Apple 9 Eylül etkinliğinde iPhone Duo, iPhone 18 Pro, Apple Watch Series 12, Ultra 4 ve AirPods 5’i tanıttı. Beklentilerle gerçekleri ve Türkiye fiyatlarını birlikte inceleyelim.
Apple’ın 9 Eylül etkinliğinde uzun zamandır beklediğimiz katlanabilir iPhone gerçekten geldi ve adı iPhone Duo oldu. iPhone 18 Pro ailesi kamera ve pil tarafında güçlendi, Apple Watch sağlık verilerine biraz daha derinden girdi, AirPods 5 ise aktif gürültü engellemeyi standart modele taşıdı. Beklentilerimizin çoğu tuttu. Fakat Türkiye fiyatları ve bazı donanım tercihleri lansmanın heyecanını biraz gölgeledi.
Apple 9 Eylül’de neleri tanıttı? iPhone Duo’dan iPhone 18 Pro ailesine, Apple Watch Series 12’den AirPods 5’e kadar yeni ürünleri, Türkiye fiyatlarını ve ilk yorumları birlikte inceleyelim.
Bir gün önce Apple 9 Eylül’de Ne Tanıtacak? yazısını hazırlarken bu yıl klasik bir iPhone lansmanından biraz daha fazlasını beklediğimi söylemiştim.
En çok da katlanabilir iPhone’u merak ediyordum.
Beklentilerimizin önemli bölümü doğru çıktı.
Katlanabilir iPhone geldi.
Touch ID geri döndü.
iPhone 18 Pro’ya değişken diyafram geldi.
Dynamic Island yeniden tasarlandı.
Apple Watch sağlık tarafında ciddi yenilikler aldı.
Standart iPhone 18 ise sahneye çıkmadı.
Yalnız katlanabilir telefonun ismini tutturamamıştık.
iPhone Fold veya iPhone Ultra beklerken Apple karşımıza iPhone Duo ile çıktı.
Etkinliği izledikten sonra benim için tablo biraz daha netleşti.
Apple bu yıl yeni ürünlerden çok yeni bir hiyerarşi tanıttı.
En üstte 229.999 TL’den başlayan ve yeni bir kategori açan iPhone Duo var. Onun altında giderek daha profesyonel hale gelen iPhone 18 Pro ailesi bulunuyor. Standart iPhone ise ilk kez sonbahardaki büyük gösterinin dışında kaldı.
Sanırım etkinliğin en önemli mesajlarından biri de buydu.
Apple sonbaharı artık herkes için iPhone lansmanı olmaktan çıkarıp premium ürün vitrini haline getiriyor.
Dün ne bekliyorduk ne geldi
Önce bir gün önceki tahminlerimize bakalım.
| Beklenti | 9 Eylül’de Ne Oldu |
|---|---|
| iPhone 18 Pro | Tanıtıldı |
| iPhone 18 Pro Max | Tanıtıldı |
| İlk katlanabilir iPhone | iPhone Duo adıyla tanıtıldı |
| Yaklaşık 5,5 inç dış ekran | 5,4 inç geldi |
| Yaklaşık 7,8 inç iç ekran | 7,6 inç geldi |
| Face ID yerine Touch ID | Doğru çıktı |
| Değişken diyafram | iPhone 18 Pro’ya geldi |
| Daha küçük Dynamic Island | Yeniden tasarlandı |
| A20 Pro | Geldi |
| Pro Max’te daha güçlü pil | Geldi |
| Apple Watch Series 12 | Tanıtıldı |
| Apple Watch Ultra 4 | Tanıtıldı |
| Yeni AirPods | AirPods 5 geldi |
| Standart iPhone 18’in ertelenmesi | Tanıtılmadı |
| iOS 27 çıkış tarihi | 14 Eylül olarak açıklandı |
Tahminlerin büyük bölümünün gerçekleşmiş olması güzel ama beni daha çok ilgilendiren, söylentilerin arkasındaki ürün mantığının ne kadar doğru çıktığı.
Katlanabilir iPhone gerçekten Apple’ın teknoloji vitrini oldu.
Üstelik önceki yazıda fiyat için yaptığım Vision Pro benzetmesi de bana hâlâ doğru geliyor.
iPhone Duo sonunda karşımızda
Yıllardır konuşuyoruz.
Apple katlanabilir telefon yapacak mı?
Ne zaman yapacak?
Kat izi olacak mı?
Samsung ve diğer üreticilerin yıllardır bulunduğu bir kategoriye Apple neden bu kadar geç giriyor?
9 Eylül itibarıyla bu soruların en azından bir bölümünü kapatabiliriz.
iPhone Duo, Apple’ın ilk katlanabilir telefonu.
Kapalıyken 5,4 inç Super Retina XDR dış ekranı var. Açıldığında 7,6 inçlik iç ekran ortaya çıkıyor. Her iki ekran da 120 Hz’e kadar ProMotion ve 3.000 nit maksimum parlaklık sunuyor. İç ekranda yansımayı azaltmaya yönelik nano-texture yüzey kullanılıyor.
Duo açıkken Apple’ın şimdiye kadar ürettiği en ince iPhone oluyor.
Ama benim için asıl önemli bölüm ekran büyüklüğünden çok Apple’ın iOS’u bu ekrana nasıl yerleştirdiği.
Yan yana uygulamalar çalışabiliyor. Telefon masa üzerinde yarı açık kullanılabiliyor. İç ve dış ekranların aynı en-boy oranına sahip olması sayesinde uygulama geçişlerinde içerik daha doğal ölçekleniyor. Apple Pencil USB-C desteği bile eklenmiş.
İlk kullanıcı ve teknoloji topluluğu yorumlarında da donanımdan çok yazılım uyarlaması olumlu karşılanıyor. Samsung Fold kullanıcılarının bulunduğu topluluklarda bile uygulamaların büyük iç ekrana uyarlanması, geçiş animasyonları ve ekran kullanımının Apple tarafında oldukça düşünülmüş göründüğünü söyleyenler var.
Bence Apple’ın katlanabilir telefon pazarına yedi yıl geç girmesini anlamlı hale getirebilecek yer tam burası.
Katlanabilir ekranı icat etmedi. Katlanabilir iPhone deneyimini icat etmek zorundaydı.
İlk bakışta bunu yalnızca menteşe üzerinden yapmaya çalışmadığını görmek hoşuma gitti.
Touch ID gerçekten geri döndü
Bir gün önce özellikle üzerinde durmuştum.
Katlanabilir iPhone’un inceliğini koruyabilmek için Face ID yerine güç düğmesine yerleştirilen Touch ID kullanılacağı konuşuluyordu.
Söylenti doğru çıktı.
iPhone Duo’da Face ID bulunmuyor. Parmak izi okuyucu yan düğmeye entegre edilmiş durumda ve cihaz hem açıkken hem kapalıyken kullanılabiliyor.
Bunu geriye dönüş olarak görmüyorum.
Katlanabilir telefonlarda biyometrinin cihazın konumundan bağımsız çalışması gerekiyor. Telefon masa üzerinde yarı açık olabilir, dış ekran kullanılabilir veya tamamen açılabilir.
Yan taraftaki Touch ID bütün bu pozisyonlarda aynı yerde kalıyor.
Apple bazen eski bir teknolojiyi yıllar sonra geri getirdiğinde bunu büyük yenilik gibi anlatabiliyor. Burada öyle hissetmedim.
Daha çok doğru araç doğru yerde kullanılmış.
Kat izi konusunda ilk izlenimler umut verici
Önceki yazıda özellikle merak ettiğim konulardan biri ekranın ortasındaki kat iziydi.
Çünkü Apple bu pazara Samsung’dan yıllar sonra giriyorsa görünür bir kat iziyle çıkması benim için oldukça zor savunulabilir olurdu.
Apple, ekran katmanlarının katlanırken hareket edebilmesini sağlayan yapının baskıyı azalttığını ve kat izini minimum seviyede tuttuğunu söylüyor. İlk cihaz deneyimlerinde de izin beklenenden daha az görünür olduğu yönünde olumlu yorumlar geliyor.
Ama burada biraz beklerim.
Mağaza ışığında on dakika kullanılan cihazla altı ay boyunca günde elli kez açılıp kapanan ekran aynı şey değil.
Katlanabilir telefonlarda menteşe, ekran yüzeyi ve kat izi hakkında gerçek hükmü ilk uzun dönem kullanıcı deneyimlerinden sonra vermek daha sağlıklı.
Apple logosu malzeme fiziğini değiştirmiyor.
Duo’nun güçlü yanı kamera sayısı olmayacak
Burada ilk ciddi tavizle karşılaşıyoruz.
iPhone Duo’nun arkasında iki adet 48 MP kamera bulunuyor.
48 MP Fusion Ana kamera ve 48 MP Fusion Ultra Geniş kamera.
Telefoto kamera yok.
Optik kalitede yakınlaştırma 2 kata kadar çıkıyor. iPhone 18 Pro ailesinde ise üç adet 48 MP arka kamera ve 8 kata kadar optik kalitede zoom bulunuyor.
229.999 TL’den başlayan bir telefonda Pro serisinden daha sınırlı kamera sistemi görmek beni biraz düşündürüyor.
Katlanabilir yapının hacim, kalınlık ve pil konusunda bazı mühendislik tavizleri gerektirdiğini anlayabiliyorum.
Ama Apple’ın en pahalı iPhone’unu satın alan kullanıcı doğal olarak “en iyi iPhone kamerasını da alıyorum” diye düşünebilir.
Duo’da durum böyle değil.
En pahalı iPhone ile en iyi kameralı iPhone artık aynı cihaz değil.
Bence Apple ürün gamında yeni bir ayrım tam burada başladı.
Duo deneyim ürünü.
Pro ise kamera ve performans ürünü.
iPhone Duo’nun kamerasında başka güzel fikirler var
Telefoto eksikliğine rağmen katlanabilir yapı kameraya ilginç kullanım biçimleri getiriyor.
Duo Preview sayesinde fotoğrafını çektiğiniz kişi kendisini dış ekranda görebiliyor.
Telefon kendi kendine ayakta durabildiği için eller serbest çekim yapılabiliyor.
Akıllı Çekim, herkes hazır olduğunda fotoğraf çekebiliyor.
Çocukların kameraya bakmasını sağlayan animasyonlar dış ekranda gösterilebiliyor.
FaceTime sırasında yanınızdaki kişi dış ekrandan görüşmeye katılabiliyor.
Bunlar teknik özellik listesindeki “48 MP” sayısından daha ilginç.
Katlanabilir telefonun kamera deneyimi, kamera sensöründen çok telefonun fiziksel biçimini kullanmaya başladığında gerçekten yeni bir şey sunuyor.
229.999 TL başlangıç fiyatı işleri değiştiriyor
Önceki yazıda katlanabilir iPhone’un 2.000 ile 2.500 dolar arasında olabileceğini konuşmuştuk.
ABD başlangıç fiyatı 1.999 dolar oldu.
Yani tahminimizin neredeyse alt sınırında.
Türkiye’de ise tablo çok daha sert.
iPhone Duo Türkiye fiyatları
256 GB modeli 229.999 TL
512 GB modeli 246.999 TL
1 TB modeli 280.999 TL
2 TB modeli 335.999 TL
Ön siparişler 16 Ekim saat 15.00’te başlayacak. Satış tarihi 23 Ekim.
335.999 TL.
Bir telefon fiyatını yazarken rakamı tekrar kontrol etme ihtiyacı hissettiğim noktaya geldik.
Türkiye’de sosyal medyadaki ilk tepkilerin önemli kısmının da ürünün teknolojisinden çok fiyatına yönelmesi şaşırtıcı olmadı. Global tarafta da 1.999 dolarlık fiyat en çok tartışılan konular arasında.
Bence Duo’nun birinci nesildeki amacı zaten milyonlarca kullanıcıya ulaşmak olmayabilir.
Biraz önceki Vision Pro benzetmesine dönüyorum.
Apple önce kategoride nasıl bir deneyim kurmak istediğini gösteriyor. İkinci ve üçüncü nesilde teknoloji olgunlaşır, üretim maliyetleri düşer ve ürün gamı genişlerse Duo daha geniş bir kullanıcı grubuna yaklaşabilir.
İlk Duo ise bana hâlâ bir teknoloji vitrini gibi görünüyor.
Samsung’ın dalga geçmesi haklı mı
Elbette Samsung fırsatı kaçırmadı.
Apple daha Duo’yu tanıtır tanıtmaz sosyal medya hesabından katlanabilir telefon tarafında yıllardır yapılan şeylerin yeniden sunulduğu imasında bulunan paylaşımlar yaptı. Apple’ın Samsung’ın eski fikirlerini yeniden ısıttığı yönündeki göndermesi özellikle yayıldı.
Haksız sayılmaz.
Samsung bu kategoriyi yıllardır geliştiriyor. Katlanabilir ekran, çoklu uygulama, kalem desteği ve farklı menteşe pozisyonları Apple’ın icadı değil.
Fakat teknoloji tarihinde “ilk yapan” ile “ürünü geniş kitlelere anlamlı hale getiren” şirket her zaman aynı olmuyor.
Apple’ın burada ne kadar başarılı olduğunu lansman videosundan anlayamayız.
Duo’nun gerçek sınavı üçüncü taraf uygulamalarda başlayacak.
Instagram, YouTube, bankacılık uygulamaları, oyunlar, yayın platformları ve üretkenlik uygulamaları 7,6 inçlik ekranı gerçekten kullanırsa cihazın anlamı değişir.
Yalnızca büyütülmüş iPhone uygulamaları görürsek eleştiriler daha haklı hale gelir.
iPhone 18 Pro’da sürpriz az ama geliştirmeler doğru yerlerde
Duo bütün ilgiyi üzerine çekse de benim daha gerçekçi satın alma adayı olarak baktığım cihaz iPhone 18 Pro.
Bir gün önce yazdığımız tahminlerin neredeyse tamamı burada tuttu.
A20 Pro geldi.
Buhar haznesi büyüdü.
Dynamic Island yeniden tasarlandı.
Pil güçlendi.
Ve beklediğimiz değişken diyaframlı 48 MP Fusion Ana kamera geldi.
Kamera artık ƒ/1.48, ƒ/1.8, ƒ/2.8 ve ƒ/4.0 diyafram seçenekleri arasında çalışabiliyor.
Telefon fotoğrafçılığı açısından bunu önemsiyorum.
Akıllı telefon kameralarının uzun süredir yaptığı şey hesaplamalı fotoğrafçılıkla fiziksel sınırları yazılımla aşmak. Değişken diyafram ise yeniden optik tarafa gerçek bir kontrol getiriyor.
Alan derinliği üzerinde daha fazla hakimiyet, parlak ışıkta farklı kullanım ve düşük ışık performansı açısından yaratıcı kullanıcıya gerçek bir araç sunuyor.
Her yıl biraz daha yüksek megapiksel görmekten çok daha anlamlı bir kamera yeniliği.
Pro Max’te pil gerçekten büyüdü
Beklentilerden biri de iPhone 18 Pro Max’in daha büyük pil kapasitesiyle gelmesiydi.
Apple doğrudan kapasiteyi öne çıkarmak yerine kullanım süresini anlatıyor.
iPhone 18 Pro Max, 43 saate kadar video oynatma sunuyor. Bu değer iPhone 17 Pro Max’ten altı saat daha uzun. Günlük kullanım için açıklanan süre 29 saate kadar çıkıyor.
Kablolu şarj da hızlanmış.
Uyumlu adaptörle yaklaşık 15 dakikada yüzde 50 seviyesine ulaşılabiliyor.
Pil tarafındaki gelişmeyi kamera kadar önemli buluyorum.
Çünkü yeni telefonlarda işlemci performansı birkaç yıl öncesinden beri günlük kullanım ihtiyacını fazlasıyla karşılıyor. Kullanıcının gerçekten hissettiği gelişme çoğu zaman akşam eve yüzde kaç pille döndüğünde ortaya çıkıyor.
Burgonya rengi gecenin küçük yıldızlarından biri oldu
Apple iPhone 18 Pro’yu dört renkte sunuyor.
Burgonya, buzul, gümüş ve siyah.
Sosyal medyadaki erken yorumlarda burgonya renginin ciddi biçimde sevildiğini gördüm. Geçen yılki daha parlak renklerden sonra daha sakin ve yetişkin bir ton olarak yorumlayan kullanıcılar var.
Ben de burgonyayı başarılı buldum.
Apple’ın Pro serisinde yeni renk yaratmaya çalışırken bazen “bir yıl kullanılıp unutulacak lansman rengi” hissine kapıldığı oluyor.
Burgonya biraz daha zamansız duruyor.
Tabii bir iPhone değiştirme gerekçesi hâlâ renk olmasın.
iPhone 18 Pro Türkiye fiyatı asıl tatsız bölüm
iPhone 18 Pro 256 GB 137.999 TL’den başlıyor.
iPhone 18 Pro Max ise 149.999 TL’den başlıyor.
Depolama yükseldikçe fiyatlar şöyle ilerliyor.
iPhone 18 Pro’da 512 GB 154.999 TL, 1 TB 188.999 TL, 2 TB ise 243.999 TL.
iPhone 18 Pro Max’te 512 GB 166.999 TL, 1 TB 200.999 TL ve 2 TB 255.999 TL.
Geçen yıl iPhone 17 Pro 107.999 TL’den, Pro Max ise 119.999 TL’den başlamıştı.
Her iki modelin giriş fiyatına bir yılda 30 bin TL eklenmiş durumda.
ABD’de de Pro modeller 100 dolar zamlandı. Küresel fiyat artışında bellek maliyetlerindeki yükselişin etkili olduğu belirtiliyor.
Burada benim için satın alma hesabı biraz değişiyor.
iPhone 17 Pro kullanıyorsanız değişken diyafram güzel, pil daha iyi, işlemci daha güçlü.
Ama bunların hiçbiri 18 Pro’ya otomatik geçiş gerekçesi yaratmıyor.
iPhone 15 Pro veya daha eski bir modelden geliyorsanız fark çok daha anlamlı hale geliyor.
Daha önce Hangi iPhone Alınır? rehberinde de aynı şeyi söylemiştim. Her yeni model çıktığında telefonu değiştirmek yerine mevcut cihazın nerede yetersiz kaldığına bakmak daha mantıklı.
Bu rehberi de artık 2026 modelleriyle güncellememiz gerekecek.
Standart iPhone 18 gerçekten gelmedi
Önceki yazının daha ilginç tahminlerinden biri buydu.
Apple yıllardır standart iPhone ile Pro modelleri sonbaharda birlikte çıkarıyordu.
9 Eylül’de bu düzen kırıldı.
Sahnede iPhone 18 Pro, Pro Max ve Duo vardı.
Standart iPhone 18 yoktu.
Bu değişimin ürün stratejisindeki etkisini küçümsememek gerekiyor.
Sonbahar artık Apple’ın en pahalı telefonlarının dönemi.
Daha geniş kitleye hitap eden standart seri başka bir satış dönemine kayıyor.
Apple böylece yılda tek büyük iPhone lansmanı yerine iki ayrı yenileme döngüsü yaratabilir.
Tüketici açısından ise başka bir sonuç çıkıyor.
Eylül ayında yeni iPhone isteyen kullanıcı artık ya Pro seviyesine çıkacak ya Duo’ya çok daha fazla para ödeyecek ya da standart modeli bekleyecek.
Apple’ın ürün gamını daha premium tarafa doğru ittiği oldukça açık.
Apple Watch Series 12 sağlık tarafında daha ciddi
Bir gün önce Apple Watch için şöyle yazmıştım.
Yeni kasa renginden fazlasını görmek istiyorum. Özellikle sağlık verileriyle Apple Intelligence arasında nasıl bir bağ kurulacağını merak ediyorum.
Series 12 tam olarak buraya yöneldi.
Yeni Sağlık Verisi Algılama Sistemi, daha sık kalp atış hızı ve kalp atış hızı değişkenliği ölçümü yapıyor. Yeni hazır olma skoru, kullanıcının günlük fiziksel kapasitesine ilişkin daha anlaşılır bir değerlendirme sunuyor. S11 çip de bu sistemin arkasında çalışıyor.
Series 12’de pil 24 saate, Düşük Güç Modu’nda 38 saate kadar çıkıyor. Yaklaşık 30 dakikada yüzde 80 şarja ulaşabiliyor.
Türkiye başlangıç fiyatı 27.999 TL.
Burada sosyal medya ikiye ayrılmış durumda.
Eski Apple Watch modellerinden geçecek kullanıcılar yeni sağlık özelliklerini ve hazır olma skorunu anlamlı buluyor. Series 11 gibi yakın nesillerden geçişi düşünenlerde ise “yeterince yeni bir şey yok” yorumu daha sık görülüyor.
Ben ikinci gruba biraz daha yakınım.
Apple Watch Series 12 kötü bir güncelleme değil.
Ama Series 11 sahibine “hemen değiştir” diyen bir cihaz da görünmüyor.
Series 6, 7 veya daha eski modellerden geçildiğinde hikâye çok daha güçlü.
Apple Watch Ultra 4 pil konusunda sonunda daha rahat
Ultra serisinde benim baktığım ilk sayı her zaman pil oluyor.
Apple Watch Ultra 4 normal kullanımda 50 saate, Düşük Güç Modu’nda ise 84 saate kadar çalışabiliyor.
Yeni Sağlık Verisi Algılama Sistemi, S11 işlemci, hazır olma skoru, daha sık kalp ritmi ölçümü ve İşitsel Zeka özellikleri Series 12 ile ortak. Ultra tarafında 100 metre suya dayanıklılık, 40 metre derinlik göstergesi, çift frekanslı GPS ve 49 mm titanyum kasa devam ediyor.
Türkiye başlangıç fiyatı 75.999 TL.
Ultra 4 için sosyal medyadaki yorumlarda da benzer bir ayrım gördüm.
İlk nesil Ultra’dan geçenler için pil, sağlık sensörleri ve yeni işlemci anlamlı bir sıçrama oluşturabiliyor. Ultra 3 kullanıcılarının önemli bir bölümü ise geçiş için yeterince büyük neden görmüyor.
Bence Apple Watch artık iPhone’dan daha farklı bir yenileme döngüsüne sahip.
Her yıl değiştirmek çok az kişi için mantıklı.
Üç veya dört nesil beklediğinizde sağlık özelliklerinin birikimi gerçek fark yaratmaya başlıyor.
Sağlık Verisi Algılama Sistemi saatlerin en önemli yeniliği
Burada Apple’ın uzun vadeli stratejisini daha önemli buluyorum.
Saat giderek bildirim gösteren iPhone aksesuarından çıkıyor.
Kalp atış hızı, KHD, uyku, sıcaklık, kandaki oksijen, aktivite ve diğer ölçümlerin aynı yerde toplandığı kişisel sağlık sensörüne dönüşüyor.
Yeni hazır olma skoru da ham veriyi kullanıcıya daha anlaşılır biçimde geri vermeye çalışıyor.
Bence giyilebilir teknolojinin gerçek sorunu uzun zamandır veri toplamak değildi.
Topladığı veriye anlam kazandırmaktı.
“Kalp atış hızım 73” bilgisi tek başına çok az şey söylüyor.
“Bugünkü değerlerin son bir haftadaki uyku ve toparlanma verilerinle birlikte değerlendirildiğinde daha düşük tempolu bir gün geçirmen iyi olabilir” çok daha kullanışlı.
Apple Intelligence’ın Watch tarafında anlamlı olacağı alan tam olarak burası.
AirPods 5 küçük görünen ama iyi düşünülmüş güncelleme
AirPods 5 gecenin en büyük yıldızı olmadı.
Ama günlük kullanım açısından bence en dengeli güncellemelerden biri.
Yeni modelde Aktif Gürültü Engelleme artık standart.
Apple, ANC performansının aktif gürültü engellemeli AirPods 4’e kıyasla yüzde 50’ye kadar güçlendiğini söylüyor. Akustik mimari yenilenmiş, Adaptif EQ geliştirilmiş ve Canlı Çeviri desteği eklenmiş.
İki farklı AirPods 5 seçeneği var.
Standart AirPods 5 9.999 TL.
Kablosuz Şarj Kutusu, sap üzerinden ses yüksekliği kontrolü ve daha uzun pil ömrü sunan model 11.499 TL.
Burada fiyat farkını makul buldum.
Çünkü ikinci modelde yalnızca farklı şarj kutusu almıyorsunuz. ANC açıkken dinleme süresi dört saatten beş saate çıkıyor ve doğrudan kulaklık üzerinden ses seviyesi kontrolü geliyor.
AirPods 5 konusunda tek eleştirim başka yerde.
Canlı Çeviri ve Siri AI gibi özelliklerin cazibesi ülke ve dil desteğine bağlı.
Donanımı aynı gün satın alıyoruz ama yazılım deneyiminin tamamını aynı gün alamayabiliyoruz.
Siri AI konusunda hâlâ küçük bir yıldız işareti var
Önceki yazıda Apple Intelligence ve Siri’nin benim için yeni iPhone kadar önemli olduğunu söylemiştim.
Bu düşüncem değişmedi.
A20 Pro, yeni Neural Engine ve cihaz üzerinde çalışan yapay zeka Apple’ın sunumunun önemli parçalarıydı. Siri AI, uygulamalar arasında işlem yapabilen daha kişisel bir asistana doğru ilerliyor.
Ama Türkiye açısından önemli ayrıntı şu.
Apple Intelligence Türkçe desteğine sahip olsa da Siri AI ilk aşamada İngilizce beta olarak geliyor. 14 Eylül’de başlayacak beta sonrasında ekim ayında Fransızca, İspanyolca, Japonca, Korece ve Portekizce eklenecek. Türkçe Siri AI için aynı takvim açıklanmış durumda değil.
Bence Türkiye fiyatlarını konuşurken bunu da hesaba katmak gerekiyor.
137.999 TL’ye iPhone 18 Pro veya 229.999 TL’ye Duo alan kullanıcı, lansmanda öne çıkarılan yapay zeka deneyiminin tümünü Türkçe olarak ilk günden kullanamayacak.
Apple donanımı küresel olarak aynı gün satabiliyor.
Yapay zeka çağında yazılım deneyimi artık aynı hızda küreselleşmiyor.
Bu ayrım önümüzdeki yıllarda telefon satın alma kararlarında daha önemli hale gelecek.
Türkiye fiyatlarını tek yerde toplayalım
Yeni ürünlerin başlangıç fiyatlarını yan yana koyunca Apple’ın 2026 stratejisi daha görünür hale geliyor.
iPhone Duo 256 GB — 229.999 TL
iPhone 18 Pro 256 GB — 137.999 TL
iPhone 18 Pro Max 256 GB — 149.999 TL
Apple Watch Series 12 — 27.999 TL
Apple Watch Ultra 4 — 75.999 TL
AirPods 5 — 9.999 TL
AirPods 5 Kablosuz Şarj Kutulu — 11.499 TL
iPhone 18 Pro ve Pro Max ile yeni Watch modelleri 12 Eylül’de ön siparişe açılıyor ve 18 Eylül’de satışa çıkıyor. iPhone Duo için biraz daha beklemek gerekiyor. Ön sipariş 16 Ekim, satış 23 Ekim.
Sosyal medyada gecenin galibi Duo oldu
Lansman sonrası sosyal medya yorumlarını taradığımda çok tanıdık bir Apple etkinliği tablosu gördüm.
Bir grup “Apple bunu yıllar sonra yaptı” diyor.
Başka bir grup “Evet ama daha iyi uygulamış olabilir” diye karşılık veriyor.
Bir tarafta 2.000 dolarlık telefon fiyatıyla dalga geçiliyor.
Diğer tarafta Samsung Fold kullanıcıları bile iOS’un katlanabilir ekrana uyarlanma biçimini övüyor.
iPhone 18 Pro tarafında burgonya rengi ve değişken diyafram olumlu karşılandı. Fiyat artışı ve yıllık yükseltmenin yine sınırlı kalması eleştiriliyor.
Apple Watch yorumları ise tahmin edilebileceği gibi ikiye bölündü. Sağlık takibini önemseyenler yeni sensörleri ve hazır olma skorunu güçlü buluyor. Yakın tarihli Watch sahibi olanlarsa yeniliklerin cihaz değiştirmeye yetmediğini düşünüyor.
Bence bu yorumların tamamında ortak bir şey var.
Apple’ın artık her yıl herkesi heyecanlandırması zor.
Ürünler olgunlaştı.
Telefonlar zaten çok hızlı.
Kameralar zaten çok iyi.
Saatler zaten sağlık verisi topluyor.
Bu nedenle gerçek heyecan yeni bir işlemciden çok yeni kullanım biçimi çıktığında oluşuyor.
2026’da o kullanım biçimini Duo getirdi.
iPhone Duo’ya hemen geçer miyim
Hayır.
Ama bu cihazı önemsiyorum.
İlk nesil katlanabilir ürünlerde her zaman aynı endişelerim var.
Menteşe uzun vadede nasıl davranacak?
Ekranın kat izi zamanla artacak mı?
İç ekran günlük kullanımda ne kadar dayanıklı olacak?
Üçüncü taraf uygulamalar büyük ekranı gerçekten kullanacak mı?
254 gramlık ve kapalıyken 11 milimetrenin üzerindeki cihaz günlük kullanımda yoracak mı? İlk cihaz deneyimlerinde kalınlık ve ağırlık zaten eleştirilen konular arasında.
Bunların cevabını lansman videosu veremez.
Ama yıllardır ilk kez yeni bir iPhone’a baktığımda “gelecek yıl bunun neresini değiştirecekler?” yerine “bunu günlük hayatta nasıl kullanırız?” diye düşünüyorum.
Bence Duo’nun başarısı şimdilik burada.
Merak uyandırıyor.
Beklentilerimiz tuttu ama benim fikrim biraz değişti
Önceki yazıda katlanabilir iPhone gerçekten gelirse Apple’ın neden bu ürüne ihtiyaç duyduğunu anlatmak zorunda olduğunu söylemiştim.
Etkinlikten sonra cevabın bir bölümünü aldım.
Daha büyük ekran tek başına yeterli olmazdı.
Apple, Duo’yu daha çok iki kullanım biçimi arasında geçiş yapan iPhone olarak tasarlamış.
Kapalıyken telefon.
Açıkken küçük bir çalışma ve içerik ekranı.
Yarı açıkken masa üstü cihazı.
Apple Pencil ile küçük bir not alanı.
Kamera tarafında kendi tripoduna dönüşebilen bir gövde.
Burada potansiyel var.
Ama 229.999 TL’lik başlangıç fiyatı cihazı günlük iPhone alternatifi olmaktan çıkarıp çok dar bir premium segmente yerleştiriyor.
Ve kamera tavizi hâlâ aklıma yatmadı.
Bu kadar pahalı bir iPhone’da Pro’nun telefoto sisteminden vazgeçmek istemezdim.
Apple geç kaldı ama belki de mesele artık ilk olmak değil
9 Eylül etkinliğinden benim aklımda kalan cümle bu oldu.
Apple katlanabilir telefonda ilk değil.
Yakınından bile geçmiyor.
Samsung yıllardır burada. Huawei burada. Google burada. Çinli üreticiler çoktan farklı form faktörlerini deniyor.
Apple 2026’da gelip katlanabilir telefon fikrini keşfetmiş gibi davranamaz.
Zaten sosyal medyadaki alayların temelinde de bu var.
Fakat Apple’ın tarihine baktığımızda şirketin en güçlü olduğu alan çoğu zaman teknolojiyi ilk çıkarmak olmadı.
Var olan teknolojinin insanların neden kullanacağını daha anlaşılır hale getirmek oldu.
iPhone Duo’nun gerçek sınavı da tam olarak burada.
İnsanlar telefonu katlanabildiği için mi satın alacak?
Yoksa katlanması sayesinde daha önce yapmadıkları bir şeyi yapmaya başlayacakları için mi?
Aradaki fark büyük.
Duo açık ara en büyük yenilik
Apple’ın 9 Eylül etkinliğini yalnızca yeni ürün listesinden okuduğumda iPhone Duo açık ara en büyük yenilik.
Biraz geriye çekildiğimde ise başka bir şey görüyorum.
Apple ürün gamını ikiye ayırmaya başlıyor.
Bir tarafta yıllık olarak olgunlaşan, daha iyi kamera, pil ve performans sunan klasik ürünler var.
Diğer tarafta yeni kullanım alışkanlığı yaratmaya çalışan daha pahalı deneyler.
Duo ikinci gruba giriyor.
Ve bence Apple’ın bundan sonraki dönemde asıl ihtiyacı tam da bu ikinci grup.
Çünkü daha hızlı iPhone yapmak artık kolay anlatılan bir yenilik değil.
Bir telefonu neden yeniden düşünmemiz gerektiğini göstermek çok daha zor.
iPhone Duo kusursuz görünmüyor.
Çok pahalı.
Kamerasında taviz var.
İlk nesil katlanabilir cihaz olmanın doğal soru işaretlerini taşıyor.
Ama uzun süredir ilk kez Apple’ın yeni bir iPhone tanıtırken yalnızca özellik listesini büyütmediğini hissediyorum.
Yeni bir kullanım davranışını satın almamızı istiyor.
Bence 9 Eylül etkinliğinin gerçek başarısı da burada aranmalı.
Duo’nun kaç adet satacağında değil, iki veya üç yıl sonra iPhone kullanma biçimimizi değiştirip değiştiremeyeceğinde.
Bir gün önce “Apple bu kadar beklediyse bize yalnızca bizimki de katlanıyor diyemez” diye yazmıştım.
Bugün cevabımı verebilirim.
Yalnızca bunu söylemedi.
Ama beni tamamen ikna etmiş de sayılmaz.
Apple kapıyı açtı. Şimdi iPhone Duo’nun o kapının arkasında gerçekten yeni bir oda olup olmadığını günlük kullanım gösterecek.


