Game of Thrones dizisi bizleri merakta bırakarak sezon için ara verdi. Kılıçların Fırtınası’nı, Kargaların Ziyafeti’ni de daha önce okuyup izlenimlerimi sizlerle paylaşmıştım. Geçtiğimiz günlerde çevirisi Sibel Alaş tarafından yapılan Ejderhaların Dansı’nı da bir solukta okudum, detaylar aşağıda.
George R. R. Martin’in, A Feast for Crows (Kargaların Ziyafeti) ‘da kral topraklarına odaklandığımız için kahramanlarımızdan uzakta kalmış ve iyice meraklanmıştık. İki ciltten oluşan A Dance with Dragons (Ejderhalarla Dans) ile macera devam ediyor.

Genel olarak ele alındığında yine elden düşmeyecek, haritalara ve soyağacına tekrar tekrar bakma gereği duyacağımız bir seri bizleri bekliyor. Daha önce de olduğu gibi hikaye karakterlerin (31 farklı karakter) gözünden anlatılıyor. Kitapta yeni karakterler var, çocuk görünümlü ama yüzlerce yıl yaşayan orman çocukları, salgın hastalık sonucu grileşen taş adamlar, gibi. Ejderhaların büyüdüğü, karakterlerimizin gizemlerinin aralandığı ve yeni uzak diyarları yakından tanıyacağımız “Ejderhalarla Dansı” nın gelelim detaylarına…
Dikkat! Buradan sonra yazacaklarım çok detay vermese bile spoiler içerecek

Tyrion
Lord Tyrion; iblis, küçük şeytan, kral eli, lakaplarına yenilerini ekledi, kral katili, akraba katili, anne katili, baba katili… Varys ve Jamie’nin yardımıyla kral topraklarından kaçmıştı. Daha önce de adına rastladığımız IIIyrio Mopatis’in koruması altında yaşamını sürdüren Tyrion, gemiyle geldiği bu topraklardan yine başka bir gemiyle kraliçeye gönderilmek üzere yola çıkıyor. Ama hangi kraliçeye? Gemiler değişiyor, rotası değişiyor ama iç hesaplaşması bitmiyor. Pişman değil ama aklı hep geçmişinde. Lord Tywin, Tysha, kardeşleri, amcaları, çocukluğu… yolculuğunda hep ona eşlik ediyor. Genç prens Targeryan’ı tanıyacak kadar gözlemci ve akıllı, onun hayatını kurtaracak kadar da gözü kara. Kitabı okurken, satırları Peter Dinklage’ın ağzından dökülen replikler olarak hayal ediyorsunuz.

Daenerys
Meereen Kraliçesi, Andallar’ın ve Rhoynarlar’ın Kraliçesi, Büyük Çim Denizi’nin Khaleesi’si, Zincir Kıran ve Ejderhaların anası Daenerys Fırtınadoğan, Valyria’da surların içine iyice yerleşti. Köleliği kaldırdığı bu toprakların çevresi düşman kaynıyor. Lekesizler bile artık ona yetmiyor, herkes onu evlendirmek konusunda baskıcı. Küçükken çevresini endişelendiren ejderhaları artık onu da endişelendiriyor, kontrol edilemeyecek kadar büyüdüler ve beslenmek için koyunlarla yetinmiyorlar. Bir ejderha terbiyecisine ihtiyacı var ama o zamana kadar ejderhaları Viserion ve Rhaegal zincirli, en büyük ejderha kanatlı gölge Dogon ise zincirlenemeden kaçtı gitti.

Düşmanları ve onun için söylenenler her geçen gün artıyor. Bir yandan güçlü görünmeye çalışırken bir yandan da surlara iyice siniyor. Savaşmak istemiyor ama düşmanlar çevrili surlar artık güvenli değil. Aklından uğrayacağı 3. ihaneti çıkaramıyor.

Jon Snow
Kışyarı Lordu Jon Snow huzursuz. Kış iyice bastırdı ve çevresinde tam biri bilinmezlik hakim. Tarafsız olmaya çalışıyor ama surları Stannis ve Stannis’in adamları ile paylaşıyor. Kendini gece nöbetçilerine ve Stanis’e ispatlamak zorunda hissediyor. Her yaşadığı bir sınav gibi, karar verirken babası gibi adil olmaya çalışıyor. Artık bir çocuk değil, Stannis’e önerdiği çıkış yolu ile güven kazandı ama sura aldığı yabanıllar ve Stanis’in giderken bıraktığı Melissandre ile başı dertte. Varg olduğunu keşfetti, hayaletin hissettiklerini paylaşıyor ama bundan tedirgin ve karşı koyuyor. Ygritte hayatta değil ama hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow diyen Melissandre var.

Bran
Asla yürüyemeyeceğini ama dilediği zaman uçabileceğini öğrenen Bran, ilerlemeye devam ediyor. Kışyarı’ndan Sur’a yaptıkları yolculuk boyunca çok şey öğrendi. Bazen Hodor’un bazen kurdu yaz’ın bedenine giriyor. Üç gözlü karga olup uçmanın yanına, bir ağaca dönüşüp geçmişe gitmeyi bile kolayca başarıyor.

Theon
Demir Adaları’nın meşru Lordu Theon artık Leş olarak anılıyor. Kısmi olarak yüzülmüş derisi, dökülmüş dişleri, eksik ayak parmakları ve ellerinde bulunan toplam 7 parmağa karşın hayata tutunuyor. Lord Bolton’un oğlu Ramsey’in ona yaptığı işkenceler bitmiyor. Kendi adamlarını Ramsey’e teslim edişinden sonra dönek olarak da anılır oldu. Ramsey’in köpek sürüsü ile birlikte yatıp, yemek yiyor ama ona köpekler kadar iyi davranılmıyor.
Stannis
Kral eli ilan ettiği Davos’u kendisine destek bulması için yanından uzaklaştırdı ancak ne Davos’u ne de Demir Tahtın talibi Stannis’i tanımaya kimsenin niyeti yok. Neyse ki Lord Wyman son anda fikir değiştiriyor. Stannis Baratheon kendi başına karar alamayacak kadar kendine güvensiz ancak güvenilir insanlar bulma konusunda da şanslı biri. Davos’un yokluğunda Jon Snow’dan aldığı fikirle Kuzey’e doğru yola çıktı ancak bu defa yanında Melissandre yok. Kışın en soğuğunu o ve adamları yaşıyor. Melissandre ise ateşte gördüklerini yorumlamaya ve büyülerini yapmaya devam ediyor. Ateşte en çok Jon Snow’u görüyor ve onu etkilemek için elinden geleni yapıyor.

Kış geliyor dendi ve geldi, kitabın her sayfasında savaş ve yıkım var. Şu kesin ki, okuması izlemesinden çok ama çok daha zevkli. Okurken dehşete düşüren Red Wedding, izlerken eksik ve etkisizdi.
Altıncı ve son kitap The Winds of Winter (Kış Rüzgarları) ise hala yazım aşamasında.




