İstanbul Modern, 20 Mart Çarşamba günü açılan “Geçmiş ve Gelecek” adlı yeni koleksiyon sergisine ev sahipliği yapıyor. İstanbul Modern’in yeni koleksiyon sergisinde 136 sanatçının 180 çalışması yer alıyor.
Geçen hafta görme şansı bulduğum sergide ne yazık ki fotoğraf çekmek hala yasak. Projeksiyon görüntüsünü çekmenize bile izin verilmeyen İstanbul Modern umarım bu uygulamadan vazgeçer diyerek başlıyorum anlatmaya 🙂

İstanbul Modern,“Gözlem, Yorum, Çeşitlilik”, “Kesişen Zamanlar”, “Modern Deneyimler” ve “Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar” başlıklı sergilerini daha önce de gezmiş ve yazmıştım. “Geçmiş ve Gelecek” ise şu ana dek burada gördüğüm kuşkusuz en kapsamlı sergileme.
Sırasıyla;
- Geçmiş ve Gelecek
- Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar
- Prix Pictet
- VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi Sunar: Lütfen Rahatsız Etmeyin
Sergilerini gezebilirsiniz.
Biletinizi alıp giriş kapısından sol tarafa döndüğünüzda Hüseyin Çağlayan’ın etkileyici eseriyle karşılaşıyorsunuz. Sergi için etkileyici bir başlangıç 🙂 tüm eserleri gördükten sonra tekrar bu alana gelip uzun uzun tekrar inceleyeceğiniz bölge burası.

Geçmiş ve Gelecek, Sanat tarihsel referansların yanı sıra “Geçmiş ve Gelecek”, 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren varlığını hissettirmeye başlayan çağdaş sanat hareketleri içinde önemli büyük sergi ve bienallerde yer almış çalışmalardan oluşuyor.
Sergide, Türkiye’de üretilen modern ve çağdaş sanatın ilk günden bugüne 136 sanatçının 180 çalışması sunuluyor. Karşılarından ayrılmak inanın çok zor, hepsi muhteşem…
İstanbul Modern Şef Küratörü ve serginin küratörü Levent Çalıkoğlu, İstanbul Modern’in koleksiyon sergilerinin “Türkiye’de görsel sanatlarda yaşanan dönüşümde bir dinamo görevi” gördüğünü söylüyor. Aşağıda videosu var.
Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar sergisi, sanatçıların modernlik projeleriyle hesaplaşmalarını ve bugün hala gündemde olan modernlik olgusunu ele alıyor.

Bu sergi alt katta sizi Thomas Hirschhorn’un “The one world” çalışması ile karşılıyor. Eller üzerinde yükselen dünyanın en altında vahşetin izlerini sergileyen fotoğraflar var.
Türkiye’den ve Türkiye’nin modernleşme serüvenindeki rol modellerinden biri olan Fransa’dan sanatçılara yer veren sergi, modernliğin farklı biçimlerde sürekli karşımıza çıkan kalıntılarının bugün ve geleceği nasıl dönüştürebileceğini tartışmaya açıyor.

Kader Attia’nın Untitled çalışması ise oldukça enteresan. Buzdolaplarına aynalar monte edilerek oluşturulan çalışma, adeta günümüzde çevremizde gördüğümüz gökdelenlerin birer dev maketi gibi.

Benim en çok etkilendiğim ise Hale Tenger’e ait Strange Fruit oldu. Beyaz otrişlerin oluşturduğu giriş kapısı siyah otrişlere oradan da derin bir karanlığa açılıyor. İki poliüreten dünya ile karşılaştığınız bu oda sizi uzayda boşluktaymışsınız hissi yaratıyor. Başta içeri girme konusunda tedirgin oldum, gerçekten bir boşluğa düşüyormuş hissi yaşıyorsunuz.
Diğer eserler de çok etkileyici idi ama ben en çok bu üç eseri sevdim. Bu alanda eserleri yer alan sanatçılar: Nevin Aladağ, Fikret Atay, Kader Attia, Ayşe Erkmen, Cyprien Gaillard, Thomas Hirschhorn, Pierre Huyghe, Chris Marker, Sarkis, Hale Tenger, Nasan Tur
Küratörler: Çelenk Bafra, Levent Çalıkoğlu

Prix Pictet sergisi ise fotoğraf çekmenize izin verilen tek alan.
Günümüzün en önemli fotoğraf ödüllerinden Prix Pictet, içinde bulunduğumuz zamanın toplumsal ve çevresel sorunlarına dair kolektif bir bilinç yaratmayı hedefliyor. Yarışma dördüncü yılında, geniş ve paradoksal bir kavram olan “Güç” konusuna odaklanıyor. Felaketlere ve umutsuzluğa yol açan güç, aynı zamanda umudun ve yenilenmenin de aracı. Sergi, insan ve doğa arasındaki hayatta kalma mücadelesi, sebep olduğumuz hasar karşısındaki çaresizliğimiz, toplumsal güç çatışmaları, işgal ve isyanlarla bugün içinde bulunduğumuz dünyadaki iktidarın ikilemlerini ortaya koyuyor. Finale kalan 12 sanatçının çalışmaları, tedirginlik verici güç olgusu etrafında, yakın geçmişte yaşadığımız ve halen yaşamakta olduğumuz çarpıcı gerçekleri dolaysız biçimde gözler önüne seriyor.

Luc Delahaye, An-My Lê ve Mohamed Bourouissa en sevdiklerimin arasındaydı. Bu alanda eserleri yer alan sanatçılar: Robert Adams, Daniel Beltrá, Mohamed Bourouissa, Philippe Chancel, Edmund Clark, Carl De Keyzer, Luc Delahaye, Rena Effendi, Jacqueline Hassink, An-My Lê, Joel Sternfeld, Guy Tillim

Alt katta gizli saklı bir bölgede sergilenen VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi Sunar: Lütfen Rahatsız Etmeyin ise; Yeni teması “turizm yapıları” olarak belirlenen projenin sergisi tatil mekanlarına gönderme yaparken turizm yapılarıyla ilişkiyi soyut bir düzlemde kuruyor. Sergi için İstanbul Modern’in Pop-up sergi alanı odalara bölünüyor ve yalıtılmış atmosferlerin birbirini takip ettiği bir kurgu oluşturulmuş.
Nermin Er’in “Yol” isimli hareketli mekanik maket ve video projeksiyonu çok etkileyici idi. Melaha Özcan’ın “Benden önce varması dileğiyle” isimli çalışması çeşitli kartpostalların orijinal el yazılarıyla projeksiyonla yansıtılmasından oluşuyordu.
Bu alanda eserleri yer alan sanatçılar: Burak Arıkan, Kerem Ozan Bayraktar, Nermin Er, Meriç Kara, Metehan Özcan
Küratör: Ertuğ Uçar
Koordinatör: Pelin Derviş
“Geçmiş ve Gelecek” sergisini sakın kaçırmayın, üzülürsünüz 🙂



