İstanbul’da tamamlanan Central Bank Payments Conference’ta ödeme egemenliği, sınır ötesi ödemeler, stablecoin’ler, tokenizasyon, agentic payments ve offline ödeme altyapıları öne çıktı.
Küresel ödeme ekosisteminin önemli buluşmalarından Central Bank Payments Conference, 31 Ağustos–2 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Onuncu yılına ulaşan konferans, şimdiye kadarki en geniş katılımcı grubunu ağırlarken 60’tan fazla ülkeden merkez bankası temsilcileri, finans kuruluşları ve ödeme sistemleri profesyonellerini bir araya getirdi.
“Payments Without Borders in a Fragmented World” temasıyla düzenlenen etkinliğin ardından yapılan paylaşımlar, ödeme dünyasının önümüzdeki dönem gündemini birkaç güçlü eksende toplandı. Sınır ötesi ödemeler ve birlikte çalışabilirlik gündemdeki yerini korurken ödeme egemenliği, stablecoin’ler, tokenizasyon, offline ödeme altyapıları ve yapay zeka ajanlarının ödeme yapmaya başlamasıyla ortaya çıkacak yeni güven modelleri daha fazla önem kazandı.
Konferanstan öne çıkan başlıkları bir araya getirdim.
Ödeme Egemenliği Teknolojik Bir Tercihten Stratejik Bir Konuya Dönüşüyor
Konferansın açılışında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Hatice Karahan’ın konuşmasının merkezinde ödeme egemenliği yer aldı.
Ödeme egemenliği burada yalnızca bir ülkenin kendi altyapısına sahip olması şeklinde ele alınmıyor. Bağımsızlık ile küresel sistemlerle karşılıklı bağımlılık arasındaki denge, finansal dayanıklılığın önemli parçalarından biri haline geliyor.
Konferans boyunca yapılan paylaşımlarda yerel kart şemalarının, ulusal hızlı ödeme sistemlerinin ve ülkelerin kendi kritik finansal altyapıları üzerinde kontrol sahibi olmasının jeopolitik risklere karşı öneminin arttığı vurgulandı.
Ödeme altyapısının hangi ülkede çalıştığı, hangi sistemlere bağımlı olduğu ve kriz anında çalışmaya devam edip edemeyeceği artık teknik ekiplerin sınırlarını aşan stratejik sorular arasında.
Sınır Ötesi Ödemelerde Hızlı Raylar Tek Başına Yeterli Olmuyor

Sınır ötesi ödemeler konferansın en güçlü gündemlerinden biri olmayı sürdürdü.
G20’nin sınır ötesi ödeme yol haritasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen bazı ödeme koridorlarında maliyetlerin yüksek, süreçlerin ise yeterince şeffaf olmadığı değerlendirildi. Bununla birlikte farklı ülkelerdeki hızlı ödeme sistemlerinin birbirine bağlanması, işlem süresi ve maliyet açısından somut ilerleme sağlayan alanlardan biri olarak öne çıktı.
Konferans sonrası paylaşımlarda dikkat çeken çıkarımlardan biri de hızlı ödeme ağlarının bulunmasının uçtan uca ödemenin otomatik olarak hızlı gerçekleşeceği anlamına gelmemesi oldu.
Ödeme; bankalar, uyum kontrolleri, döviz işlemleri, mesajlaşma altyapıları ve alıcı ülkedeki son kilometre dahil olmak üzere daha geniş bir zincirin içinde hareket ediyor. Bu nedenle yeni hedef yalnızca ödeme rayını hızlandırmak yerine bütün zincirdeki sürtünmeleri azaltmak.
Swift’in konferans kapsamında gerçekleştirdiği Policy Lab çalışmasında da Payments Optimisation Index üzerinden beş temel sürtünme alanı incelendi. Çalışmanın sonuçlarının Swift ve Currency Research tarafından ortak bir rapora dönüştürülmesi planlanıyor.
Finansal Bağlantı Stratejik Bir Ekonomik Varlık Haline Geliyor
Konferanstan çıkan önemli kavramlardan biri de “financial connectivity” oldu.
Ülkeler yerel ödeme altyapılarını güçlendirirken bu sistemlerin birbirlerinden kopmaması gerekiyor. Yeni ödeme sistemlerinin birlikte çalışabilir, güvenli ve ölçeklenebilir biçimde tasarlanması bu nedenle ekonomik rekabet gücü açısından daha fazla önem taşıyor.
Yerel egemenlik ile küresel bağlantı birbirinin alternatifi olarak konumlanmıyor. Güçlü yerel ödeme altyapıları, ülkelerin sınır ötesi sistemlere daha sağlam bir zeminden bağlanabilmesini sağlayabiliyor.
Kamu ve özel sektör arasındaki iş birliği de bu mimarinin temel şartlarından biri olarak öne çıkıyor.
Tokenize Para Pilotlardan Uygulamaya Geçiyor
Tokenizasyon konferansın en görünür başlıkları arasındaydı.
Selim Yazıcı, Cumhur Coşkun Küçüközmen ve Michael Salmony editörlüğünde hazırlanan “Tokenisation of Money: From Fiat Currencies to Stablecoins” kitabının konferansta tanıtılması da tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı.
10 ülkeden 33 yazarın katkısıyla hazırlanan çalışma CBDC’ler, stablecoin’ler ve tokenlaştırılmış mevduatlar üzerinden paranın yeni biçimlerini ele alıyor.
Burada önemli değişim, tartışmanın teknolojinin çalışıp çalışmayacağı sorusundan uygulamanın nasıl kurulacağı sorusuna kayması ile ilgili.
Tokenlaştırılmış paranın mevcut finansal altyapılarla nasıl bağlanacağı, hangi kurumların aracılık rolünü üstleneceği, düzenlemenin nasıl kurulacağı ve sınır ötesi kullanımda hangi standartların geçerli olacağı giderek daha somut sorunlara dönüşüyor.
Stablecoin Konusunda Merkez Bankalarının Cevabı Henüz Tek Değil
Stablecoin’ler konferansta doğrudan merkez bankalarının gündemine giren konulardan biri oldu.
Konferans sonrasında paylaşılan katılımcı notları, stablecoin konusunda merkez bankacıları arasında halen belirgin görüş ayrılıkları bulunduğuna işaret ediyor.
Dolar bazlı stablecoin’lerin para egemenliği üzerindeki etkileri, finansal istikrar ve regülasyon başlıca endişe alanları arasında. Buna karşılık bazı yaklaşımlar CBDC ile stablecoin’in aynı finansal mimaride birlikte var olabileceği modeller üzerinde duruyor.
Bu nedenle stablecoin tartışmasının önümüzdeki dönemde “yasaklanmalı mı, kullanılmalı mı?” ikiliğinden uzaklaşıp hangi koşullarda, hangi rezerv yapısıyla ve hangi ödeme altyapılarıyla kullanılacağı sorularına yönelmesi beklenebilir.
Agentic Payments KYC’nin Yanına KYA’yı Getiriyor

Konferansın geleceğe dönük en ilginç tartışmalarından biri yapay zeka ajanlarının ödeme yapmaya başlamasıydı.
Agentic AI geliştikçe yapay zeka sistemleri kullanıcının niyetini anlayabilecek, ürün veya hizmet seçebilecek ve ödeme işlemini başlatabilecek.
Böyle bir dünyada finansal kuruluşların yalnızca müşterinin kim olduğunu bilmesi yeterli olmayacak.
Yeni soru yapay zeka ajanının kim olduğu, kimin adına hareket ettiği, hangi yetkilere sahip olduğu ve gerçekleştirdiği işlemin kullanıcının verdiği yetki sınırları içinde kalıp kalmadığı olacak.
Konferans sonrasında yapılan paylaşımlarda bu dönüşüm KYC’den KYA’ya, yani “Know Your Agent” yaklaşımına geçiş olarak tanımlandı.
Yapay zeka destekli ödemelerin ölçeklenmesi halinde kimlik, yetkilendirme, işlem limiti, sorumluluk ve geri döndürülebilirlik ödeme sektörünün yeni altyapı sorunlarına dönüşebilir.
Dayanıklılığın Yeni Testi İnternet Olmadan Ödeme Yapabilmek
Offline ödemeler konferansın beklediğimden daha güçlü başlıklarından biri haline geldi.
Tartışma yalnızca CBDC’lerin internet bağlantısı bulunmadığında kullanılabilmesine odaklanmıyor. Dijital ödeme altyapılarının genel olarak kesinti, afet veya sistem arızası sırasında nasıl çalışmaya devam edeceği sorgulanıyor.
Offline ödeme mimarilerinde likidite, kredi riski ve kayıtların hangi sistem tarafından tutulacağı farklı modeller yaratıyor.
Konferanstaki değerlendirmelerde dayanıklılık yalnızca yedek bir veri merkezi kurmak şeklinde ele alınmadı. Ödeme sisteminin gerçek sınavının normal zamanlarda ne kadar hızlı çalıştığından çok, kriz anında hangi işlevleri sürdürebildiği olduğu öne çıktı.
Bu yaklaşım ödeme sistemlerinde “resilience” kavramının teknoloji altyapısından mimari tasarıma doğru genişlediğini gösteriyor.
Dolandırıcılıkla Mücadelede Kurumlar Arası Veri Paylaşımı Öne Çıkıyor
Fraud ve scam konusu da ödeme sistemlerindeki parçalanmayla doğrudan bağlantılı biçimde ele alındı.
Dolandırıcılık işlemleri birden fazla banka ve finans kuruluşu üzerinden ilerleyebiliyor. Her kurum kendi sistemindeki parçayı gördüğünde işlemin tamamını anlamak zorlaşıyor.
Konferanstaki tartışmalarda bu nedenle piyasa genelinde ortak görünürlük sağlayacak veri paylaşım mekanizmalarının önemi öne çıktı.
Amaç yalnızca kurumların kendi savunma sistemlerini güçlendirmesiyle sınırlı kalmıyor. Finans kuruluşlarının güvenli biçimde bilgi paylaşabilmesi ve şüpheli işlemlere günler yerine dakikalar içinde birlikte müdahale edebilmesi yeni fraud mücadele modelinin önemli unsurlarından biri haline geliyor.
Yapay zeka da bu mücadelenin iki tarafında yer alacak. AI destekli dolandırıcılık yöntemleri geliştikçe, aynı teknolojinin fraud tespiti ve risk yönetiminde daha yoğun kullanılması bekleniyor.
Türkiye Ödeme Altyapısını Bir Sonraki Katmana Taşıyor
Konferansın İstanbul’da gerçekleştirilmesi Türkiye ödeme ekosisteminin küresel tartışmanın içinde daha görünür olmasını sağladı.
BKM Genel Müdürü Ozan Deniz, konferansta BKM’nin Türkiye ödeme ekosistemindeki rolünün yanı sıra FAST üzerinden sunulan katman servisleri ve bunların açık bankacılığın gelişimine katkısını anlattı.
Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY’un son yıllardaki büyümesi de gündeme gelen başlıklardan biri oldu.
BKM’nin yakın dönem planları ise Türkiye açısından konferansın en ilginç bölümlerinden birini oluşturuyor. Ozan Deniz, BKM Express’in yeni yüzü bex ile BKM’nin yapay zeka ajanlarına dayalı çözümlere yönelik vizyonunu da katılımcılarla paylaştı.
Türkiye tarafındaki bu gelişmeler küresel konferansın ana temalarıyla dikkat çekici biçimde kesişiyor. Yerel ödeme şeması, anlık ödeme altyapısı, açık bankacılık, dijital cüzdan ve yapay zeka ajanları giderek aynı ödeme mimarisinin farklı katmanlarına dönüşüyor.
Ödeme Dünyasının Yeni Yarışı Bağlantı, Egemenlik ve Güven Üzerinden Kuruluyor
Central Bank Payments Conference tamamlandığında geriye kalan en güçlü mesajın ödeme sektörünün yeni bir altyapı dönemine girdiği olduğunu düşünüyorum.
Hız önemini koruyor ancak tek başına ayrıştırıcı olmaktan uzaklaşıyor. Bir ödeme sisteminin başka sistemlerle ne kadar iyi bağlantı kurabildiği, kriz zamanlarında ne kadar dayanıklı olduğu, yeni dijital para biçimleriyle nasıl çalıştığı ve yapay zeka ajanlarının dahil olduğu işlemlerde güveni nasıl yönettiği daha belirleyici hale geliyor.
Ödeme egemenliği ile birlikte çalışabilirlik arasında kurulacak denge de bu dönüşümün merkezinde bulunuyor.
Türkiye açısından FAST, TROY, açık bankacılık katmanları ve yeni nesil dijital cüzdan çalışmaları bu küresel dönüşümün dışında kalan yerel projeler olarak okunamaz. İstanbul’daki konferans, dünyanın farklı bölgelerinde benzer soruların sorulduğunu gösterdi.
Paranın biçimi değişirken, onu taşıyan altyapının sınırları ve güven modeli de yeniden kuruluyor.


