Beraberindeki maymunlara liderlik ederek ormana sığınan Ceasar’ın öyküsü kaldığı yerden devam ediyor.
1968 yılında ilk defa filme çekilen ve devam filmleriyle serileşen Planet of the Apes, 2011 yılında Rise of the Planet of the Apes ile başlangıç öyküsünü anlatmaya başlamıştı. Genleri değiştirilen ve konuşmaya başlayan Ceasar, beaberindeki maymunlar ile birlikte ormana sığınmıştı. Filmimiz Dawn of the Planet of the Apes bu kaçışın 10 sene sonrasına odaklanıyor.

Ceasar (Andy Serkis ) ve beraberindekiler, ormanda kendilerine ait bir dünya kurmayı başarmıştır. İnsan tehdidinin olmadığı ormanda, mızraklarla avlanan ve komün hayata geçen maymun topluluğu, Ceasar’ın önderliğinde mutlu mesut yaşamaktadır.

İnsanlar açısından ise durum kaotiktir. Ceasar’ın zekasını borçlu olduğu ve alzheimer hastalığına çare olması için geliştirilen ALZ 112’nin, laboratuarın dışına çıkmasıyla birlikte insan bedeni üzerinde yıkıcı etkiler hızla yayılmıştır. Tüm dünyayı saran bu Simian gribi, hayatta sadece hastalığa karşı bağışıklığı olan az sayıda insan bırakmıştır. San Francisco’dan kaçan ve ormanın yakınlarına sığınan insan topluluğunun enerjisi ise gün geçtikçe tükenir ve çare için ormanın derinliklerinde bulunan barajın kullanımı gündeme gelir. Hayatta kalmış bu gruba başkanlık eden Dreyfus (Gary Oldman) araştırma yapması için bilim insanı Malcolm’ı (Jason Clarke) ve beraberindekileri buraya gönderir ve maymunlarla ilk tanışma böylece gerçekleşir.

At binen, mızrak tutan ve konuşan liderleri Ceasar ile ekibi dehşete düşüren maymunlar, büyük bir paniğe sebep olur. Böylece insanlar ve maymunlar arasında var olma mücadelesi başlar, iki grup kısa sürede bir savaşın eşiğine gelir. Liderlik mücadelesine dönüşecek bu savaşın galibi, üstün olanın dünyaya hakim olacağı bir başlangıcı beraberinde getirecektir.

68 yılı yapımında ilk uygarlığı anlatan ve sorgulayan hikayemiz, derinleşerek devam ediyor. Hızla çoğalan, işaret dilini bilen ve temel sözcükleri ağızlarında yuvarlayarak konuşan maymunların hakimiyeti başlıyor. Filmin ilk dakikalarında yaşamlarını yakından izlediğimiz maymunlar, hepimize ilk insanların yerleşik hayata geçişini özetledi demek fazla kaçmaz sanırım. Filmde animasyonun kullanıldığı her kare kusursuz. Oyunculukların başarısında da kullanılan tekniği ve efektlerin büyük rolü var. Maymunlar insan karakterlerinden çok ama çok daha etkili oyunculuklarla ön plana çıkıyor. Liderlik yetenekleri konusunda döktüren, aldığı kararları ve sorumluluğu mimikleri ile yaşatan Seasar büyülüyor. En az onun kadar başarılı olan ve ondan çok sahne çalan Koba’yı da (Toby Kebbell) unutmamak lazım. The Godfather’a dönüşen hikayeleriyle maymunlar, filmi izletmiyor adeta yaşatıyor. Güven, birliktelik, liderlik kavramlarının merkeze oturduğu anlatım izleyenleri hikayenin derinine çekiyor.

Yönetmenliğini Matt Reeves’ın üstlendiği filmin senaryosunu Rick Jaffa ve Amanda Silver’ın yazdığı filmde tek kötü şey 3D. Tek bir sahnede bile farklılık yaratmıyor. Serinin takipçileri için mücadele ve heyecan dolu bir film olmuş Dawn of the Planet of the Apes. Büyük savaşın artık çok yaklaştığını da hatırlatmak lazım.
Not : Maymunlardan ölesiye korkarım ve herkesin eleştirdiği 2001 yılı yapımı Tim Burton klasiği Planet of the Apes‘i öyküyü anlatımına derinlik katmamasına rağmen bayılmıştım.



