87. Oscar Ödül Töreni 22 Şubat Pazar günü gerçekleştirilecek ve Digiturk’den canlı olarak izlenebilecek.
Bu yazımda, hem Oscar adayı olan filmleri size kısaca anlatmak hem de gönlümün kazananlarını paylaşmak istedim.
Biz sinemaseverlerin merakla beklediği Oscar ödül törenini Neil Patrick Harris sunacak. Kendisi geçen yıl en prestijli tiyatro ödüllerinden biri olan Tony’i de sunmuştu.

Altın Küre ödülleri her ne kadar bu yıla dair bir fikir verse bile, Oscar’ın sürprizleri sevdiğini biliriz.
Bu yıl Oscar adaylarına baktığımız zaman genelinde bir tutkunun hakim oluğunu ve erkek hikayelerinin anlattığını görüyoruz. Oscar’ı en tutkulu film kazanacak demek sanırım yanlış olmaz.
Gelelim bu yılın adaylarına.

En İyi Film Adayları
Yönetmen koltuğunda oturan Clint Eastwood’un politik görüşü, çıkışları ve çizgisi malum. Her ne kadar Amerikan ordusunda bir efsane olarak kabul edilse bile kendi ülkesinde de eleştirilen Chris Kyle’ın yaşam öyküsünü beyazperde’de izlemek biz seyirciler için kolay değil. American Sniper, Amerikan ordusunun tarihindeki en başarılı keskin nişancısının yakın bir tarihte Orta Doğu’da yaşadıklarını anlatan bir yapım. Chris Kyle’ı Bradley Cooper canlandırıyor.
Filmin genelinin akıcı ve tempolu, dram yönünün cılız, aksiyon ve çatışma sahnelerinin ise başarılı olduğunu söyleyebilirim. Savaşı cephe ve genel çatışmadan uzaklaştırıp, en uç bile olsa bir karakter üzerinden anlatması – karakterin ruh durumunu ortaya koyuşu bir farklılık yaratıyor.
Birdman – The Unexpected Virtue of Ignorance
Birdman, bir zamanlar ünlü bir aktörken, çaptan düşen ve bir tiyatro oyunuyla yeniden sahnelere dönmeye ve eski şöhretini geri kazanmaya çalışan hazırlanan Riggan’ın fantastik ve vurucu öyküsünü anlatıyor.
Birdman; kurgusu, çekim teknikleri, muhteşem oyunculuklar ve kusursuz sinema diliyle oldukça özel bir yapım. Çekim tekniği sebebiyle izlenmesi kolay değil ama oldukça akıcı bir anlatımı var. Genelinde ise bir hüzün hakim. Hikaye her ne kadar fantastik olsa bile, alt metinleriyle aslında oyuncuların nasıl bir dünyaları olduğuna dair sıkça göndermeler yapıyor ve bu da izlediklerimizi gerçek kılıyor.
Filmin yönetmeni Alejandro González Iñárritu, aynı zamanda senaryosunda da katkısı var. Riggan rolüyle Michael Keaton, Mike rolüyle Edward Norton ve Lesley rolüyle Naomi Watts göz alıcı.
Boyhood
Yönetmeni Richard Linklater’in 12 Yıl boyunca, her yıl oyuncularıyla bir araya gelerek çektiği çok özel bir film. Boşanan bir çiftin ve çocuklarının yaşadığı hayatı ve psikolojilerini gözler önüne seriyor.
Tam bir durum hikayesi anlatan boyhood, içerisinde bir konu barındırmıyor. Tüm oyuncu kadrosunun eş zamanlı olarak büyüdüğü & yaşlandığı ve izleyenlere de yaşattığı bir film olduğu muhakkak.
Patricia Arquette, Ethan Hawke ve Ellar Coltrane filmin başrollerinde. Özellikle Patricia Arquette’in oyunculuğu muazzam.
The Grand Budapest Hotel
Wes Anderson’dan masalsı anlatımıyla, simetri ve pastel renklerin sıcaklığını ortaya koyduğu çok keyifli bir film.
Filmin geçtiği üç farklı zaman dilimi var ve Anderson bu zaman dilimlerinden her birinde farklı kadraj kullanmış.
Filmimiz bir Orta Avrupa başkentinde, bir tepede kurulu tarihi Büyük Budapeşte Oteli’nde geçiyor. Bir yazar, otelin harika dekorları içerisinde eski günleri hatırlıyor ve otelde geçen maceraları masalsı bir dille izliyoruz.
Wes Anderson aynı zamanda senaryoyu da yazmış. Film tam bir yıldızlar geçidi. Ralph Fiennes, Tony Revolori, F. Murray Abraham, Adrien Brody, Mathieu Amalric, Jeff Goldblum, Willem Dafoe, Jude Law, Harvey Keitel, Bill Murray, Edward Norton, Saoirse Ronan, Jason Schwartzman, Lea Seydoux, Tilda Swinton, Tom Wilkinson, Owen Wilson, Bob Balaban filmin oyuncu kadrosunda.
The Imitation Game
Film, İkinci Dünya Savaşı ile günümüz bilgisayar teknolojisi arasında köprü olan Alan Turing’in hayatını konu alıyor. Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmek için oluşturulan ekipte yer alan Turing bu işe tutkuyla sarılıyor ve oldukça dokunaklı hikayesi ile sarsıyor. En iddialı yapımlardan biri olan film, kurgusu ve başarılı oyunculukları ile öne çıkıyor.
Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing’i filmde Benedict Cumberbatch canlandırırken kendisine Keira Knightley, Matthew Goode, Rory Kinnear ve Allen Leech eşlik ediyor. Yönetmen koltuğunda ise Morten Tyldum bulunuyor.
Selma
Hayli mütevazi görünmesine rağmen, Amerika’nın bundan elli yıl önce yaşadığı ırkçı düzeni bozan siyahi devrimin anlatıldığı Selma, çok başarılı olmasına rağmen daha az konuşulan bir film.
Film ABD’deki ırk sorununun ünlü lideri, papazlık ve vaizlikten gelen Dr. Martin Luther King’in 1965 yılındaki üç ayını anlatıyor. Son yıllarda ırkçılık sorunu üzerine yapılan en iyi filmlerden biri olduğunu söylemek lazım.
Oyuncu kadrosunda; David Oyelowo, Carmen Ejogo, Tom Wilkinson, Oprah Winfrey, Giovanni Ribisi, Tim Roth, Andre Holland, Martin Sheen, Dylan Baker, Cuba Gooding Jr. bulunuyor. Yönetmen koltuğunda ise Ava Duvernay var.
The Theory of Everything
Dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking’in biyografisinden uyarlanan film oldukça ilham veren yoğun bir dram. Hawking’in bilimsel çalışmalarından çok hayatına odaklandığımız film, başarılı oyunculuklarıyla izlenenleri adeta yaşatıyor.
Hawking’in umudu ve çabaları göz yaşartıyor. Eddie Redmayne ve Felicity Jones, oyunculuğun çok ötesine geçmişler. En son Jupiter Yükseliyor’da izlediğim Eddie Redmayne son dönem izlediğimiz aktörlerin kuşkusuz en iyilerinden.
Yönetmen koltuğunda ise James Marsh bulunuyor.
Whiplash
Oscar adayları arasında en çok konuşulanı Whiplash oldu kuşkusuz.
Whiplash, Hayatını tümüyle müziğe adamış hırslı caz öğrencisi Andrew ve acımasız bir diktatör olan öğretmeni Fletcher’in korkutucu derecede tutkulu hikayesini anlatıyor.
İşinde titizliği bir sadizme dönüştürmüş, normallliğin sınırlarını aşmış, öğrencilerine her tür eziyeti yapmayı kendine hak olarak gören Fletcher, hem nefret edilen hem de unutulmayacak bir karakter.
Whiplash, çok başarılı bir film. İçerisinde duygu, nefret, muhteşem oyunculuklar ve müzikler barındırıyor. Gerilim dozajı da çok dengeli. Üstelik 30 Yaşında gencecik bir yönetmen olan Damien Chazelle’in filmi.
Karakterleri ve filmi unutulmaz kılan oyuncular ise Miles Teller ve J.K.Simmons.
En iyi film adayları tutkulu erkeklerin öykülerini anlatıyor. Bu kimi zaman hastalıklı bir tutku. Ben bu yıl sinema tutkusu ile yapılmış bir yapım olan Boyhood’un kazanacağını düşünüyorum. Gönlümde yatan aslan ise The Imitation Game.
En İyi Erkek Oyuncu Adayları

Steve Carell & Foxcatcher
Foxcatcher’ın en iyi film adayı olmaması şaşırtıcı.
Film güreşle ilgili ve Amerikan rüyasının çöküşü ile ilgili tarihi bir olayı inceliyor. Tarih boyunca Amerika’nın askeri muhimmatını sağlamış “Du Pont” ailesinin hastalıklı yapısı, başarılı oyunculuklarla destekleniyor. Filmin temposu düşük ama gerilimin tırmandığı sahneler de yok değil.
Steve Carrell canlandırdığı John Du Pont karakterini adeta yaşatıyor.
Bradley Cooper & American Sniper
Bürüneceği karakter için adeta yarı kaslı bir yağ tulumuna dönen Bradley Cooper’ın rolü kolay değildi. Oyunculuğunun ortalama olduğunu düşünüyorum.
Benedict Cumberbatch & The Imitation Game
Zarif ve etkileyici oyunculuğu ile zihinlerimize kazındı.
Michael Keaton & Birdman – The Unexpected Virtue of Ignorance
Adeta canlandırdığı karaktere bürünen Michael Keaton büyüleyiciydi.
Eddie Redmayne & The Theory of Everything
Yukarıda da belirttiğim gibi son dönemde izlediğim en iyi aktörlerden biri Eddie Redmayne.
Bu dalda Michael Keaton’ın Altın Küre’yi aldığı gibi birinciliği göğüsleyeceğini düşünüyorum. Eddie Redmayne ise gönlümde yatan aslan.

En İyi Kadın Oyuncu Adayları
Marion Cotillard & Two Days, One Night
Sinema yazarları derneği tarafından 2014’ün en iyi filmi seçilen Two Days, One Night, Sandra üzerinden Avrupa’nın bugününü anlatıyor. Basit hikayesi ve anlatımı, usta yönetmenliği ve Marion Cotillard’ ın olağanüstü performansı ile övgüyü hak eden bir film.
Cotillard’ın en büyük şanssızlığı rakiplerinin de en az kendisi kadar başarılı oluşlarından kaynaklanıyor.
Felicity Jones & The Theory of Everything
Jane Hawking rolü ile çok etkiliydi.
Julianne Moore & Still Alice
Alzheimer hastalığına erken yaşta yakalanan ve bununla yüzleşmeye çalışan Alice’in öyküsü içimizi burktu. En değerli şeylerimizden biri olan anılarımızı yitirmek korkunç bir şey ve Julianne Moore’un filmdeki başarısı, bu duyguyu hissettiren en büyük etkenlerden biri.
Rosamund Pike & Gone Girl
Gone girl’ü izleyip Amy rolüyle Pike’tan ürkmeyen kalmamıştır sanırım. Öncelikle bir gerilim filmi izlemek üzere hazırlanmışken, hem bolca güldüğüm hem de alt metinleri sebebiyle üzerinde düşündüğüm bir film idi Gone Girl.
Gone Girl, David Fincher’ın mükemmel yönetimine tam bir kadın kafası ve detaycılığı ile örülen olay döngüsü ile bir solukta izleniyor. Rosamund Pike Amy rolü ile döktürüyor.
Reese Witherspoon & Wild
Cheryl Strayed çok sevdiği annesinin ölümüyle sarsılan ve uyuşturucu batağına saplanmış bir kadın. Evliliğin sona ermesiyle adeta kendini mahvediyor. Annesi Bobbi’nin hatıraları başta olmak üzere geçmişin kabuslarıyla boğuşurken bir anda radikal bir karar alıyor ve çantasını alıp yollara düşüyor. Amerika’nın en uzun, zorlu ve tehlikeli bölgelerinden biri olan Pasifik Crest Yolu’nda tek başına yürüme kararı alan Cheryl rolüyle izlediğimiz Reese Witherspoon, kaderin ve doğanın karşısında sergilelenen mücadeleyi kusursuz aktarıyor.
Bu dalda Altın Küre kazanan Julianne Moore en güçlü aday ama benim gönlümde yatan aslan Marion Cotillard

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Adayları
Robert Duvall & The Judge
Usta oyuncu Robert Duvall, sanık koltuğuna oturan emekli bir hakimi canlandırdığı rolündeki performansıyla belleklerimize kazındı.
Filmin konusu ise;
Hank (Robert Downey Jr) bir kasaba yargıcı olan, arasının açık olduğu babası (Robert Duvall) cinayetle suçlanınca çocukluğunun geçtiği yere döner. Gerçeği öğrenmek için çabalayan Hank, bu süreçte yıllar önce bırakıp gittiği ailesiyle de yeniden bağ kurar.
Ethan Hawke & Boyhood
Baba rolüyle en başarılı performanslarından birini ortaya koydu.
Edward Norton & Birdman – The Unexpected Virtue of Ignorance
Film boyunca Michael Keaton ile paslaşmaları keyif vericiydi. Ben performansına bayıldım.
Mark Ruffalo & Foxcatcher
Oyunculuklarıyla ayrı göz dolduran Foxcatcher’ın başarısında Ruffalo’nun payı büyük.
J.K. Simmons & Whiplash
Sadist, nevrotik konservatuvar hocası rolüyle içimizi titretti. Fletcher’ın gerçek olmadığına kim inanır?
Robert Duvall’a şapka çıkarmama rağmen bu kategorinin kazananının J.K. Simmons olacağını düşünüyorum. Gönlümden geçen de o.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Adayları
Patricia Arquette & Boyhood
12 Yıl boyunca adeta onunla yaşlandık ve tükendik. Unutulmaz bir oyunculuğa imza attı.
Laura Dern & Wild
Keira Knightley & The Imitation Game
Emma Stone & Birdman – The Unexpected Virtue of Ignorance
Meryl Streep & Into the Woods
Bu kategoride tüm oyuncuların çok başarılı olduğunu kabul etmekle birlikte Patricia Arquette’in unutulmaz oyunculuğunun yanına yaklaşamayacaklarını düşünüyorum.
En İyi Animasyon Film Adayları
Big Hero 6 & Don Hall, Chris Williams and Roy Conli
The Boxtrolls & Anthony Stacchi, Graham Annable ve Travis Knight
How to Train Your Dragon 2 & Dean DeBlois ve Bonnie Arnold
Song of the Sea & Tomm Moore and Paul Young
The Tale of the Princess Kaguya & Isao Takahata ve Yoshiaki Nishimura
The Lego Movie’nin adaylar arasında olmaması büyük haksızlık. How to Train Your Dragon 2’nin kazanacağını düşünüyorum ama gönlüm The Tale of the Princess Kaguya’dan yana.
En İyi Görüntü Yönetimi Adayları
Birdman – The Unexpected Virtue of Ignorance & Emmanuel Lubezki
The Grand Budapest Hotel & Robert Yeoman
Ida & Lukasz Zal and Ryszard Lenczewski
Mr. Turner & Dick Pope
Unbroken & Roger Deakins
Umarım The Grand Budapest Hotel kazanır ama Birdman bu alanda ufuk açıcıydı.
En İyi Yönetmen Adayları
Birdman -The Unexpected Virtue of Ignorance & Alejandro G. Iñárritu
Boyhood & Richard Linklater
Foxcatcher & Bennett Miller
The Grand Budapest Hotel & Wes Anderson
The Imitation Game & Morten Tyldum
Wes Anderson ne yapsa izlerim ayrı bir hayranlığım var. Her ne kadar Richard Linklater favori görünüyor ama gönlümde yatan aslan Alejandro G. Iñárritu.
Yabancı Dalda En İyi Film Adayları
Ida
Polonya
Leviathan
Rusya
Tangerines
Estonya
Timbuktu
Moritanya
Wild Tales
Arjantin
Bu kategoride sadece Ida ve Leviathan’ı izleme fırsatı buldum.
Ida
Ida farklı sinema diliyle oldukça etkileyici. Filmin en sevdiğim yanı replik olmadan sadece karakter ve görüntülere odaklanarak olup biteni anlamak konusunda bizi zorlaması oldu. Yönetim açısından müthiş bir film.
Leviathan
Film, günümüz Rusya’sının – Rus halkının karşı karşıya olduğu yıkımın bir anlatımı. Olaylar Rusya’da geçiyor ama bizim ülkemize de çok benziyor.
Politikacılarla mücadele eden sıradan vatandaşın çaresizliği, yabancının çekiciliği, isyankar gençler, Rus kadınlarının sönük hayatları… Tüm yönleriyle etkileyici bir film.
Bu kategoride Leviathan’ın kazanacağını düşünüyorum. Ida ile karşılaştırabiliyorum ve gönlümden geçen de Leviathan’ın kazanması yönünde.
En İyi Film Müziği Adayları
The Grand Budapest Hotel
Alexandre Desplat
The Imitation Game
Alexandre Desplat
Interstellar
Hans Zimmer
Mr. Turner
Gary Yershon
The Theory of Everything
Jóhann Jóhannsson
Bu alanda Boyhood’un aday gösterilmemesi üzücü. Alexandre Desplat iki filmle birden aday ama benim gönlümde Hans Zimmer var.
22 Şubat’a sayılı günler kaldı, sizin gönlünüzün kazananlarını merak ediyorum 🙂 Belki benimle paylaşırsınız. Şimdiden hepimize keyifli seyirler…



