Gelin sizi DigitalAge Tech Summit 2026‘ya götüreyim. 19.yılında “Powered by Human” temasıyla gerçekleşen etkinlikte aldığım notları sizin için derledim.
DigitalAge Tech Summit 2026’nın Ardından
DigitalAge Tech Summit 2026 için birlikteydik. Gün boyunca yapay zekanın iş dünyasına, finansal hizmetlere, e-ticarete, gündelik yaşama, romantik ilişkilere ve sağlıklı yaş alma fikrine nasıl temas ettiğini dinledik. Sahnedeki her oturum, teknolojinin artık ayrı bir başlık olarak ele alınamayacağını gösterdi. Yapay zeka; bankacılıkta güven ve hız dengesini, alışverişte sepet deneyimini, restoranda sipariş anını, evde zaman yönetimini, ilişkilerde mahremiyet algısını ve sağlıkta uzun ömür hedefini aynı anda dönüştürüyor.
Zirvenin genel akışı, teknolojiye yalnızca verimlilik gözlüğüyle bakmanın eksik kalacağını hatırlattı. Hız, ölçek ve otomasyon hâlâ önemli. Ancak yeni dönemin belirleyici kavramları güven, empati, doğru zamanlama, kişiselleştirme, sağlıklı yaşam ve anlamlı deneyim etrafında şekilleniyor.
Gün boyunca aldığım notları sizin için derledim. Finans panelinden yapay zeka regülasyonuna, MigrosOne’un e-ticaret vizyonundan TAB Gıda ve Arçelik’in akıllı yaşam okumalarına, Valentina Peri’nin “Aşkın Algoritması” sunumundan Nicola Palmarini’nin longevity perspektifine uzanan geniş bir içerik ortaya çıktı.
Finansın geleceği görünmez, akıllı ve güvenli deneyimlerle kuruluyor

“Hız, Ölçek, Empati: Finansın Geleceğini Kim, Nasıl İnşa Ediyor?” oturumunda Yapı Kredi GMY Dr. Gökhan Özdinç ve Garanti BBVA GMY İlker Kuruöz, Türk bankacılığının dijitalleşme yolculuğunda geldiği noktayı anlattı. Panelin ana hattı, bankacılığın dijital kanallara taşınma evresini büyük ölçüde tamamladığını; asıl rekabetin artık daha akıllı, daha sezgisel ve daha görünmez deneyimlerde yaşanacağını gösterdi.
Gökhan Özdinç’in “otonomluk” ve “akıllılık” vurgusu, finansın yakın geleceğine dair güçlü bir çerçeve sundu. Yapı Kredi bireysel mobil kanalında günde yaklaşık 30 milyon işlem yapılması, kartlı ödeme sistemlerinde saniyede yüzlerce provizyonun milisaniyeler içinde yanıtlanması, bankacılığın arka plandaki teknoloji gücünü görünür kıldı.
İlker Kuruöz ise Garanti BBVA’da kıyaslanabilir işlemlerin yüzde 99’unun dijital kanallarda gerçekleştiğini, satışların yüzde 89’unun dijitalden geldiğini anlattı. Dijitalleşmenin olgunlaştığı noktada hiper kişiselleştirme, agentic etkileşimler ve hayatın içine yerleşen finansal hizmetler yeni eşiği oluşturuyor.
Fintekler de panelde önemli yer tuttu. Kuruöz, fintekleri teknoloji ortağı, birlikte iş büyütülebilecek oyuncu ve bazı alanlarda rakip olarak üç ayrı başlıkta değerlendirdi. Finans ekosisteminde finteklerin yarattığı baskı, bankaların inovasyon hızını artırıyor. Bankalar ise güven, ölçek, regülasyon bilgisi ve güçlü altyapı sayesinde dönüşümün merkezindeki konumunu koruyor.
Finans oturumunda güven-hız dengesi özellikle dikkat çekiciydi. Bankacılıkta hız önemli, fakat güven finansal sistemin ana zemini. Yapay zeka müşteri etkileşimini, arka ofis operasyonlarını ve yazılım geliştirme süreçlerini hızlandırırken; siber güvenlik ve kötü niyetli kullanım risklerini de büyütüyor. Yakın geleceğin bankacılığı daha dijital olmanın ötesine geçiyor. Daha akıllı, daha otonom, daha güvenli ve yapay zeka ajanları arasında işleyen yeni bir finansal mimariye ilerliyor.
Oturumun tam özetine aşağıdaki yazımdan ulaşabilirsiniz:
Türkiye’nin yapay zeka yol haritası güçlü sektörlerden başlamalı

“Türkiye’nin Yapay Zeka Yol Haritası” oturumunda Commencis Kurucu Ortağı ve CEO’su Fırat İşbecer ile BTS & Partners Kurucu Ortağı Avukat Yasin Beceni, yapay zeka gündemini girişimcilik, regülasyon, veri güvenliği, siber dayanıklılık ve sektörel rekabet açısından değerlendirdi.
Fırat İşbecer, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki en önemli avantajlarından birinin insan kaynağı olduğunu söyledi. San Francisco’daki başarılı yapay zeka girişimlerinde Türk kurucuların, kurucu ortakların ve üst düzey teknoloji profesyonellerinin güçlü varlığı, Türkiye’deki mühendislik birikiminin küresel karşılığını gösteriyor.
Türkiye’nin ABD ve Çin gibi dev sermaye gücüyle temel model yarışına girmesi gerçekçi görünmüyor. Daha anlamlı rota, güçlü olunan sektörlerde yapay zekayı hızla kullanıma almak. Savunma sanayi, otomotiv, bankacılık, imalat, tarım ve ihracat odaklı alanlar Türkiye için öncelikli dönüşüm başlıkları arasında.
İşbecer’e göre mevcut işini yapay zeka ile güçlendiren şirketler, sıfırdan yalnızca yapay zeka odaklı yapı kurmaya çalışanlara kıyasla daha hızlı değer yaratabilir. Yapay zeka maliyetleri; token kullanımı, GPU kiralama ve bulut altyapısı nedeniyle ciddi bütçe gerektiriyor. Girişimci ve yatırımcı için dönem, kaçırma korkusuyla hareket etme dönemi olmaktan çok yakın takip, doğru zamanlama ve sağlam odak dönemi.
Yasin Beceni ise regülasyon tarafında dengeli bir çerçeve sundu. Regülasyonun amacı inovasyonu durdurmak yerine, riskleri yönetilebilir hale getiren bir yol haritası oluşturmak olmalı. Türkiye’de kapsamlı bir yapay zeka yasasından önce yapay zeka okuryazarlığının güçlenmesi gerekiyor. Şirketlerin veri, mahremiyet, ayrımcılık riski ve siber güvenlik başlıklarını yalnızca prosedür seviyesinde bırakmadan iş modelinin içine yerleştirmesi kritik önem taşıyor.
Oturumun tam özetine aşağıdaki yazımdan ulaşabilirsiniz:
E-ticarette yapay zeka alışverişi ve operasyonu yeniden tasarlıyor

“E-Ticarette Yapay Zeka Devrimi: Deneyim ve Verimlilikte Yeni Çağ” oturumunda MigrosOne Grocery Marketing Leader Süreyya Bayraktaroğlu ile Migros Yemek Leader Gülfem Karcı, MigrosOne ekosisteminde yapay zekanın nasıl somut ürünlere ve iş süreçlerine dönüştüğünü anlattı.
MigrosOne; Migros Sanal Market, Migros Hemen, Migros Yemek, Macroonline ve Taze Çiçek gibi markaları aynı çatı altında buluşturan büyük bir e-ticaret ekosistemi. Migros’un 81 ilde 4 bine yakın mağazası, güçlü lojistik ağı, paket taksi operasyonu ve Money sadakat programından gelen veri zenginliği, online ticaret tarafında önemli bir rekabet avantajı yaratıyor.
Süreyya Bayraktaroğlu’nun anlattığı Maya AI, yapay zeka destekli alışveriş asistanı olarak e-ticarette arama ve sepet oluşturma deneyimini farklı bir noktaya taşıyor. Kullanıcı, akşam yemeği için menü planlamak istediğinde geçmiş siparişler, evde bulunabilecek ürünler ve ihtiyaç listesi birlikte değerlendirilebiliyor. Alışveriş deneyimi ürün arama ekranından ihtiyaç odaklı planlama alanına ilerliyor.
Gülfem Karcı’nın anlattığı Maestro ise Migros Yemek restoranları için geliştirilen akıllı sipariş büyüme asistanı. Maestro, restoranlara mahalle seviyesinde veri sunuyor. Hangi ürün menüye eklenirse satış artabilir, hangi teslimat bölgesine açılmak ek sipariş getirebilir, hangi mahallede görünürlüğü artırmak fayda sağlar gibi sorulara doğrudan aksiyon önerileriyle yanıt veriyor.
MigrosOne örneği, yapay zekanın yalnızca son kullanıcı deneyimi için kullanılmadığını gösterdi. Restoranlar, iş ortakları ve operasyon ekipleri de aynı dönüşümden pay alıyor. E-ticarette yeni rekabet alanı; hızlı teslimat, geniş ürün portföyü ve kampanya yönetiminin ötesinde, veriyi doğru okuyup doğru anda aksiyona çevirebilen platform zekasıyla şekilleniyor.
Oturumun tam özetine aşağıdaki yazımdan ulaşabilirsiniz:
Günün ritmini okuyan teknolojiler ihtiyacı doğru anda yakalıyor

“Akıllı Yaşam Döngüsü: Günün Ritmini Çizen Teknolojiler” oturumunda Arçelik Türkiye Kıdemli Pazarlama Direktörü Mehmet Tüfekçi ve TAB Gıda CMO’su Caner Alpaslan, teknolojinin gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi iki farklı sektör üzerinden anlattı.
TAB Gıda tarafında Caner Alpaslan’ın “eskiden açlığı yönetiyorduk, şimdi iştahı yönetiyoruz” cümlesi, yapay zeka çağında pazarlamanın geldiği yeri çok iyi özetledi. Hızlı servis restoran sektöründe kritik nokta, müşterinin “bir şeyler mi yesek?” dediği anı yakalamak. Yeni hedef ise müşteri arama yapmadan, acıktığını fark etmeden veya kararını vermeden önce doğru teklifle karşısına çıkmak.
TAB Gıda’nın 7 markası, 2.100’e yaklaşan restoranı ve günde 1 milyondan fazla müşteriye temas eden yapısı, veri açısından güçlü bir alan açıyor. Dijital sipariş ekranları, kiosklar ve Tıkla Gelsin uygulaması sayesinde restoran içi davranışlar da görünür hale geliyor. Burger King müşterisinin Popeyes ile ilişkisi, Usta Dönerci müşterisinin başka markalara geçişi veya lokasyona göre ürün tercihi daha iyi okunabiliyor.
Arçelik tarafında Mehmet Tüfekçi, akıllı yaşam döngüsünün merkezine insanın zaman ihtiyacını koydu. Yapay zeka destekli çamaşır makinesi; çamaşırın türünü, miktarını, kirlilik seviyesini, deterjan ihtiyacını, su ve enerji kullanımını kendi ayarlayabiliyor. Kullanıcı için asıl değer, karar yükünün azalması. Telve örneğinde olduğu gibi teknoloji, kültürel bir alışkanlığı yeni kuşakların hayatına uygun hale getirebiliyor.
Akıllı yaşam oturumu, teknolojinin doğru kullanıldığında tüketicinin zihninde kampanya veya algoritma olarak kalmadığını anlattı. Asıl değer, kişinin ihtiyacını tam zamanında yakalayan, deneyimi kolaylaştıran ve gündelik hayatın ritmine doğal biçimde yerleşen çözümlerde oluşuyor.
Oturumun tam özetine aşağıdaki yazımdan ulaşabilirsiniz:
Aşkın algoritması mahremiyet ve yakınlık sorularını büyütüyor

Valentina Peri’nin “Aşkın Algoritması” sunumu, zirvenin zihni en fazla zorlayan bölümlerinden biriydi. Peri, teknolojinin romantik ilişkilerle kurduğu bağı sanat, dijital kültür ve yapay zeka ekseninde ele aldı.
Online dating uygulamaları ilk dönemlerinde insanları birbirine bağlayan dijital temas alanları olarak görüldü. Zamanla algoritmalar tercihleri yönlendirmeye, platformlar yakınlık biçimlerini tasarlamaya, kullanıcı davranışları ise romantik veriye dönüşmeye başladı. Bugün romantik chatbotlar, yapay zeka partnerler, hologram ilişkiler ve avatar bağları daha görünür hale geliyor.
Ashley Madison vakası, yapay romantik etkileşimlerin bugünün chatbotlarıyla başlamadığını gösteren erken örneklerden biri olarak ele alındı. Spike Jonze’un “Her” filminde bilimkurgu gibi görünen yapay zeka ile romantik bağ fikri ise bugün birçok kullanıcı için gündelik deneyime yaklaşıyor.
Peri’nin sunumunda yapay zeka partnerlerin sunduğu kusursuz ilgi ve sürekli ulaşılabilirlik tartışmanın merkezindeydi. Her zaman yanıt veren, yargılamayan, kırılmayan ve kullanıcının beklentilerine göre biçimlenen bir yapay partner, insan ilişkilerindeki sürtünmeyi azaltıyor. Ancak sürtünmenin azalması, karşılıklılık, sürpriz, belirsizlik ve ötekiyle gerçek karşılaşma alanını da daraltabiliyor.
Aşkın algoritması, yapay zeka çağında mahremiyetin, rızanın, duygusal bağın ve platform sorumluluğunun yeniden tartışılması gerektiğini hatırlattı.
Oturumun tam özetine aşağıdaki yazımdan ulaşabilirsiniz:
Longevity yeni bir yaşam işletim sistemi gerektiriyor

Nicola Palmarini’nin “Yüz Yıllık Bir Ömür İçin Yeni Bir İşletim Sistemi” sunumu, DigitalAge Tech Summit 2026’nın ufuk açan bölümlerinden biriydi. UK National Innovation Centre for Ageing Direktörü Palmarini, longevity kavramını yalnızca uzun yaşama arzusu olarak ele almadı. Yaş alma, sağlıklı yaşam süresi, ekonomi, yapay zeka, iş gücü, markalar ve toplumsal bağlar üzerinden çok katmanlı bir gelecek okuması yaptı.
Palmarini’ye göre dünya aynı anda iki büyük dönüşüm yaşıyor: iklim krizi ve nüfusun yaşlanması. Longevity, bugünün sürdürülebilirlik başlığı kadar önemli hale geliyor. Türkiye de dönüşümün içinde yer alıyor. 2050’ye doğru Türkiye’de 60 yaş üzeri nüfusun toplam içindeki payı hızla artacak.
Sunumun önemli ayrımlarından biri yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresi arasındaydı. İnsanların kaç yıl yaşadığı kadar, o yılları hangi sağlık kalitesiyle geçirdiği de belirleyici. Sağlıklı yaşam süresini artırmak, bireysel refah kadar ekonomi, sağlık sistemi ve iş gücü açısından da kritik.
Palmarini, sağlığı etkileyen faktörlerde davranış ve toplumsal çevrenin büyük payına dikkat çekti. Beslenme, uyku, hareket, hava kalitesi, sosyal bağlar, haber tüketimi, stres ve amaç duygusu sağlıklı ömür üzerinde belirleyici hale geliyor. Yapay zeka destekli biyoteknoloji, epigenetik testler, kişiselleştirilmiş sağlık çözümleri, AI koçluk uygulamaları, nöromodülasyon teknolojileri ve ev içi sağlık sensörleri yeni longevity ekonomisinin parçaları olarak anlatıldı.
Sunumun ardından Deniz Aktürk Erdem ile gerçekleşen “Longevity Sohbetleri” bölümünde sağlık profesyonellerinin rolü, bilimsel kanıt, önleyici sağlık ve güven kavramı öne çıktı. thednaclinics’in bilim temelli longevity yaklaşımı, sağlıklı yaş almanın yalnızca supplement veya laboratuvar meselesi olmadığını; yaşam biçimi, sosyal çevre, uzman yönlendirmesi ve güven ilişkisiyle birlikte ele alınması gerektiğini gösterdi.
Oturumun tam özetine aşağıdaki yazımdan ulaşabilirsiniz:
Zirveden bana kalan

DigitalAge Tech Summit 2026’nın ardından aklımda en çok teknoloji ile insan arasındaki mesafenin giderek kısalması kaldı. Yapay zeka artık arka planda çalışan bir altyapı olmaktan çıkıyor; kararlarımızı, alışverişimizi, yeme içme tercihlerimizi, finansal işlemlerimizi, ilişki biçimlerimizi ve sağlıkla kurduğumuz bağı doğrudan etkiliyor.
Sahnede anlatılan örnekler, yapay zekanın değerinin yalnızca daha hızlı işlem yapmakta yatmadığını gösterdi. Asıl değer, doğru ihtiyacı doğru anda sezebilmekte, insanı daha az yormakta, deneyimi sadeleştirmekte ve güven ilişkisini koruyarak dönüşüm yaratmakta.
Bankacılık paneli güvenli ve görünmez finans deneyimini; MigrosOne oturumu veriyle güçlenen platform zekasını; TAB Gıda ve Arçelik oturumu günün ritmini okuyan teknolojileri; Valentina Peri sunumu yapay yakınlığın etik sorularını; Nicola Palmarini ise yüz yıllık yaşam fikrinin ekonomi, sağlık ve toplum için yeni bir işletim sistemi gerektirdiğini anlattı.
DigitalAge Tech Summit 2026, yapay zeka çağının makineler kadar insanla da ilgili olduğunu hatırlattı. Güvenle, zamanla, sağlıkla, ilişkiyle ve anlamla ilgili yeni bir dönem başlıyor. Teknolojiyi güçlü kılan taraf da burada saklı: Hayata daha fazla gürültü eklemek yerine, insanın ihtiyacını daha iyi duyabilmek.
Etkinliğe uzun zamandır katılmıyordum. Pelin Özkan’a nazik davetleri için teşekkür ederim.


