazım ve bunların ortaya çıkarılması lazım.

 

Sevil Mert

Video içerik üretmiyorum. Gezi bloglarından önde olanlar da video içerik üretmiyor. Kaliteli içerik üretiyorsanız blog ciddi seviyede tüketiliyor. Bu alanda video olursa insanların faydalanabilmek için not alıyorlar. Video içerikleri hızlı tüketiyorlar ama kaliteli yazılı içeriği uzun soluklu ve her zaman tüketiyorlar. Asıl ihtiyaç kaliteli blog içeriğidir. Sosyal medyada paylaşılanlar çok fazla ve bir sıra düzeninde tüketebilmek – takip edebilmek mümkün değil. 360 derece çalışmaya ve iletişime inanıyorum, bu konuda Ece ile hemfikirim. Mecralar değişecek, zamanında her mecra ayrıca çok konuşuluyordu ve günümüzde pek çoğu unutuluyor. Kalıcı olan blog içerikleri ve buna her zaman ihtiyaç var. Blog yaşamaya devam edecek, onun çevresindeki dünya daima değişecek. Yeni kanalları kullanmaya devam ediyor olmamız ve blog üzerinde içerik üretimine devam ediyor olmamız lazım.

 

Güneş Ulus

YouTube’da dikey uzamanlaşma var. Türkçe içeriğe ise çok fazla ihtiyaç var. Ben bu alanda içerik üretmek istiyorum ama buna zamanım yok. Bence orayı da beslememiz gerekiyor.

 

İpek Süer

Blog içeriğini koydunuz 1000 okundu diyorsunuz ama bir video 1-2 saat içinde bu sayıya ulaşabiliyor. Görsel anlatım çok etkili.

 

Ece Kumkale

Sosyal sorumluluk projelerine önem veriyorum. Etkileşim bu alanda düşük oluyor, destek görmüyor. Çalışmalara bütçe ayırmak bu konuda çok önemli. Bunun başarılı örneklerini çalışmalarımda gözlemledim. Her mecrayı inceleyip buna göre içerikler üretmek gerekiyor. Blogda da her şeye yer vermek önemli, anahtar kelime ve arama faktörü burada devreye giriyor.

 

Yeşim Mutlu

Eşsiz içerikler yaratmak lazım. Paylaşmadan önce emsali var mı araştırıyorum. Öylesine yazdığım, tesadüfen ve üzerinde çalışmadığım yazılar daha çok okunuyor. Anahtar odaklı yazdığım yazılarda bu böyle değil.

 

 

Aslı Altınok Erdal

Facebook ve web sitesine aynı anda başladım. Instagram’da az vakit geçiriyorum. Gençler Instagram’ı tercih ediyorlar. Blogdaki yazılara %80 oranında yönlenme, facebook hesabı üzerinden. Hem bu sebeple, hem de kullanıcı yaş grubu itibariyle facebook en değer verdiğim mecra. Funda Güleç’ten aldığım eğitimde bana YouTube’u daha aktif kullanmamı önermişti. Youtube üzerinde Türkçe içerik çok az. Olanlar arasında da kadınlar arka planda kalıyor. Twitter’ı eledim. Google aramalarında YouTube’un büyük gücünün olduğunu düşünüyorum. Orta ve uzun vadede YouTube’a yönlenmeyi düşünüyorum. Zaten bu konuda markalarla da çok ciddi içerik çalışmalarım ve kişisel deneyimlerim oldu.

 

 

Ece Kumkale

Bloğuma önem veriyorum. 7,5 milyon tıklanma oranım var. Facebook’a ve facebook canlı yayınlarına önem veriyorum. Markalara canlı yayınlarımı satıyorum, sponsorlu çalışma yapan ilk kişilerdenim. Videolarda sponsorlu ürünlere yer veriyorum. Bu konuda iş olarak yaptığım çok emek verdiğimi takipçilerime ilettiğim için bu konuda eleştiri almıyorum. Toplam 630 bin takipçim var. Belki bu kadar takipçiden bir 10 kişiden olumsuz alıyorum. İş birliklerimin arklasındayım ve onlarla uzun soluklu çalışmalar gerçekleştiriyorum. Reklam ve iş birliğinin arasındaki farkı çok net çizmek lazım. Çalışan kadın toplumsal olarak göze batıyor, neden ben yapamıyorum diyen çok kadın var. Bu amaçla anne muhabbetleri adı altında bir çalışma başlattım. Buna takipçisi kaç kişi olduğuna bakılmadan anneler katılıyor. Facebook canlı yayınları çok başarılı. Snapchat’in ergenlere yönelik olduğunu düşünüyorum. Türk annelere yönelik içerik üretiyorum. Twitter’ı çok sevmiyorum. Bir fayda yaratmak benim için önemli. Instagram’ı da çok önemsiyorum.

 

İpek Süer

Mecraların bir gün çöp olacağına inanmıyorum. Instagram’a daha çok asılacağım. Bir ara facebook grupları önemini yitirmişti ama bu alanı tekrar canlandırmak istiyorum. Grupların pozitif etkisi fazla. Herhangi bir mecradan uzaklaşmayı düşünmüyorum, blog içeriği üretmeye devam edeceğim. Sosyal mecralar çok vakit alıyor, blog içeriğinin üretimi çok zaman alıyor. Instagram’a içerik hazırlıyorsam bazen facebook üzerinden de paylaşıyorum ve twitter’da bu içeriği biraz kısaltıyorum. Tümüne ayrıca vakit ayırmak pek mümkün değil.

 

 

Güneş Ulus

Ben her mecra için ayrı paylaşım yapmaya gayret ediyorum. Bu benim etkileşimimi de düşürdü bu arada. Ağırlık verdiğim blog ve instagram. Önümüzdeki dönemde YouTube’u çalışmalarıma dahil edecek ve bunun için özel vakit ayıracağım.

 

 

Nilay Tulum

Sosyal ağların tümünde varım Snapchat bana uygun bir mecra değil. Stories’e önem veremiyorum ve ilgimi çekmiyor. Instagram’da kendimi daha rahat hissediyorum. Blog yazılarım yemek tarifi olduğu için modası da geçmeyecek. Fotoğraf çekmeyi sevdiğim için Instagram favorim. YouTube konusunda eşim çok motive ediyor ve vakit bulursam yapmayı düşünüyorum. İletişim için WhatsApp kullanıyorum.

 

Sevil Mert

Ben twitter ile vedalaşalı uzun zaman oldu ve benim iletişim dilime uygun bulmadım. Instagram’ı kullanmayı sevmiyorum, buna yoğunlaşacağım. YouTube’a kendimi göstermek için değil ama buraya özel içerik üreteceğim. Yurt dışında bunun örnekleri çok fazla. Geçen sene henüz evlenmemiştim ve koca parasıyla herkes gezer tabii diyorlardı. Buna yönelik saldırı ve komik yorumlar var. Erkeklerden bu tür yorumlar almıyorsunuz.

 

Yeşim Mutlu

Ben asla bloglamaktan vagzeçeyeceğim. Instagram’da kendimi rahat hissediyorum, video içerik üretemiyorum ama bunu çok istiyorum. Markaların benimle YouTube içeriği oluşturmam konusunda çalışmasını istiyorum. Bu konuda eğitimler aldım ve yurt dışı örneklerini önemsiyorum. Türkiye’de LinkedIn yanlış kullanılıyor, kadına genel olarak bir taciz durumum var ama LinkedIn’i önemsiyorum.

 

Elif BademleBuduk (konuk blog yazarı)

Bloğum önceliğim ve ihmal etmemeye çalışıyorum. Blog yazısı yerine sosyal medya içerikleri şu dönem daha fazla ilgi görüyor. Çabuk tüketildiği ve hızlı ilgi oluştuğu için tercih ediliyor. Instagram’a yoğunlaşmayı düşünüyorum, YouTube daha da yükselişe geçecektir.

 

 

 

Soru : Günümüzde Vloggerlar, YouTuber’lar daha revaçta ve bilinirlikleri daha yüksek görünüyor. Bloglar geriledi mi – yoksa evrildi mi? Bloglamanın bir sonraki aşaması size göre nedir?

 

Aslı Altınok Erdal

İçerik üretmeyen bloglar maalesef zamanla yok oluyor. Önümüzdeki dönemde bloglamayı bırakan daha da fazla kişi olacağını düşünüyorum. Bu sebeple blogunuzu sistematik şekilde beslemeniz gerekiyor. Stories kullanım alışkanlıklarımızı değiştirdi. Bir sonraki aşamada YouTube daha hakim olacaktır, zaten artık televizyon kanallarının dahi yerine geçiyor ve bence blogların bir sonraki aşaması bu kanallar üzerinden olacaktır. Google bizim için çok önemli, blog demek google demek. Anahtar kelime odaklı arama yaptığım zaman ya google’dan, ya facebook etkinliklerinden ya da google+’ta buluyorum. LinkedIn’i faydalı buluyorum ve oradan da etkileşim yaratıyorum ancak bunu bir Kadıköy Anneleri hesabı üzerinden değil, kendi kişisel hesabımdan gerçekleştiriyorum. LinkedIn artık facebook gibi bir yapıya dönüşüyor ve güçlü olmak için hem YouTube hem de LinkedIn üzerinden de paylaşım yapmayı düşünüyorum. YouTube için görüntü konusunda da çalışmalar yapmak istiyorum, çünkü burası ekran olduğu için, görüntü pek çok şeyi ifade ediyor. Görüntüm için uğraşmak zorunda kalmak aslında bir yandan kötü ve zorlayıcı. Aslında bireysel olarak ön planda olmayı sevmiyorum ve alabileceğim eleştiriler şimdiden beni endişelendiriyor. Yine de bu mecrada var olmak istiyorum. Kadıköy Anneleri’ne olan pozitif ilgi, suya atılan ufak bir taş tanesi gibi dalga dalga büyüdü ve 4 senede çok güzel yerlere ulaştı. Dolayısıyla blogum adına bi sonraki aşama, profesyonel mesleğim olan organizatörlüğün verdiği tecrübeyle, “Kadıköy Anneleri” adını etkinlik alanında bir marka haline dönüştürmek diyebilirim.

 

Ece Kumkale

Ben şu anda bir sonraki aşamadayım. Beş yılda 1.200 yazı yazdım. Kitap için şu anda çalışıyorum, kim alacak düşüncesiyle gelen teklifleri reddetmiştim. Benim için bir sonraki level kitabım oldu. Pazartesi günü kitabımı teslim edeceğim bu konuda kitabımdan çok fayda gördüm. Eğer bloğum olmasaydı ve beş yıl boyunca yazmamış olsam bu kitap olmazdı. Onun için herkese bloglamalarını tavsiye ediyorum.

Bloglamanın hayatımıza bakış açımızı değiştirdiğini ve farkındalığımızı arttırdığımızı düşünüyorum. Ben hayata bir blogger olarak bakıyorum, nasıl daha kalıcı olabailirim, nasıl bir farklılık ve farkındalık yaratabilirim, nasıl yardımcı olabilirim bu şekilde bakıyorum. Her ne kadar ticari ve marka konulu konuşsam bile yazı yazmak, bir insanın bir kelimeyi araştırarak sana ulaşması bağımlılık yaratan eden bir şey ve bunun parayla bir ölçütü yok.

 

İpek Süer

Bir sürü şeyi bloğumuz üzerinden yapabildik. Pek çok şehri gezdik, ödül aldık ve kıymeti bilindi. O yüzden bu kadar yazdık ve boşa gitti diyemiyorum. Teşekkürler mesajı almak bana yetiyor. Bloglamada bir sonraki adım sosyal mecraların gücüyle gerçek sosyalleşmeyle birlik olabilmek, bir arada olabilmek ve takipçilerinizle bir bütünlük sağlayabilmektir. Aynı konuya ilgi duyan kişilerin bir topluluk bilinci oluşturabilmesidir. Sosyal bir olay olduğunda bir komünite dahilinde ortak hareket edebilmek, kendi grubunuzun, tökezlediğinizde sizi kaldıracak ve ayakta tutabilecek şey olduğuna inanıyorum. Ben bir sonraki aşamanın gerçek sosyalleşme olduğuna inanıyorum ve bu duyguyu ve birlikteliği sağlandığında sırtınız yere gelmez diye düşünüyorum.

 

 

Güneş Ulus

Sosyal medya size çok güğzel insanlar buluşturan bir yer aynı zamanda. Bence güzellikleri yaşamak, hissetmek konusunda da katkı sağlıyor.

Blog aslında çok toparlayıcı bir alan. YouTube’da videolar var, Instagram’da güçlü görseller, Twitter’da biraz daha fazla gündem. Halbuki blog içeriklerinizi tüm bu faktörler üzerinden zenginleştirebilirsiniz.

 

Nilay Tulum

Öğrenmeye açık olmalı insan, ne yaparsan yap oldum diyemezsin. Ben kendime fotoğrafçı diyemiyorum, şef oldum diyemiyorum. Oldum hissi bana hamlık gibi geliyor. İnsan tek bir alanda uzmanlaşabiliyor, ben kendimi blog yazarı olarak adlandırıyorum.

Kitap projem hep vardı ama yayınevleri bu alanda biraz cadı kazanı. Yemek üzerine kitap çıkarmak maliyetli bir iş. Televizyon programı yapar mıyım, bilmiyorum. Canlı yayınlar bana iyi geliyor ama salt video üzerinden yayın yapmak, kendimi sürekli ön planda göstermek tercihim değil. Kitap benim için prestij demek. Markamı parlatacak bir çalışma olacak.

 

Sevil Mert

Ben kendimi blogger olarak nitelendirmiyorum. Bir mesleğim var ama bir kaç sene içerisinde salt blog yazarlığı üzerinden hayatıma devam etmek gibi bir planım var. Keşfetmeyi seviyorum, bunları yazmak gibi gelecek planım var. İleride buna daha fazla zaman ayırabileceğim. Bunların zamanı var ve bloglamaya şu anda çok fazla zaman ayıramıyorum. Fazla içerik paylaşamıyorum, bir tane paylaşabilirsem kendimi şansımı hissediyorum. İş hayatı çerçevesinde bir tercih yapmanız ve bloglamayı profesyonel çerçevede yürütmeniz gerekiyor. Hobi olarak kaldığında kitap konusuna gelince şu an içinde hedefim değil. Kitap çok prestijli bir şey. Hayatım boyunca çok kitap okudum ama yazmak başka. Umarım hepimizin birden fazla kitabı olur. Bir sonraki aşamaya geçmek için benim daha vaktim var.

 

 

Yeşim Mutlu

Benim de kitap projem var. Sosyal medya paylaşımlarımı ve blog içeriğimi kitaplaştırmak istediler. Kadınlar ve ilişkiler üzerine yazmak istiyorum.

Geçen sene yayınevi ile görüştüğümde kitap fuarına yetiştirmem gerekti ama bu olamadı. Farklı sebepler yüzünden kitap projem hayata geçemedi. Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir. Burada genç arkadaşlarımız var, aslında hayat 40’ından sonra insanı bambaşka bir noktaya getirebiliyor. Zamanla neler olacağını göreceğiz.

 

 

 

Notlarımın finalinde Banu Özkan Tozluyurt var.  

Banu 12 yıldır blogluyor ve kızının eğitimi sebebiyle Kanada’ya gitmek durumunda kaldı. Banu, “Yurt dışında blog yazarlarının bizden farkı nedir? Neler yapıyorlar soruma aşağıdaki yanıtı verdi.

Kanada’da çok okunan iki blog yazarı ilke görüşme şansım oldu. Öncelikle orada hepsi çok ileri seviyede akıllı telefon kullanmakla beraber, sosyal medya takipçileri çok az. Bunun onlar için hiç önemi değil, çünkü onlar kendilerini blogger olarak görüyor ve instablogger ya da fenomenliğe çok yabancılar. Bloglarına gelen yorumlara çok önem veriyorlar ama asla yorumun için teşekkürler gibi yanıtlar vermiyorlar. Bunu ben yapıyorum, yorum yazan her kişiye teşekkürler paylaşımın için diyorum. Onlar bir soru varsa yorumda ona yanıt vermeyi tercih ediyor. Bir de onlar restoran, kafe gibi yemek tanıtım programları olunca buradaki her instablogger ya da blogger gibi değiller. Gerçek yemek yapan, out – baharatı tanıyan kişileri çağırıyorlarmış. Özel hayatlarına dair sosyal hesaplarından paylaşım yapmıyorlarmış. Bu iki blog yazarı da kadın.

Çok kısa bir süredir buradayım, bu iki kadın blog yazarını merak edip buldum. Bir kadın blog yazarı olarak ve Türkiye’de kadın denilince özellikle sosyal sorumluluk projelerinde il sıralarda yer aldığım projeler yapmama ragmen ve bunları bloğumda duyurmama rağmen, sosyal medya gücü olanların, diğer blog yazarlarının tutum ve davranışlarının çok uzak ve desteklerinin yetersiz olduğunu görüyor ve yaşıyorum.

 

Çalıştay, “Gelecek Blogda – Gelecek Vadeden Bloglar” oturumu ile sona erdi.

 

Çalıştaya kapılarını açan Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’ne çok teşekkür ediyorum. Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çiğdem BOZDAĞ ve Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat’a da ayrıca teşekkürler.

 

 

3. Blog Yazarları Çalıştayı Başlıyor

 

Fayda görmeniz dileğiyle.

 

  3Yorum

  1. Annesinin Prensesi   •  

    Biz kadınlar neden olamadık ? Çünkü her seferinde toplumun dayatmaları sonucunda bir şeyleri yarım yapmak zorunda kaldık. Aktifleşmemizin önüne sürekli engeller koyarak geleneklerimizi dayattılar bize. Yetişme tarzlarından dolayı ” Kadın Onu yapamaz, kadın resmini internette paylaşamaz” gibi örümcekleşen düşünceler bizi gelişmekten alıkoyuyor.

    Neden başarılı blog yazarlarının çoğu erkek ? Çünkü biz bayanlar sadece yemek yapan, çocuk bakan, ayıbı kendisine karakter edinmiş şahıslar olarak görüyoruz. Daha doğrusu zorla gösteriyorlar. Oysa annelik gibi zor işi başarabilen kadınlar için blogger olmak çok kolay. Yeter ki bize inansın ve güvensinler.

    Yazı ve yazarlar birbirinden güzeldi. Severek okudum. Umarım daha iyi bir blog için kadınlarımızı bu mecreada daha çok görürüz. Teşekkürler ellerinize sağlık…

    • fundalina fundalina   •     Yazar

      Katkılarınız için teşekkür ederim. Çalıştayda ek sorumluluklarımız olmasına rağmen bu yarıştan hiç kopmadığımızı ve aslında “olduğumuzu”, öncülük ettiğimizi savunduk. Sevgiler.

  2. Pingback: Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı Nasıl Geçti? » Oktay Yenitürk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir