DigitalAge Tech Summit kapsamında sahneye çıkan küratör ve yazar Valentina Peri’nin, “Aşkın Algoritması” sunumundan aldığım notları yazımda bulabilirsiniz.
DigitalAge Tech Summit kapsamında sahneye çıkan küratör ve yazar Valentina Peri, “Aşkın Algoritması” sunumunda teknolojinin romantik ilişkilerle kurduğu karmaşık bağı sanat, dijital kültür ve yapay zeka ekseninde ele aldı. Online dating kültüründen romantik chatbotlara, hologram partnerlerden yapay zeka ile kurulan duygusal bağlara uzanan sunum; aşkın, mahremiyetin ve yakınlık hissinin algoritmalarla nasıl yeniden şekillendiğini görünür kıldı. Peri’nin sunumunda öne çıkan başlıkları sizin için derledim.
Teknoloji aşkı yalnızca kolaylaştırmıyor, ilişki biçimlerini yeniden kuruyor
Valentina Peri, sunumuna dijital teknolojilerin romantik alan üzerindeki etkisini anlatarak başladı. Ona göre teknoloji, uzun süredir insanların tanışmasına, iletişim kurmasına ve bağ geliştirmesine aracılık ediyor. Ancak yapay zeka çağında romantik alan daha farklı bir kırılma yaşıyor. Dijital sistemler artık yalnızca iki insanı buluşturan bir kanal olarak çalışmıyor; yakınlık hissini, beklentileri, duygusal alışverişi ve ilişki kurma biçimlerini doğrudan şekillendiriyor.
Peri’nin araştırma hattında “Data Dating” sergisi önemli bir yer tutuyor. Pandemi öncesi ve sonrası dönemde farklı ülkelerde izlediği işler üzerinden romantik alanın dijitalleşmesini incelediğini anlattı. Online dating uygulamalarından yapay zeka destekli duygusal asistanlara uzanan çizgi, insan ilişkilerinin teknolojiyle birlikte nasıl yeni anlamlar kazandığını gösteriyor.
Data Dating’den Artificial Intimacy’ye uzanan yeni romantik alan

Peri’nin anlattığı çerçeve, online dating kültürünün zaman içinde geçirdiği dönüşümle başladı. İlk dönemlerde dijital ortam, insanların birbirini bulduğu bir temas alanıydı. Zamanla algoritmalar tercihleri yönlendirmeye, platformlar yakınlık biçimlerini tasarlamaya, kullanıcı davranışları ise romantik veriye dönüşmeye başladı.
Sunumda Tom Galle, Moise Sanabria ve Daniella Plöger gibi sanatçıların işleri üzerinden bedenin sanal dünyaya taşınması, avatarlar aracılığıyla var olma çabası ve insan-insan dışı varlıklar arasında kurulan bağlar ele alındı. Romantik deneyim artık yalnızca iki insan arasındaki ilişkiyle sınırlı kalmıyor. Avatarlar, botlar, platformlar ve veri modelleri de ilişkinin parçası haline geliyor.
Peri’ye göre romantik alanın bugünkü evresinde chatbotlar, büyük dil modelleri ve duygusal asistanlar giderek daha görünür hale geliyor. İnsanlar, yapay zeka sistemleriyle gündelik hayat rutini kuruyor, yalnızlıklarını paylaşıyor, kimi zaman romantik bağ geliştiriyor.
Ashley Madison vakası dijital romantizmin erken kırılma noktalarından biri
Valentina Peri, yapay romantik etkileşimlerin bugünün chatbotlarıyla başlamadığını göstermek için Ashley Madison örneğini hatırlattı. 2015 yılında Impact Team adlı hacker grubunun platform verilerini sızdırmasıyla, sitede çok sayıda kadın bot profilinin kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Kullanıcıların bir bölümü, gerçek kişi sandıkları botlarla iletişim kuruyordu.
Peri, Ashley Madison vakasını dijital romantizmin erken ve çarpıcı örneklerinden biri olarak ele aldı. Botlar burada yalnızca teknik birer araç gibi çalışmıyordu. Kullanıcının ilgisini, zamanını, duygusunu ve parasını yöneten dijital baştan çıkarıcılar haline geliyordu.
Bu örnek, platform ekonomisinin romantik alanda nasıl çalıştığını gösteriyor. Duygusal bağ, dikkat ekonomisi ve ticari hedefler birbirine karışıyor. Yapay romantik etkileşim, yalnızca teknolojik yenilik başlığıyla açıklanamayacak kadar derin bir etik alan açıyor.
Bilimkurgu gibi görünen hikayeler gündelik hayata yaklaştı
Peri, Spike Jonze’un “Her” filmine gönderme yaparak yapay zeka ile romantik bağ kurma fikrinin kültürel bellekte nasıl yer ettiğini anlattı. Filmde bir adamın Samantha adlı yapay zeka asistanıyla kurduğu duygusal ilişki, yayımlandığı dönemde birçok kişi için uzak bir gelecek tasviri gibi görünüyordu. Bugün ise benzer deneyimler çok daha sıradan hale geliyor.
Yapay zeka sistemleriyle konuşan, onlarla gündelik rutinler oluşturan ve duygusal bağ geliştiren kullanıcıların sayısı artıyor. Peri’ye göre platformların ürün kararları bile bu noktada yalnızca teknik kararlar olarak okunamaz. Kullanıcıların bir kısmı için yapay zeka sistemleri empati gösteren, yanıt veren, destek olan ve hayatlarında yer tutan varlıklara dönüşüyor.
Bu nedenle yapay zeka partnerler etrafında sorumluluk sorusu büyüyor. Bir sistem araç olmaktan çıkıp kullanıcı tarafından partner gibi deneyimlenmeye başladığında; tasarım, erişim, güncelleme, veri kullanımı ve platform politikaları çok daha hassas hale geliyor.
Romantik chatbotlar mahremiyet, rıza ve sorumluluk sorularını büyütüyor
Peri, romantik chatbotların yalnızca bireysel tercih meselesi olarak ele alınamayacağını vurguladı. İnsanlar yapay zeka partnerlerle ilişki kurduğunda, karşılarında sadece bir bot bulunmuyor. Platformun tasarımı, veri işleme süreçleri, görünmeyen insan emeği, ticari optimizasyon ve kullanıcıyı sistemde tutan etkileşim kalıpları da ilişkinin parçası haline geliyor.
Bu noktada mahremiyet ve rıza tartışması daha karmaşık bir hal alıyor. Kullanıcı, kiminle veya neyle konuştuğunu her zaman tam olarak bilmiyor. Duygusal bağın sınırları, veri kullanımının kapsamı ve platformun ticari amacı netleşmediğinde yapay yakınlık kırılgan bir alana dönüşüyor.
Peri’nin aktardığı sanat işleri, botlarla kurulan ilişkilerin kimi zaman insan emeğiyle, kimi zaman algoritmik yanıtlarla, kimi zaman platform politikalarıyla iç içe geçtiğini görünür kıldı. Yapay romantik alan, kullanıcı deneyiminden çok daha geniş bir sosyal deney alanı olarak okunuyor.
Replika örneği yapay yakınlığın parlak ve karanlık tarafını gösteriyor
Artificial Intimacy bölümünde Peri, Replika gibi romantik chatbot uygulamalarının yükselişine dikkat çekti. Bu tür uygulamalar, yalnızlıkla baş etmeye çalışan veya duygusal destek arayan kullanıcılar için güçlü bir alan açabiliyor. Kullanıcılar yapay zeka partnerlerle konuşuyor, onları kişiselleştiriyor, günlük rutinlerine dahil ediyor ve kimi zaman gerçek bir ilişki hissi geliştiriyor.
Ancak yapay yakınlık yalnızca konfor üretmiyor. Bazı vakalarda bağımlılık, sınır ihlali, cinselleştirme, manipülasyon ve problemli davranışların pekişmesi gibi riskler ortaya çıkıyor. Chatbotlar kullanıcının dilini ve davranışını yansıttıkça, ilişki karşılıklı bir iyileşme alanı yerine kapalı bir yankı odasına dönüşebiliyor.
Peri’nin örnekleri, yapay zeka partnerlerin neden bu kadar çekici hale geldiğini de anlatıyor. Her zaman yanıt veren, yargılamayan, kırılmayan, reddetmeyen ve kullanıcının beklentilerine göre şekillenen bir varlık; insan ilişkilerindeki zorluklardan kaçmak isteyenler için güçlü bir çekim yaratıyor.
Romantik dolandırıcılık ile yapay romantik sistemler arasında rahatsız edici benzerlikler var

Sunumun dikkat çekici bölümlerinden biri romantik dolandırıcılık ile romantik chatbotlar arasında kurulan paralellikti. Peri, romantik dolandırıcılık vakalarında kullanılan hızlı bağ kurma, stratejik romantik dil geliştirme ve duygusal güven inşa etme yöntemlerinin yapay romantik sistemlerle bazı ortak noktalar taşıdığını anlattı.
Romantik dolandırıcılıkta amaç, karşı tarafın duygularını manipüle ederek güven kazanmak ve maddi çıkar elde etmek. Romantik chatbotlarda niyet farklı görünse de platform ekonomisi kullanıcı ilgisi, zaman, bağlılık ve veri üzerinden çalışıyor. Duygusal ilişkinin ticari sistemler içinde şekillenmesi, etik sınırları daha da hassas hale getiriyor.
Peri’nin bu karşılaştırması, yapay yakınlığın yalnızca teknoloji veya eğlence başlığı altında tartışılamayacağını gösteriyor. İlişki hissi üreten sistemler, kullanıcı duygularını nasıl yönettiği ve hangi amaçlarla optimize ettiği açısından daha dikkatli incelenmeli.
Hologram partnerler ve avatar ilişkileri gündelik gerçekliğe yaklaşıyor
Peri, sanat projeleri ile gerçek hayat deneyimleri arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını anlattı. İspanyol sanatçı Alicia Framis’in hologram partneriyle gerçekleştirdiği sanat projesi, insan ve insan dışı varlıklar arasındaki romantik ilişkinin çarpıcı örneklerinden biri olarak sunuldu. Sanatçı, geçmiş ilişkilerden ve arkadaşlık profillerinden beslenen bir yapay zeka/hologram partner tasarlayarak aşkın geleceğine dair provokatif bir deneyim ortaya koydu.
Sunumda Japonya’dan örnekler de yer aldı. Bazı kullanıcılar sanal karakterler, avatarlar, oyun kişilikleri veya yapay zeka varlıklarıyla romantik bağ kuruyor. Bu deneyimler artık marjinal bir merak konusu olmaktan çıkıyor; kültürel ve sosyal bir fenomen haline geliyor.
Peri’ye göre insan dışı varlıklarla kurulan romantik ilişkileri yok saymak yerine anlamaya çalışmak gerekiyor. Çünkü teknoloji, insanların yalnızlık, bağ kurma, destek alma ve sevilme ihtiyacıyla giderek daha doğrudan temas ediyor.
Aşk optimize edildiğinde ne kaybederiz?
Valentina Peri’nin sunumunda öne çıkan en önemli soru, aşkın optimizasyonu etrafında şekillendi. Yapay zeka partnerler her zaman ulaşılabilir, her zaman destekleyici, her zaman nazik ve her zaman ilgili olacak şekilde tasarlanabiliyor. Kullanıcı kendi beklentilerine uygun, idealize edilmiş bir partner deneyimi yaşayabiliyor.
Ancak kusursuz yanıt veren bir sistem, insan ilişkilerindeki sürtünmeyi azaltırken karşılıklılık hissini de dönüştürüyor. İlişkide sürpriz, belirsizlik, anlaşmazlık, sabır ve ötekiyle karşılaşma gibi insani unsurlar geri plana çekilebiliyor. Mükemmel partner fikri, insanın kendi arzularının optimize edilmiş yansımasına dönüşme riski taşıyor.
Aurora Mititelu’nun “Abel” adlı interaktif çalışması bu gerilimi görünür kılıyor. Abel, her zaman hazır, sıcak, komik ve ilgili bir yapay erkek arkadaş olarak tasarlanıyor. Tam da kusursuzluğu nedeniyle hem çekici hem rahatsız edici bir figüre dönüşüyor.
Yapay yakınlık çağında aşk yeni sorularla çevrili
Valentina Peri’nin “Aşkın Algoritması” sunumu, yapay zekanın aşk, mahremiyet ve yakınlık hissi üzerinde açtığı yeni alanı sanat üzerinden düşündürdü. Romantik chatbotlar, yapay zeka partnerler, hologram ilişkiler ve avatar bağları; insanların yalnızlık, ilgi, güven ve kabul görme ihtiyacıyla doğrudan temas ediyor.
Aşk artık yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu olarak ele alınmıyor. Algoritmalar, platformlar, botlar, avatarlar ve kullanıcı arzuları romantik deneyimin parçası haline geliyor. Sanat ise bu karmaşık alanı bazen ironik, bazen karanlık, bazen de son derece insani bir yerden görünür kılıyor.


