6 gün sürecek “ Documentarist 2013” İstanbul Belgesel Günleri Başlıyor 🙂
1-6 Haziran 2013 tarihlerinde, 90 dan fazla belgeselin izlenebileceği, DOCUMENTARIST 2013 ’de; Çağımızın en ünlü belgeselcilerinden Alan Berliner Retrospektifi, Türkiye Panorama, Mercek Altında Brezilya Sineması, Müzik Belgeselleri, Kadının Adı Yok, Yaşlılık Çağı, Tükettiğimiz Dünya, Müzik Belgeselleri, Arap Dünyası: Değişim Rüzgarları, Taskovski Film Seçkisi ve Anılarına gibi özel bölümler de yer alıyor. Ayrıca bu seneki programda Uluslararası Panorama başlığı altında da son yılların ödüllü belgesellerinden oluşan geniş bir seçkiye de yer veriliyor.
6. kez gerçekleşecek olan DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri, yaşayan en önemli belgeselcilerden Alan Berliner’i onur konuğu olarak İstanbul’da ağırlıyor. Daha önce Nick Fraser, Eyal Sivan, Asen Balikci, Helena Třeštíková, Heddy Honigmann gibi ustaları Türkiye’deki belgesel severlerle tanıştıran festival, bu sene Berliner’in ödüllü son yapıtı “Büyük Kuzen” (First Cousin Once Removed) dahil tüm filmlerini içeren bir retrospektifin yanı sıra, yönetmenin sinema dersine de ev sahipliği yapacak.
Belgesel gösterimlerinin tümü, Akbank Sanat 2. katta, Çok Amaçlı Salon’da yapılıyor. Documentarist filmleri orijinal dillerinde ve hem İngilizce hem de Türkçe altyazı ile gösteriliyor. Bütün Türkiye yapımı filmler, belgesel klasikleri ve yan etkinliklerin ücretsiz olduğu festivalin bilet ücretleri ise 5 TL. Biletleri MyBilet’ten veya festival süresince salon girişlerinden temin edebilirsiniz 🙂
Programın detaylarına gelince;
1 Haziran Cumartesi Günü,
Saat 12:00’de
Beş Yıldızlı Varoluş (Five Stars Existence), Sonja Linden 2011 yılı yapımı & 90 Dakika.
Filmin yönetmeni, teknolojiyle insanın giderek daha fazla iç içe geçtiği günümüzün iletişim toplumunda, kendi hayatındaki hızlı değişimi kavramaya ve makinelerle ilişkisini sorgulamaya çalışıyor. Yönetmenle birilikte hepimiz şu soruların peşine düşüyoruz: İleri teknolojiyle özgürlüğümüz acaba genişliyor mu, yoksa daha mı kısıtlanıyor? Doğayla kurduğumuz olağan ritimle hız toplumu arasında bir denge tutturmamız mümkün mü?
Saat 14:00’de
Mama Coca, Suzan Şekerci, 2013 yılı yapımı, 84 Dakika.
Film Kolombiya’daki kokain kültürünün karmaşık yapısına, yerlilerin yüzlerce yıllık ritüellerinden uyuşturucu sektörünün karanlık dehlizlerine kadar uzanan hikayesine geniş bir perspektiften bakıyor. Yapımcılığını Fatih Akın’ın üstlendiği bu ilginç belgeselden sonra, dünyada neredeyse kokainle özdeşleşen Coca bitkisine bakışınız değişecek!
Saat 16:00’da
Aynı Anda Her yer (Everywhere At Once), Alan Berliner, 1985 yılı yapımı 10 Dakika
Yakın Yabancı (Intimate Stranger) Alan Berliner, 1991 yılı yapımı 60 Dakika
Alan Berliner, görüntüler ve seslerden kurulu bir müzikal kolajı andıran kısa filminin ardından gösterilecek “Yakın Yabancı”da, anne tarafından büyükbabasını anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Mısır’dan pamuk alarak Japonya’ya satan bu maceracı karakterin portresi, yönetmenin değişiyle “ailenin kirli çamaşırlarını ayıklamakla eski mücevherlerini parlatmak arasındaki ince çizgide geziniyor.”
2 Haziran Pazar Günü;
Saat 14:00’de;
Büyük Kuzen (First Cousin Once Removed), Alan Berliner, 2012 yılı yapımı , 79 Dakika
Son filmde Berliner, yine yakınındaki insanlardan birine çeviriyor kamerasını. Annesinin kuzeni aynı zamanda arkadaşı olan Edwin Honig, tanınmış bir şair, çevirmen ve üniversite hocasıdır. Ancak son yıllarını Alzheimer haslağının pençesinde geçirmektedir. Kuzenini bu acılı yıllar boyunca filme alan Berliner, ortaya hafızanın işleyişi, unutma ve hatırlama kabiliyetinin önemi üzerine muhteşem bir hikaye çıkarıyor.
Saat 16:00’da;
Tudo é Brazil, Rogério Sganzerla, 1997 yılı yapımı, 82 Dakika
Orson Welles, 1940’larda bir film çekmek amacıyla Brezilya’ya gider. Sonradan hayata geçemeyen bu projeden geriye pek çok çekim malzemesi kalır… Bu malzeme, yıllar sonra ülkenin en önemli belgeselcilerinden birinin elinde bambaşka bir şeye dönüşüyor. Bir yabancının gözünden Brezilya’nın büyüleyici taraflarına yolculuk yapmakla kalmıyor, Brezilya üzerine yapılmış, zamanının en güzel ve duygusal filmlerinden birine tanık oluyoruz.
Saat 18:00’de
Estamira, Marcos Prado, 2004 yılı yapımı, 115 Dakika
Bugüne kadar 30’dan fazla ödülün yanısıra, Brezilya’da gösterildiği dönemde en çok izlenen belgesel ünvanını kazanan “Estamira”, filme adını veren 63 yaşında şizofren bir kadının öyküsü. Bir çok insanla birlikte çöplükte yaşayan Estamira’nın hayata şiirsel bakışı ve felsefi analizleri, kendi hayatımıza da ayna tutmaya vesile olacak.
3 Haziran Pazartesi;
Saat 14:00’de
Raul, Walter Carvalho, 2011 yılı yapımı, 115 Dakika
Breziya’nın en ünlü ve en tartışmalı rock ikonlarından biri: Raul Seixas. Film, bu gizemli şarkıcının hem özel hem de müzikal hayatına ışık tutarken, bir dönemin panoramasını da çiziyor. Belgeselde karşımıza çıkan sürpriz karakterlerlerden biri de, Raul’a uzun bir dönem şarkı sözü yazan, onunla çılgın bir hayat tarzını da paylaşan, günümüzün çok-satan romanlarının yazarı Paulo Cuelho…
Saat 16:00’da
Salma, Kim Longinotto, 2013 yılı yapımı, 90 Dakika
Hindistan’nın Tamil Nadu eyaletinde Müslüman bir köyde kız olarak dünyaya gelmek, hapishaneye doğmak gibi bir şey. Çocuk yaşta okuldan alınıp evlendirilen binlerce kızdan biri olan Salma, yıllar sürecek baba ve koca esaretini beklenmedik bir şeyle kırmayı başarır: Şiirle… Sonradan ülkenin en önemli şairleri arasına giren bir kadının inanılmaz öyküsü.
Saat 18:00’de
Karsu, Mercedes Stalenhoef, 2012 yılı yapımı, 87 Dakika
Türkiye’den Hollanda’ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak büyüyen ve müzik alanında elde ettiği başarıyla dünyaya adını duyuran Karsu Dönmez’i tanıyor musunuz? Geleneksel tınıları kendi tarzında eriterek cazda özgün bir çizgi tutturan bu genç şarkıcının restoranda piyano çalarak başlayan müzikal hayatı, bir tutku ve sevgi öyküsü aynı zamanda… Gösterimde yönetmenle birlikte, şarkıcının kendisi de hazır bulunacak.
Saat 20:00’de
Rogalik, Pawel Ziemilski, 2012 yılı yapımı, 17 Dakika
Kuzzul Kurt (To the Wolf), Christina Koutsospyrou & Aran Hughes, 2012 yılı yapımı, 74 Dakika
Muhtelif evlerin oturma odalarında gezinen kısa filmin ardından, ilk gösterimi bu sene Berlinale’de yapılan enteresan bir hibrid-belgesel izleyeceğiz. “Kuzzul Kurt”ta, Yunanistan’da dağ başında bir köyde hayvancılıkla geçinen iki aileyi izliyoruz. Kurmacayla belgeseli harmanlayan ve çekimi iki yıl süren film, bu ailelerin fırtınalı yağmur altında geçen 4 gününe odaklanarak zor şartlarda sürdürdükleri yaşam savaşını anlatıyor.
4 Haziran Salı
Saat 14:00’de
City Edition, Alan Berliner, 1980 yılı yapımı, 10 Dakika
Gözü Tamamen Açık (Wide Awake), Alan Berliner, 2006 yılı yapımı, 79 Dakika
Deneysel kısa filminin ardında, Berliner bu kez (veya bir kez daha) kamerayı kendisine çeviriyor: Yıllardır uykusuzluk hastalığı çeken yönetmen, bu süreç içinde yaşadıklarını ve insomnia ile başa çıkma yollarını anlatırken, bizi kişisel hayatının derin kuyusuna çekmeyi başarıyor.
Saat 16:00’da
Venedik Sendromu (The Venice Syndrome), Andreas Pichler, 2012 yılı yapımı, 80 Dakika
Avrupalı, Amerikalı, Japon hemen hekesin tatil hayali bir yerde Venedik’le kesişir. Dünyanın en çok arzu edilen bu romantik kenti, gece indiğinde bir hayalet kente dönüşüyor! Turizm sektörünün baskısı altında Venedik’te yaşamak imkansız hale gelince, şehir tamamen turistlere tekedilmiş durumda. Film bu hem canlı hem de ölü kente tüketim kültürü açısından bakıyor.
Saat 18:00’de
Yanlış Zamanda, Yanlış Yerde (Wrong Time Wrong Place), John Appel, 2012 yılı yapımı, 80 Dakika
Geçen yılın ayz aylarında Oslo’da yaşanan dehşet verici saldırı, bazı insanların hayatını kökten değiştirdi. IDFA’da açılış filmi olarak gösterilen bu belgesel, onlardan bir kısmının çarpıcı hikayesini bir araya getiriyor. Dünyanın farklı köşelerinden gelmiş, hayatları talihsiz bir olayda kesişen farklı yaş ve kültürden insanların yüreğe dokunan dramatik hikayesi…
Saat 20:00’de
Elena, Petra Costa, 2012 yılı yapımı , 82 Dakika
Brezilyalı genç Elena, annesinin tüm uyarıarına rağmen oyuncu olma hayaliyle New Yokr’a gider. Geride bıraktıkları arasında, o zaman 7 yaşında olan kız kardeşi Ptra da vardır. Yıllar sonra, kardeşi de onun izinden gitmeye karar verir.. Bu sene festivallerin favorisi olan Elena’da, bu şiirsel yolculuğa eşlik ediyoruz.
5 Haziran, Çarşamba
Saat 14:00’de
Japon Ayva Ağacı (The Japanese Quince Tree), Mara Trifu, 2012 yılı yapımı, 21 Dakika
Biz (We), Petra Lataster Czisch, Peter Lataster, 2012 yılı yapımı, 60 Dakika
Yaşlı bir kadının yaşamına odaklanan kısa filmin ardından izleyeceğimiz “Biz”, ‘bakış’ üzerine bir film. Üstümüze yönelen bir bakış bizi neden tedirgin eder? Böyle bir bakış masumiyetini ne zaman yitirir? Bakmak, öldürür mü? Hollanda’da çekilmiş arşiv görüntüleri içinde gezinen ve ‘bakma’ya bakan bir film.
Saat 16:00’da
Seyirciler (Spectators), Roger Villarroya, 2011 yılı yapımı, 15 Dakika
Kimseyi İlgilendirmez (Nobody’s Business), Alan Berliner, 1996 yılı yapımı, 60 Dakika
Seyirci olma hali üzerine çarpıcı bir kısa film… Ardından Alan Berliner’dan yine aile içi bir öykü. Berliner bu sefer bize babasını ve onunla ilişkisini anlatıyor. Müthiş bir kurgu maharetiyle, mizahtan dramaya, geçmişten geleceğe, kişisel anılardan tarihsel olanlara uzanan, ama sonuçta bir babayla oğulun arasından sızan bir öykü.
Saat 18:00’de
Turn off the Lights, Ivana Mladenovic, 2012 yılı yapımı, 77 Dakika
Romanya’da, Romen toplumuna mensup bir grup erkeğin maço dünyasına içeriden bir bakış. Yönetmen bizi, kız arkadaşını öldürmekten yattığı hapis cezasını tamamlayıp evine dönen Alex’in hayatına sokuyor ve 77 dakika boyunca, Alex ve arkadaşlarının geleceksiz yaşamına tanıklık ediyoruz. Ürkütücü ama öğretici bir yolculuk.
Saat 20:00’de
Art/Violence, Udi Aloni, Batoul Taleb, Mariam Abu Khaled, 2013 yılı yapımı, 75 Dakika
Filistin’in Cenin mülteci kampında Özgürlük Tiyatrosunu işleten Juliano Mer-Khamis, 2011 Nisan’ında silahlı ve maskeli kişilerce öldürüldü. Tiyatroda onun yetiştirdiği, ölümünden sonra da onun izinden gitmeye kararlı görünen bir grup genç, yeni bir oyun sergileyerek hem baskıya direnmeye hem de Juliano’nun anısını yaşatmaya gayret eder. Şiddete karşı sanatla karşı koymanın öyküsü.
6 Haziran Perşembe
Saat 14:00’de
Değerli Misafirler (Dear Valued Guests), Jarred Alterman & Paul Sturtz, 2012 yılı yapımı, 15 Dakika
En Tatlı Ses (The Sweetest Sound), Alan Berliner, 2001 yılı yapımı, 60 Dakika
Bir otelin yıkılmadan önceki son günlerini konu alan kısa filmin ardından, Berliner’den yine nevi şahsına münhasır bir öykü: Alan Berliner, Ohio’da bir avukat. Alan Berliner, Seattle’da bir sosyal hizmet uzmanı. Alan Berliner, Los Angeles’ta bir magazin fotoğrafçısı… Aynı isme sahip başka insanlarla karıştırılmaktan usanan yönetmenimiz, tüm adaşlarını bir akşam yemeğe davet eder…
Saat 16:00’da
Encardia, Aggelos Kovotsos, 2012 yılı yapımı, 82 Dakika
Güney İtalya’nın zengin geleneğinden beslenen Encardia adlı bir Yunan müzik grubuyla yolculuk. Grup, antik bir Yunanca aksanıyla söylenen şarkıların ve onun etrafında şekillenen halk kültürünün izinden İtalya’nın güneyini dolaşırken bu müzikal arayış, dillerin ve ritüellerin kaynaşmasından doğan özgün bir kültüre dair büyülü bir keşfe dönüşür.
Saat 18:00’de
Kim Gurkha Olacak (Who Will Be The Gurkha), Kesang Tseten, 2012 yılı yapımı, 75 Dakika
Gurkha, Britanya ordusuna paralı asker olarak seçilen Nepal’li erkeklere verilen bir isim. İngilizler, yurt dışındaki operasyonlar kullanmak üzere 200 yıldır Nepal’den asker devşiriyor ve her sene binlerce genç orduya katılmak için uzun ve stresli bir sınavdan geçiriliyor. Film, bu sınav sürecini ve ona katlanan gencecik Nepal’lilerin öyküsünü yansıtıyor… Nepal’de bu sene 27 sinemada birden gösterime giren ilk ve tek belgesel.
Saat 20:00’de
Belleville Baby, Mia Engberg, 2013 yılı yapımı, 76 Dakika
Paris’ten gelen gizemli bir telefon, Mia Engberg’i yıllar öncesinde bu şehir yaşadığı döneme götürür. Ardından gelen konuşmalar zinciriyle, yönetmen bizi de Paris’teki mültecilerin hayatı, banliyö isyanları ve kendi kişisel anıları arasında gezdirmeye başlar. Aşk, zaman ve yitirilen şeyler üzerine son derece kişisel ve yaratıcı bir belgesel.
Belgeselsiz kalmayın, Documentarist 2013’ü kaçırmayın. Şimdiden iyi seyirler 🙂




