Dehşetin Yüzü Filmi

Dehşetin Yüzü Filmi – The Nun, 21 Eylül’de vizyonda.

Basın gösterimi ile izleme şansı bulduğum, Conjuring evreninin bir parçası olan film hakkında merak edilenleri yazımda bulabilirsiniz.

 

 

Dehşetin Yüzü Filmi

Eylül ayında izlemeyi en merakla beklediğim filmlerinden olan Dehşetin Yüzü – The Nun, Annabelle ve Conjuring’den öncesini anlatıyor. Conjuring evreninin bir parçası olması sebebiyle serinin hayranlarını hop oturup hop kaldıran yapım, bir parça hayal kırıklığı yaşatmasına rağmen keyif veriyor.

Çıtanın çok yükseldiği serinin spin-off’larının artması dileğiyle spoilersız yorumuma başlıyorum.

 

Dehşetin Yüzü Filmi Konusu

Filmimiz açılışını “gerçek olaylardan esinlendiği” notu ile Amityville’de yapıyor ve korkunç rahibeyi hatırlatıyor.

Ardından 1952 yılına uzanıyoruz. Romanya’da bulunan bir manastırın loş ve sisli odalarında iki rahibenin yaşadığı korkunç olaylar Vatikan’a yansıyor. Konuyu araştırması için mucize avcısı olarak Peder Burke (Demián Bichir) göreve çağrılıyor. Ancak sırlarla dolu ölümler konusunda kimse bilgi sahibi değil ve bir açıklama yapılmıyor. Peder Burke’ten tek istenen ise henüz bir rahibe adayı olan Irene’ı de (Taissa Farmiga) yanında götürerek intiharın ardındaki gizemi çözmesi.

Çocukluğu sanrılar içinde geçen ve rahibe olmak için yemin etmeyi bekleyen Irene ile birlikte yollara düşen Peder Burke, manastırın olduğu bölgeye ulaşıyor. Köy halkı tarafından lanetli kabul manastıra ulaşmak ise hiç kolay değil. İntihar eden rahibeyi bulan Frenchie’nin (Jonas Bloquet) yardımıyla ürkütücü manastıra ulaşıyorlar ulaşmasına ama daha içine giremeden tuhaflıklar başlıyor.

Binanın içi de en az dışı kadar ürkütücü. Etrafı dolaştıklarında ortaya çıkıveren baş rahibe soruşturma yapabilmeleri için bir gece manastırda kalmaları gerektiğini söylüyor. Çaresiz kalan ikili, Frenchie’yi kasabaya yollayıp manastıra yerleşirken korku dolu anlar da başlıyor.

Dehşetin Yüzü Filmi Oyuncuları

Corin Hardy’nin yönetmen koltuğunda olduğu korku filminin senaryosu James Wan ve Gary Dauberman’a emanet edilmiş. Korku filmlerinin tecrübeli ismi James Wan aynı zamanda yapımcı olarak karşımıza çıkıyor.Wan belleklerimizde öyle işlerle yerleşti ki, ismini görmek bile sinema salonlarına koşmamıza sebep oluyor. Bu defa bir parça hayal kırıklığı yaşatıyor ve keşke filmi de yönetseydi diye de düşündürüyor.

Film bilindiği üzere The Conjuring evreninin bir parçası ki, (bu seri korku filmi sevenler için son zamanların en önemli yapıtları arasındadır) Ed ve Lorraine Warren çiftinin başından geçen ve kayıt altına aldıkları olaylardan esinlenir. Şimdiye dek 70’li yıllarda yaşanan olayları gözler önüne seren seri, korku filmi sevenler arasında çok özeldir. Dehşetin yüzü filminde de seriye gönderme yapıldığını, ancak bunun çok kısıtlı kaldığını da belirtmeliyim.

 

Yapımda iyi ve kötü olan taraflara gelince.

Beklediğiminde üzerinde basitlikte, klişe ve tahmin edilir bir düzende ilerleyen senaryo filmin en kötü taraflarından biri. Bu basitliğin üzeri bolca tutulan klişe korku filmi sahneleri ile örtülmeye çalışılmış. Mekan ve ışık seçimi ise çok iyi, eşlik eden müzikler ise gerilimi hep canlı tutuyor. Salt geleneksel bir şeytan çıkarma filmi yapmanın dışına çıkılması ve geçmişe bağlantı noktaları ise izlediklerimizi daha ilginç bir hale getiriyor. Bu açıdan bazı sahneleri ve yaklaşımı çok başarılı buldum.

Karakter derinlikleri de hiç fena değil. Korkunç rahibenin kim olduğunu nihayet öğreniyoruz. Senaryodaki klişe geçişlere rağmen bu kısım güzel aktarılmış. Malum kendisi Lorraine Warren’ı en çok korkutan karakterdi. Bu arada korkunç rahibeyi Bonnie Aarons canlandırıyor. 

Tüm bunların dışında filmin şaşırtıcı derecede başarılı bir oyuncu kadrosu var.

Rahibe Irene rolüyle izlediğimiz Taissa Farmiga çok genç bir isim. Vera Farmiga’nın kardeşi olan yıldız American Horror Story’nin pek çok bölümünde rol almıştı. Tıpkı ablası gibi o da çok başarılı bir oyuncu. Filmde doğal olarak dini ögelere bolca yer verilmişti. Taissa Farmiga’nın Meryem Ana’ya fena halde benzemesi beni şaşırttı.

Deneyimli isimler Demián Bichir ve Jonas Bloquet’e ek olarak “filmin isminden mütevellit” kalabalık bir rahibe kadrosu da bulunuyor. En çok etkilendiğim sahneden minik bir kareyi de (çözünürlük berbat ama idare edin) aşağıda paylaşıyorum.

 

 

Uzun zamandır izlemeyi beklediğimiz Dehşetin Yüzü filmi – The Nun, her ne kadar “The Conjuring” ve “The Conjuring 2” ile aynı seviyede olmasa bile keyif veriyor. Ben tekrar izlemeyi düşünüyor, sizlerin de beklentisiz izlemenizi öneriyorum.

Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim.

 

Dehşetin Yüzü Filmi Fragmanı

Dehşetin Yüzü Filmi Yorumu

  2Yorum

  1. Pingback: Eylül 2018 Filmleri - Fundalina

  2. Pingback: 2018’in En İyi Filmleri - Fundalina

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir